UZEYIR GARIH'I MOSSAD MI OLDURDU?

 

http://www.yesil.org/garihcinayeti.htm den alinmadir.
 

Onları kasaplık koyunlar gibi ayır,
ve öldürme günü için onları hazırla
YEREMYA BAB: 12 AYET: 3

Bazı ayrıntılar vardır, çok önemsiz, sıradan, normalmiş gibi gelir insanlara. Mesela Üsame’nin militanları tarafından yapıldığı söylenen WTC eyleminin harekat üssü olan Boston. Çok az insan MOSSAD’ın en önemli üssünün Boston’da, hem de militanların istirahat ettiği söylenen motelin bir kaç blok ötesindeki 7 katlı bina olduğunu bilir. Bir ayrıntıdır ama önemsizdir.

Geçelim…

Üzeyir Garih cinayeti de böyle bir cinayet… Planlanışıyla, çözümüyle, soru işaretleriyle tam bir profesyonel işi. Bizim komplosever beyinlerin tahmin ettiklerinin aksine, cok basit ama, bir kaç denklemlik bir operasyon. Ama bunu anlayabilecek bir komleks zeka henüz yok TC’de.

Mesela insanların aklına düşen uçakların karakutularında ses kaydının olmaması saçma geliyor da, katil adayı Yener Yermez’in Beşiktaş’ta bir bankanın ATM’sine bıraktığı kartta parmak izinin nasıl olmadığı sorusu gelmiyor.
Ya da kimin sildiği!!!

Bendenizden beklediğinizin aksine, size Garih Operasyonu’nun kronolojik anlatımını yapmayacağım. Çünkü eminim, cinayeti işleyenler de bilmiyorlar. Sadece herkes kendi halkasının içini biliyor. Yani önemli işler böyle yürür…
Bilmeyen için hatırlatayım:

Benzeri bir operasyon yıllar once Jak Kamhi için tasarlanmıştı. Bir şekilde duyumunu almıştım operasyonun. Ancak operasyonu yöneten ekibin bir üst halkası, Kamhi Suikasti’nin sadece ‘girişim’ ile sınırlı tutulacağını, verilmesi ve alınması gereken mesajların yerine ulaşacağını söylemişlerdi.
Öyle de çıktı.

Şimdi araştırmacıların cevabını arayacakları soru şudur: Kamhi Suikasti’nden dolayı içeri alınan iki şahıs (ki bunlardan sadece biridir önemli olan. Çünkü esas beyin oydu) şu anda nerdedir? Acaba devlet yetkilileri bu sorunun cevabını biliyorlar mı? Yoksa resmi estetik operasyonlarını yapan mikrocerrahın toz edilen randevu defterine mi başvuracağız…
Geçiyoruz…

MESAJ ALINMIŞTIR!

Ancak her operasyon Kamhi Suikasti gibi, mesaj vermek amacıyla yapılmaz. Garih Operasyonu da böyle bir şeydi. Ciddiydi, çünkü bir kaç menfaat gurubu birden sinirlenmişti.

Siz bakmayın olaydan sonra, bir şekilde medya piyonlarını kullanar tarafından ‘Dul kadın safsatası’ ile kandırılan kamuoyuna. Garih de diğer dindaşları gibi kendi ülkesine, zorunlu olarak vergi ödüyordu.

Ne var ki, klasik Yahudi genlerinin etkisiyle bir süre sonra ödediği miktarın çokluğundan şikayet edip, indirime gidilmesini istemişti. Elbette Kabul edilmez olan bu teklif tereddütsüz reddedildi ve Üzeyir Garih için yaşamın tehlikeli ve kaypak olan günleri başladı. İşte tam bugünlerde, ortağı Alaton ile yurtdışında emniyetli bir yerde istişare edilip, yeni vasiyetler düzenlendi. Garih yaşadığı ülke ile, mensup olduğu etnik kökekinin açıklarını ve güç noktalarını çok iyi biliyordu. Vergi vermemek için başka, ancak yerli bir birime müracaat etti. Ancak tam bir yağmurdan kaçarken, doluya tutulma hadisesi yaşadı. Kendisini Yahudilere karşı koruyacak bu yerli derinlik, daha çok büyük bir delik açmış, Garih’I emmeye başlamıştı. Bundan da rahatsız olan Garih, başta Devlet Bahçeli olmak üzere, tüm legal ve illegal kanalları denedi. Ancak bütün bunlara rağmen, bagajındaki çantaya koyduğu para eksilmedi.

Ve Garih sonunda bir gün yeter, dedi.

Resti çekmişti.

Elbette çok kızdı yerel derinlik. Zaten son dönemlerde ‘Ergenekon’ adı altında yavaş yavaş deşifre edildikleri için Garih, sesini çok çıkararak iliğinin emilmesini engelleyeceğini düşündü.

VE EYLEM PLANLANIYOR

Eylem için toplam üç toplantı yapıldı. Üç ayrı alternatif teker teker değerlendirildi. Bir taraftan da Eski Ahit tetkik ediliyor, dinsel referanslar aranıyordu. Bulundu da. O sırada askerlik yapan bir ülkücü (cezaevinde ülkücü olmustu zira) Yener Yermez’e yahudilik hakkında kısa ve küçük dersler verildi. (Bu arada bu derinliğin elindeki diğer kont-militanlar da gözden geçirildi. Bu iş için yetiştirilen İBDA-C timleri elden geçirildi) Ancak Yermez de karar kılınıldı. Eylemi nasıl yapacağı anlatıldı. Hatta dosyası son anda Af yasasına yetiştirildi ve TSK’daki dosyasına çok sonradan bir akıl hastanesi raporu eklendi. Aslında görevi tek başına yapamayacağı cok iyi biliniyordu ve bu tür işler şansa bırakılmayacak kadar ciddiydi. Yanında bulunan iki arkadaşı, kendisini yönetmesine rağmen, lider oymuş gibi görüntü çizildi.

Şimdi zihninizi toplayıp ilk güne gidin. Ve resmi raporlara olayın kaç suç aletiyle işlendiğinin geçtiğini hatırlayın.

3 değil mi?

Hatta birinin çok sonradan kasatura olduğu iddia edildi, ama elbette bu bir dezenformasyondu. Peki nereye gitti diğer iki bıçak?

Bu sırada Garih toplantı üzerine toplantı yapıyor, aracı üzerine aracı arıyordu. Ertaç Dinar’dan, İlhan Kesici’ye kadar bir çok kişiyle üst üste toplantılar yaptı. Yarı-resmi İsrailli temsilciler ile mülakatlar yaptı. Bu sırada, operasyon ekibi, olay yeriyle ilgili keşiflere başlamışlardı bile. Çok ayrıntılı bir çalışma ile, işin içine fuhuş yapan kadınlar katıldı. Yermez’in olaydan bir kaç ay öncesinden bu insanlarla tanıştırılıp ilişkiye girmesi sağlandı.

Olay gününü daha sonra anlatacağım, zira ulaşamadığım karanlık bir iki küçük ayrıntı kaldı. Ama sonrası zaten çok net..

Garih vurulduktan sonra gözcü ve bıçaklayan iki kişi onun üzerinde, kendilyerine tarif edilen şekilde çalışmaya başladılar. Talmud’ta belirtildiği gibi, arkadan kalbine kadar ulaşacak bir darbe vurdular. Sonra kücük ve sivri bir bıçak ile her iki gözünü deldiler. Eski Ahit buna ‘göz akıtma’ diyordu ve aç gözlülere uygulanan bir cezayldı bu. Ne yazık ki otopsi kayıtlarına geçmeyecekti bu yaralar. Zaten bütün bunlar ilk etapta görülmesin diye ceset ters çevrildi. Ve sol diz kapağı da tam altından keskin ve kalın olan bıçakla parçalandı. Bu da ‘Yahudilik davasından dışarı adım atmanın’ cezasıydı.

Bütün bu mesajları alabilecek kişiler vardı.

Nitetim Rigudin, yani Vasili Vasili Siguryev bunlardan biriydi. Balkan bölgesinin avcunun içi gibi bilen bu ajan, esasen Garih’in öldürüldüğü günkü Bulgar İş konseyi ile görüşmeyi sağlayan kişilerden biriydi. Ve gündemsiz bu ölümün peşine düşmüştü. İddiaya gore Dimitar Rigudin Trud gazetesinin 28 Ağustos salı günkü sitesinde şu iddiayı dile getirmişti: "İsrail gizli istihbarat örgütü MOSSAD, Amerikan Merkezi İstihbarat Örgütü CIA'ya rapor gibi bir kaset hazırladı." Rigudin'e göre, kasette, "Garih'in başına bir şey gelirse, bizden uzaklaştığı için gelir" sözleri kayıtlıydı. Rigudin, bu sözlerden hareketle, Garih cinayetinde MOSSAD parmağı olduğunu açıkça yazmıştı. Ve 4 Eylül gibi göldürüldü. Bilin bakalım nasıl?

Söyleyeyim:

Çok yakından ensesine ateşli silahla tek el ateş edilerek!
Eylem aklınıza ilk neyi getiriyor acaba?

Bir ayrıntı daha, aslen Rus olan Rigudin, İbranice’yi ana dili gibi biliyor. Tabii Eski Ahit’I de…

Yapılan ilk planlara gore Yener Yermez’in ortaya çıkmaması lazımdı. Ancak hesapta olmayan bir aptallık. Yani cep telefonun başka GSM kartıyla kullanılması, MOSSAD ajanlarının Yermez’e ulaşmalarını sağladı.

O sırada buram buram acemilik kokan bir ‘firar’ senaryosu oynandı. Oyza Yermez’in birilerinin elinde olduğunu işten anlayan herkes biliyordu. Senaryonun delmikleri tıkandıktan sonra Kayseri otobüsüne onu oturtanları bulup sormak lazım: Bütün Türkiye’nin aradığı katil adayını, hangi geri zekalı düşünce, kendi köyüne gitmek için, üstelik adım başı arama yapılan şehirelerası otobüse bindirip yollar?

Bu aşadaman sonra, ikinci senaryo devreye girdi. Ve hemen fuhuş yapan cahil küçük kadınlar senaryosu oynanmaya başladı. Türk medyası da buna çoktan razıydı zaten.
Deli Fuat’ın yerine Deli Yener konmuştu o kadar. Bir de, Türk insanının affetmeyeceği ‘Mezarlıkta zina yapan Ahlaksız sapıklar’ görüntüsü.

Olaydan bir kaç gün once Kudus’te yayın yapan Jarusalem Post gazetesi, Türkiye’deki Yahudi işadamlarınrın adlarını sayarken, Garih’ten pek iyi cümlelerle söz etmezken, ölümünden sonra bir Yahudi kahramanın öldüğünü duyarması, kendi içlerine ağlamak olarak ifade edilebilir.

ŞİMDİ NE OLACAK?

Garih Cinayeti şeklen cözülmüş gibi gösterilebilir. Ki öyle bir yöne doğru gidiyor. Zira Ergenekon’un çözülmesi şimdilik mümkün değil. Mossad ise uzun süredir vergisini aksatan Garih’in temizlenmesinden memnun, Alaton’un aynı akibete uğramaması için görüşmelere başladı bile. Garih’in aylar önce geri yolladığı Yahudi korumalar yine Alarko binasının önüne gelmeye başladılar.

Devam edecek…

 

‘BABASI ŞEYHE GİTMİŞ’
"1992'de bir gün beni aradı. Acele Eyüp Mezarlığı'na gelmemi istedi. Beni bir kabrin başına götürdü. 'Bak Cemal! Anlatacaklarım ikimizin arasında kalacak' dedi. 1930'da vefat eden Şeyh Küçük Hüseyin Efendi'nin mezarını gösterdi. Bana 'Burada yatan zat benim için çok değerlidir. Onu babamın bana anlattığı şekliyle gıyaben tanıyorum. Babam bana doğumumdan itibaren Şeyh Küçük Hüseyin'in sık sık evimize geldiğini anlatırdı. Bu zat babama 'Bu çocuk ülkesine büyük hizmetlerde bulunacak' dermiş. Onu dünya gözüyle hiç görmedim ancak dün gece rüyama girdi. Benden mezarını yaptırmamı istedi' dedi."
Cumalı, mezarı bir hafta içinde Garih'in istediği şekilde yapınca Garih'i çağırmış. Garih kabir başına geldiğinde Cumalı'ya şeyhin, babasının komşusu olduğunu belirterek şu öyküyü anlatmış: "Babamın uzun süre çocuğu olmayınca bu zata bir gün, 'Hocam bizim çocuğumuz olmuyor. Dua buyursanız da bizim de çocuğumuz olsa' der. Birkaç gün sonra bu zat gelip babama 'Sizin bir erkek çocuğunuz olacak. Adını da Üzeyir koyun' der. Ardından ben dünyaya gelmişim. İsmimi de bu zatın tavsiyesiyle Üzeyir koymuşlar."

‘ADI HAZRETİL ÜZEYİR GARİH'
Cemal Cumalı, Garih'le olan gönül bağlarının emekliliğinden sonra da devam ettiğini vurguluyor. "En son geçen yıl o zatın kabrini boyamamı istemişti. Hatta ilk sefer boyayı beğenmedi. Daha açık yeşile boyamamı istedi. Bir boyacı ustası buldum, yeniden boyadık. Bu sefer çok beğendi" diye konuşan Cumalı, son olarak Garih'in isteği doğrultusunda evine çelik kasa yaptığını da kaydetti. Cumalı, bir seferinde Garih'in kimliğini gördüğünü ve kimlikteki isminin tam olarak Hazretil Üzeyir Garih olarak geçtiğini de iddia etti.

Şeyh'e götüren şiir
Üzeyir Garih'in öldürüldüğü yere gelen Güneri Akderin, ünlü işadamına Şeyh Küçük Hüseyin'in mezarı başında sık sık rastladığını belirterek, "Mezarın başında duvara yaslanıp dakikalarca dua ederdi. Kendinden geçmiş bir hali olurdu" dedi.

'Beni öldüm sanmayın!'
Bir defasında Garih'e "Sizi buraya getiren nedir?" diye sorduğunu anlatan Akderin, sözlerine şöyle devam etti: "Şeyh Küçük Hüseyin'in mezarının biraz aşağısında bulunan Şair Sıtkı Ozansoy'un mezarında yazan bir şiiri gösterdi bana. Bu şiir beni buraya getirdi' dedi. Şeyhe hitaben yazılan şiir şöyleydi:

Öldüm sanmayın Ölüm vuslata açılan yoldur Dertli sanmayın Derdi olmaz bu yol yolcusunun Gönlüm sermi merdivene Şeyhim Hüseyin'e çıkanlar çiğnesin Dostlara ayak tozu olsun Toprak bedenim...
 

UZEYIR GARIH CINAYETININ ASAGIDAKI FOTO ILE ILGISI OLDUGU IDDIA EDILIYOR!

Dr. Üzeyir Garih'in Ortaköy Holding Binası Konferans Salonunda 25.08.2001 cumartesi günü saat 11.00 - 12.00 arasında Bulgaristan Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Nicolay Vasilev başkanlığındaki heyet ile yaptığı iş toplantısından görüntüler.

Sn. Üzeyir Garih'in son yolculuğuna çıkmadan önceki en son fotoğraflarıdır.

Merhuma Allah'dan rahmet diliyoruz. Ruhu şad olsun.
 


 

Garih cinayetinde ikinci zanlı şüphesi  

İşadamı Üzeyir Garih cinayeti sanığı Yener Yermez`in, idam cezası istemiyle yargılandığı davanın bugünki duruşmasında açıklanan adli tıp raporu akıllara cinayette ikinci bir zanlı olabileceği şüphesini getirdi. Kesici alet yaralarının tek yüzü keskin bıçakla açıldığı bildirilen raporda, Garih`in sağ kulağındaki yaraya ise ne tür bir kesici aletin neden olduğunun anlaşılamadığı belirtildi.

Raporda, "kuruma gönderilen 5 bıçağın, Garih`in sağ kulağındaki yara dışındakiler hariç, diğer yaraların açılmasında kullanılıp kullanılmadığına ilişkin kesin bir kanı oluşmadığı" belirtildi.
Aynı raporda, kesici ya da delici aletle açıldığı; derinliği, açısı ve fiziki özelliğinin incelenmesi sonucu belirlenen bu yaraların, 5 bıçaktan herhangi biri, hepsi ya da buna benzer bir başka bıçakla işlenmiş olabileceği belirtildi. (07.12.2001, Hürriyet)

 

Adli Tıp raporu, Garih cinayetindeki soru işaretlerini artırdı

Cinayette İkinci Bir Kesici Alet Kullanılmış

 

Adli Tıp raporu, Üzeyir Garih'in öldürülmesinde ikinci bir cinayet aleti mi var sorusunu gündeme getirdi.

Rapora göre, Garih'in kulak arkasından aldığı ve ölümüne asıl neden olan yaranın nasıl bir cisimlle açıldığı belirlenemmedi.

İşadamı Üzeyir Garih'in öldürülmesiyle ilgili olarak Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ikinci duruşması yapıldı. Hasdal Askeri Cezaevi'nde tutuklu bulunan katil sanığı Yener Yermez, geniş güvenlik önlemleri altında duruşma salonuna alındı.

Yermez'in duruşmadaki tavırlarının öncekine göre çok farklı oduğu dikkat çekti. Önceki tatbikatlarda ve duruşmada medya mensuplarıyla göz göze gelmekten kaçınan, genellikle yere bakan Yener Yermez bu kez farklı davrandı.

Sık sık gülümsediği gözlenen Yermez, bugünkü duruşmada da ilk kez uzunca bir süre basın mensuplarının önünde konuştu.

Adli Tıp'tan gelen olayla ilgili raporda yer alan bilgiler cinayetle ilgili yeni soru işaretleri yarattı.

Duruşmada asıl dikkati, Adli Tıp'tan gelen rapor çekti. Adli Tıp'tan gelen rapor iki önemli tespit yapıyordu.

* Buna göre, Üzeyir Garih'in cesedindeki yaralar, tek yüzü keskin bir bıçakla açılmıştı.

* İkinci tespit ise, adli tıp uzmanları, Garih'in sol kulağının arkasındaki yaranın nasıl bir aletle açıldığını belirleyememişlerdi. Üstelik bu, ölüme asıl yol açan yaraydı.

Adli Tıp raporu, Üzeyir Garih cinayetiyle igili yeni ve önemli bir soru işareti daha doğurdu.

* Adi Tıp raporuna göre, Garih cinayetinde ikinci bir kesici cisim daha kullanılmıştı. Yener Yermez, cinayeti üstlenmesine rağmen, neden ikinci bir kesici aletten ya da bıçaktan söz etmemişti?

Mahkeme heyeti geçen duruşma, müdahilliği kabul edilen Üzeyir Gerih'in oğlu İzzet Garih ile, olayın görgü tanığı olduğu ileri sürülen Pınar Konuşkan ve otoparkçı Ayhan Yıldız'ın ifadelerinin alınması için mahkemeye çağırmıştı.

İzzet Garih, avukatı aracılığıyla duruşmaya bir dilekçe gönderdi ve sanıktan davacı olduğunu bildirdi. Psikolojik durumundan dolayı duruşmalara katılmak istemeyen İzzetGarih'in talebi, mahkeme heyetince kabul edildi.

Yener Yermez'in sevgilisi olduğu iddia edilen ve emniyetteki sorgusunda olayın görgü tanığı olduğunu iddia eden Pınar Konuşkan'a ise, adresini değiştirdiği için, mahkeme celbinin ulaştıralamadığı anlaşıldı. Konuşkan'ın bir sonraki duruşmaya getirilerek ifadesinin alınması bekleniyor.

Yener Yermez ile Pınar Konuşkan'ı birarada gördüğünü iddia eden otoparkçı Ayhan Yıldız, ifade verdi. Yermez, gülerek dinlediği Ayhan Yıldız'ın iddialarını yalanladı. Yermez ile tanık Ayhan Yıldız, arasında zaman zaman tartışma çıktı.

Mahkeme heyeti, Yener Yermez'in müşahede altında tutulmasına devam edilmesi ve Yermez'in cezai ehliyete sahip olup olmadığıyla ilgili Adli Tıp raporunun beklenmesine karar vererek duruşmayı erteledi. (07.12.2001, Ulusal Kanal)

 

Üzeyir Garih Cinayeti-I

Yener Yermez yakalandı ama, cevapsız sorular daha da arttı

Yener Yermez'in yakalanması, ilk sorgusu, mezarlıkta tatbikat yaptırılması, Üzeyir Garih cinayetiyle ilgili cevapsız soruları azaltmak yerine artırdı.

Polis soruşturması, cinayetle ilgili temel soruların yanıtlarını bulma yönünde değil, olayın daha da karmaşıklaşması yönünde ilerliyor.

Soru 1:Üzeyir Garih, Eyüp'e ve mezarlığa neden gidiyordu ve gidiş amacını ailesinden niçin saklıyordu?

Soru 2 : Yener Yermez'in pantolonunda neden sadece ufak bir kan lekesi bulundu?

Soru 3 : Yener Yermez?in cinayet yerinde neden hiç parmak izine rastlanmadı?

Soru 4 : Pınar Konuşkan ve 4 kadının kanı ile cinayet yerindeki kadın kanı tutmadı. Bu kan lekelerinin sahibi kadın kim?

Soru 5 : Yener Yermez, suç delili cep telefonunu neden yanında kışlaya götürsün?

Soru 6 : 200 milyon lira için 11 bıçak darbeli cinayet işlendiği görülmüş müdür?

Soru 7 : Cinayet para için işlenmişse, neden cüzdan alınmadı?

Soru 8 : Para cüzdanın içinden alınmışsa, neden Yener Yermez'in parmak izine rastlanmadı?

Soru 9 : Yermez, ilk tartışmadan sonra bıçağı alıp dönerken, Garih mezarlıkta katilini neden bekledi?

Soru 10 : 2 milyon liraya alınan bıçakla güpegündüz adam öldürülebilir mi?

 Bölgesel cinayetler zincirinde 2. halka

Değerli izleyiciler, Ulusal Kanal, bu akşam çok önemli bir gelişmeyi ve iddiayı gündeme getiriyor. Üzeyir Garih cinayetinde bütün dikkatler, polis tarafından baş zanlı ilan edilen Yener Yermez'in yakalanmasına çevrilmişken, dün Haber Merkezimize, Bulgaristan sınırımızın hemen bitişiğinden bir başka cinayet haberi ulaştı. Öldürülenin kişinin uluslararası kimliği ve son günlerdeki açıklamaları, Garih cinayetiyle ilgili polisin bütün iddialarını ve senaryoyu kökten değiştirebilecek nitelikteydi...

Ayrıntıları haberimizde birlikte izleyelim...

Ağustos'un son cumartesi günüydü. Takvimler 25 Ağustos'u gösteriyordu. Ekonomik kriz ve bunaltıcı sıcaklardan yorgun düşen Türkiye, hafta sonu tatilinin rehaveti içindeydi.

Bir büyük cinayet haberiyle irkildi. Musevi asıllı işadamı Üzeyir Garih, Eyüp'teki Müslüman mezarlığında bıçaklanarak öldürüldü... Polis, daha ilk saatlerden itibaren, ısrarla, olayı bir anda işlenmiş basit bir cinayet gibi sunmaya çalıştı...

Takvimler 4 Eylül'ü gösterirken iki önemli gelişme birden yaşandı. Polis tarafından Garih'in katil zanlısı ilan edilen kaçak Yener Yermez Kayseride yakalandı. Aynı saatlerde, Bulgaristan sınırımızın hemen dibinden, Ulusal Kanal'a bir başka cinayet haberi daha geldi. Dimitar Rigudin adlı bir şahıs, Türkiye sınırına çok yakın Bulgar kenti Svilengrad'da öldürülmüş olarak bulunmuştu....

Öldürülen Rigudin'in son yazısı: Garih'i MOSSAD öldürttü

Evet, değerli izleyiciler. İlk bakışta, iki olay arasında hiçbir bağlantı yok gibiydi. Öldürülenler farklı ülkelerin vatandaşıydı. Değişik tarihlerde ve farklı ülkelerde öldürülmüşlerdi. Birinin yaşamına bıçakla son verilmiş, diğeri kurşunlarla katledilmişti. Ancak... farklılık burada bitiyordu. İki karanlık olay üzerindeki örtüleri biraz aralayınca, karşımıza ortak noktalar çıkmaya başlıyordu... Nasıl mı, haberimizde izleyelim...

Bulgaristan'daki karanlık cinayette hayatını kaybeden Dimitar Rigudin, aslında, Ulusal Kanal'ın haber bültenlerini izleyenler için yabancı bir isim değil. 29 Ağustos Çarşamba tarihli ana haber bültenimizde Üzeyir Garih cinayetiyle ilgili Rusya kaynaklı bir haber vermiştik. Haberde, iki Rus gazetesinin, Garih cinayetinde Mossad parmağını işaret ettiklerini duyurmuştuk...

Evet, iki Rus gazetesinden Trud'da çıkan yazının altındaki imza, bugün bizim için tanıdık bir isimdi. DİMİTAR RİGUDİN'di. Yani, 4 Eylül'de Bulgaristan'ın Svilengrad kentinde öldürülmüş olarak bulunan Dimitar Rigudin. İki gündür artık yaşamayan Dimitar Rigudin, Rus Trud gazetesinin 28 Ağustos salı günkü sayısında şu iddiayı dile getirmişti: İsrail gizli istihbarat örgütü MOSSAD, Amerikan Merkezi İstihbarat Örgütü CIA'ya rapor gibi bir kaset hazırlıyor. Rigudin'e göre, kasette, "Garih'in başına bir şey gelirse, bizden uzaklaştığı için gelir" sözleri kayıtlıdır. İşte, Rigudin, bu sözlerden hareketle, Garih cinayetinde Mossad parmağını açıkça yazmıştı.

İşte, Dimitar Rigudin, 28 Ağustos'ta bunları yazdı. Yazısının daha mürekkebi bile kurumadan, 8 gün sonra, 4 Eylül'de de, Türkiye sınırınının hemen bitiğişindeki Svilengrad kentinde öldürülmüş olarak bulundu....

Rigudin'in ölümü İzvestila'da: Rus komiser, İsrail kurbanı mı?

Peki, bir başka ülkedeki, Türkiye'deki Üzeyir Garih cinayeti hakkında derinlemesine yorum yapabilen, bundan 8 gün sonra da kurşunlarla hayatını kaybeden Dimitar Rigudin kimdi? Böylesine iddialı yorum yapacak bilgilere ve belgelere yakın biri miydi?

Üzeyir Garih cinayeti üzerine, 28 Ağustos tarihli Rus Trud gazetesinde "Mossad parmağı" yazısını yazan Dimitar Rigudin, sıradan biri değil. Zaten Rigudin'in ölümü de, Rusyanın ünlü gazetelerinden İzvestiya'nın internet sitesinde, flaş haber olarak duyuruldu. Haberin başlığı aynen şöyle: "Rus komiser, İsrail kurbanı mı?"

Peki, Dimitar Rigudin kimdi? Ulusal Kanal'a ulaşan bilgilere göre, 40 yaşlarında olan Dimitar Rigudin Rus vatandaşı. En önemli özelliği, Rusya'daki en önemli Mossad uzmanlarından biri olması. Dimitar Rigudin'in dikkat çekici bir başka yönü ise, onun etnik kimliği.

Rigudin de, Üzeyir Garih gibi, Musevi asıllı. Yani Yahudi.

Eskiden Sovyetler Birliği sınırları içinde bulunan, bugün Gürcistas'da kalan Soçi kentinde doğuyor. Sovyetler Birliği döneminde polis olarak çalışıyor.

Dimitar Rigudin, Sovyetler dağıldıktan sonra, Rusya Federasyonu'nda üst düzey polis komiserliği yapıyor. Her zaman istihbarat bürolarında görev yapıyor...

Bugünkü Devlet Başkanı Putin'den önce, Yeltsin döneminde devletle ilişkisi kesiliyor. Putin dönemiyle birlikte istihbarat görevine geri dönüyor.

Ünlü Sovyet gizli servisi KGB'nin yerine kurulan Rus Gizli Servisi FSR için çalışmaya başlıyor. Venezuela'da, Güney Afrika'da, Yunanistan'da, ve son olarak Bulgaristan'da görevli olarak bulunuyor.

Dikkat çeken bir nokta daha. Dimitar Rigudin, bir süre Türkiye'de de görev yapıyor. Yani Türk siyasetine, Türk devletinin bölge politikalarına yabancı bir isim değil.

4 Eylül'de Bulgaristan'da öldürülmüş olarak bulunan Rus istihbaratçı, Mossad uzmanı Dimitar Rigudin hiç evlenmemiş. Ulaşabildiğimiz bilgilere göre, Dimitar Rigudin, Rusça'nın yanı sıra, İbranice, Bulgarca, İngilizce ve İspanyolca'yı iyi derece biliyordu.

Bulgaristan'daki cinayet hakkında Ulusal Kanal'a ulaşan bilgilere göre, Dimitar Rigudin son dönemde Bulgaristan'ın Karadeniz kıyısındaki Varna kentinde yaşıyordu.

Cinayet, 4 Eylül sabahı, Üzeyir Garih'in öldürülmesinden 10 gün sonra işleniyor. Rigudin'in, çok yakın mesafeden ateşlenen bir silahla öldürüldüğü belirtiliyor. Onu yakından tanıyanlara göre Rigudin, görevi gereği, yakın mesafeden öldürülmeye karşı eğitimli biriydi. Yakın mesafeden ateş edilerek öldürülmüş olması, olayda Rigudin'in tanıdığı biri ya da birilerinin tetikçi olarak kullanıldığı şeklinde değerlendiriliyor.

Rigudin, Svilengrad'da öldürülüyor, cesedi daha sonra Varna'ya götürülüp kaldığı evin önüne atılıyor. Bu öldürme biçimi için, "meydan okuma" yorumu yapılıyor.

Ver çarpıcı bir iddia daha. Üzeyir Garih cinayetinde Rus Trud gazetesine yazdığı yazıda, Mossad parmağına dikkat çeken ve 4 Eylül'de Bulgaristan'da öldürülmüş olarak bulunan Rus Musevisinin asıl kimliği de belli değil. İddialara göre, Dimitar Rigudin, takma bir isim. Dimitar Rigudin, başka isimler de kullanıyor.

Ulusal Kanal'ın tesbit ettiği isimleri şöyle: Alexi Kataleç, Mihail Liguşev ve Oleg Triguşin. Zaten, Trud gazetesinde Garih cinayetini MOSSAD'ın işlediğine dair haberi Oleg Triguşin imzasıyla yazdı, daha sonra Dimitar Rigudin imzasıyla da yorum yaptı.

Değerli izleyiciler... Sadece Ulusal Kanal'ın gündeme getirdiği Dimitar Rigudin cinayetiyle ilgili gelişmeleri ve yeni bilgileri bundan sonra da ayrıntılı olarak vermeye devam edeceğiz.Ulusal Kanal'ın Haberi(05.09.2001)

Polis iddiası: Yermez, cinayeti para için işlediğini itiraf etti

Vurgun operasyonuydu, Anayasa değişikliğiyde derken gündemin alt sıralarına inen Üzeyir Garih cinayeti bugün sıcak bir gelişmeyle yeniden ön plana çıktı.

Polis tarafından cinayetin bir numaralı zanlısı ilan edilen ve İstanbul'da aranan Yener Yermez, 8 gün sonra, memleketi Kayseri'nin girişinde bir otobüste yakalandı.

Yermez'in yakalandığının açıklanmasının üzerinden 2 saat geçmişti ki, Kayseri Valisi bir açıklama yaptı. Valiye göre, Yener Yermez, cinayeti para için işlediğini itiraf etmişti.

Üzeyir Garih cinayetinin bir numaralı zanlısı olarak aranan Yener Yermez'in yakalanmasıyla ilgili gelişmeler şöyle oldu:

Saat 11.10: Yener Yermez, memleketi Kayseri'ye giriş yapmak isterken otobüste yakalandı. Yermez, kimlik kontrolü yapan polise önce kendini başka bir isimle tanıttı. Polis, Yermez'in durumundan şüphelendi. Üstünü arayınca, "Yener Yermez" adına düzenlenmiş kimliği buldu.

Saat 12.30: İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, saat 12.40'ta ajanslara düşen bir haberle, Yener Yermez'in yakalandığını açıkladı.

Saat 12.40: Kayseri Valisi Nihat Canpolat, Yermez'in ilk sorgusunda cinayeti itiraf ettiğini ileri sürdü.. Bu haber, 13.09'da ajanslar tarafından duyuruldu. Habere göre, Yermez cinayeti para için işlemişti.

Bu habere göre, Yermez ifadesinde, cinayet gününü şöyle anlatıyor.

Olay günü Eyüp Mezarlığında Üzeyir Garih ile karşılaşıyor. CEbinde 2 milyon lira bulunduğunu belirtip Garih'ten para istiyor. Garih de, kendisine, "koskoca adamsın, para istemeye utanmıyor musun? Aslan gibi delikanlısın, çalış para kazan" diyor.

Polis kaynaklı iddialara göre, para isteme yüzünden Yermez'le Garih arasında tartışma başlıyor. Sinirlenen Yener Yermez, bıçağını çekip Garih'i bıçaklamaya başlıyor.

Yine polis kaynaklı bilgilere göre, Yener Yermez, olay sırasında yanında bir hayat kadını olmadığını da ilk ifadesinde belirtiyor.

Bu arada, Yener Yermez'in sağlık kontrolünü yapan Kayseri Sağlık Müdürü Dr. Hakan Karabulut, Yermez'in bacaklarında 8-10 günlük çizik izleri olduğunu söyledi. Karabulut bu çiziklerin Yermez'in kışladan kaçarken meydana gelmiş olabileceğini ifade etti.

Yener Yermez, akşam saatlerine doğru Ankara'ya getirildi. Ankara'dan bir uçakla İstanbul'a sevkedildi. Yermez'in sorgusuna İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir'in de katılacağı öğrenildi.

 

Garih cinayetinde, 10 günde 3. senaryo

İstanbul Polisi, Üzeyir Garih'in öldürüldüğü 25 Ağustos'tan beri, cinayet nedeni olarak üç senaryoyla kamuoyunun karşısına çıktı. İlk senaryonun ömrü 24 saat bile sürmedi. İkincisi, 4-5 gün kadar kamuoyunda tartıştırıldı ve kapatıldı. Yener Yermez yakalanınca, cinayetin 200 milyon lira için işlendiği şeklindeki üçüncü senaryo ortaya atıldı.

25 Ağustos Cumartesi günü öğle saatlerinde gazete ve televizyonların haber merkezlerine gelen bir cinayet haberi, herkesi iki defa şaşırttı.

Uluslararası bir isim olan işadamı Üzeyir Garih, bıçaklanarak öldürülmüştü. Bu haber yeterince şaşırtıcıyken, cesedin bulunduğu yer şaşkınlığı daha da artırdı: Musevi asıllı Üzeyir Garih cesedi, Müslüman mezarlığında bulunmuştu.

Olaydan 5 saat kadar sonra, kamuoyunda olay daha tartışılmaya bile başlamadan, İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, "cinayet zanlısı yakalandı" diye bir açıklama yaptı. Gerisi çorap söküğü gibi geldi. "Katil", "Deli Fuat" diye biriydi. "Üzeyir Garih'ten para istemiş, vermeyince de öldürmüştü.". Bu senaryonun ömrü 24 saat bile sürmedi. "Katil" ve "tinerci" ilan edilen kişi, 13 yaşında bir çocuktu. Değil tiner, sigara bile içmiyordu.

Bir-iki günlük boşluktan sonra, polis tarafından, 28 Ağustos'ta ikinci senaryo piyasaya sürüldü. Cinayeti İstanbul Hasdal kışlasında askerliğini yapmakta olan Yener Yermez işlemişti. Gerekçe, polise göre çok açıktı: Yener Yermez, Eyüp mezarlığında, olay yerinde Pınar Konuşkan adlı bir kadınla ilişki kurmak üzereyken Garih tarafından görülüyor ve "ayıp değil mi" diye uyarılıyor. Yener Yermez de buna sinirlenip, Üzeyir Garih'e defalarca bıçaklayıp öldürüyor.

Ancak bu senaryo da uzun ömürlü olmadı. Olay yerinde ne Yener Yermez'in, ne de Pınar Konuşkan ve diğer 4 kadının parmak izine rastlandı. Ayrıca, cinayet yerinde bulunan ve bir kadına ait olduğu belirlenen kan ile, 5 kadının kanları birbirine uymadı.

Yener Yermez Kayseri'de yakalanınca, üçüncü senaryo atıldı ortaya. Yine polisten sızdırılan bilgilere göre, katil yine Yener Yermez. Ancak, cinayet nedeni farklı bu kez. Yener Yermez, mezarlıkta rastladığı Garih'ten para istiyor. Garih vermeyince, onu 11 yerinden vahşice bıçaklayıp öldürüyor...Sonra? Yener Yermez, kanlı cep telefonunu cebine koyup, askerlik yaptığı kışlaya dönüyor.

Polis soruşturması, cinayetteki sorulara yanıt getirmiyor

Üzeyir Garih cinayetinde 10 günde 3 ayrı senaryo yazılmasına rağmen, yanıtı hâlâ net bir şekilde verilemeyen pek çok soru bulunuyor. Polis soruşturması, cinayetle ilgili temel soruların yanıtlarını bulma yönünde değil, olayın daha da karmaşıklaşması yönünde ilerliyor. Bu konudaki haberimizi izleyelim...

Soru 1 : Üzeyir Garih, Eyüp'e ve mezarlığa neden gidiyordu ve gidiş amacını ailesinden niçin saklıyordu?Garih'in Eyüp'e sık sık gitmesi, onun Osmanlı kişiliğine bağlandı. Gizli Müslümanlığı bile sözkonusu edildi. Ancak, Üzeyir Garih yıllardır her Cumartesi Eyüp'e niye gidiyor, bunu karısından bile niçin saklıyor, polis konunun tartışılmasını bile istemedi. Şimdi giderek güçlenen bir görüşe göre, cinayetin nedeni, Garih'in Eyüp'te kimlerle buluştuğunda saklı.

Soru 2 : Yener Yermez'in pantolonunda neden sadece ufak bir kan lekesi bulundu?Garih, 11 yerinden vahşice bıçaklanarak öldürüldü. Katil ya da katillerin üzerine kanı sıçradı. Ancak, Yener Yermez'in üzerinde, o da sadece pantolon iç cebinde, ufak bir kan lekesi bulundu. Yermez, o gün giydiği bütün giysileri ve ayakkabıyı değiştirdiyse, dolabındaki pantolona kan lekesi nasıl bulaştı?

Soru 3 : Yener Yermez'in cinayet yerinde neden hiç parmak izine rastlanmadı?Polisin açıklamalarına göre, cinayet önceden planlanmadı. Dolayısıyla Yener Yermez'in parmak izim çıkmasın diye eldiven kullanması sözkonusu değil. Öyleyse, cinayet yerinde neden Yener Yermez'in parmak izine rastlanmadı?

Soru 4 : Pınar Konuşkan ve 4 kadının olay yerinde parmak izi yokken, neden ısrarla olaya karıştırılmak istendi?

Soru 5 : Pınar Konuşkan ve 4 kadının kanı ile cinayet yerindeki kadın kanı tutmadı. Bu kan lekelerinin sahibi kadın kim?

Soru 6 : Yener Yermez, suç delili cep telefonunu neden yanında kışlaya götürsün?Cep telefonundan iz sürüldüğünü artık sıradan insanlar bile biliyor. Buna rağmen, Yener Yermez, cinayetin en büyük delillerinden sayılan cep telefonunu neden cebine koyup askerlik yaptığı kışlaya götürdü?

Soru 7 : 200 milyon lira için 11 bıçak darbeli cinayet işlendiği görülmüş müdür?Para için gasplarda genellikle yaralama yapılıyor. Bıçak kullanılsa bile bir ya da iki kez, o da hafif bir şekilde kullanılıyor. Soygun amaçlı bir olayda neden 11 kez, üstelik de öldürmek için bıçak kullanılsın?

Soru 8 : Cinayet para için işlenmişse, neden cüzdan alınmadı? Garih'in cüzdanı, içinde 8.5 milyon lira para ve kredi kartları ile üzerinde bulundu. Cinayet Yermez tarafından ve para için işlenmişse, neden cüzdanı da alıp götürmedi?

Soru 9 : Para cüzdanın içinden alınmışsa, neden Yener Yermez'in parmak izine rastlanmadı? (Ulusal Kanal'ın Haberi, 05.09.2001)

 

Ulusal Kanalın Haberi // Üzeyir Garih cinayetinde MOSSAD parmağı

Haberlerimize, günün, daha doğrusu son 5 günün en sıcak olayı, Üzeyir Garih cinayeti ile başlıyoruz.

Cinayetin üzerindeki esrar perdesi henüz kaldırılamadı. Polis, 13 yaşındaki çocuktan sonra, katil ilan edilen er Yener Yermez'in peşinde. Telefonla akrabalarını arayan Yermez, teslim olmayı düşündüğünü söyledi.

Ve... en önemlisi, Üzeyir Garih cinayetiyle ilgili Ulusal Kanal'a çok ilginç bilgiler ve iddialar ulaştı. Farklı kaynaklardan gelen bilgilere ve iddialara göre, Musevi asıllı işadamı Üzeyir Garih, İsrail devleti içindeki Şahinler ve Güvercinler arasındaki çatışma nedeniyle öldürüldü. Garih, İsrail Başbakanı Ariel Şaron'ın sertlik yanlısı bölge politikalarına karşı etkili bir muhalefet başlattığı için hedef seçildi...

 Rus basını: Garih cinayetinde MOSSAD parmağı

Cinayette MOSSAD parmağı iddiası, iç kaynaklarla sınırlı değil. Rusya'nın devlete yakın iki etkin gazetesi Trud ve İzvestiya da, Garih cinayetinde MOSSAD parmağına işaret etti.

İki önemli Rus gazetesi Üzeyir Garih cinayetinde çok önemli bir iddia ortaya attılar. Moskova'da yayımlanan İzvestiya ve Trud'a göre Garih'in öldürülmesinde MOSSAD'ın parmağı var.

Rus gazeteleri haberlerini bir MOSSAD kasetine dayandırıyorlar.

Rus basını Garih cinayetine özel bir önem verdi. Rusya'nın büyük gazetelerinden Trud, Garih cinayeti ile ilgili olarak Pazartesi gününden beri her gün haber yapıyor. 27 ve 28 Ağustos'ta Oleg Tribüşin imzasıyla yayımlanan haberlerde cinayette MOSSAD parmağı olduğunu öne sürüyor.

Gelelim Trud'un en önemli kanıtına. Rus gazetesi MOSSAD tarafından doldurulan bir teyp kasetinden söz ediyor. Kasette "Garih'in başına bir gün bir şey gelirse bizimle olan ilişkisinde uzaklaşma olduğundan gelir" denildiğini belirtiyor.

Haberi yorumlayan Dimitar Rigudin, bu olgunun önemli olduğunu söylüyor. Rigudin, MOSSAD'ın kendi iç haberleşmelerinde sürekli olarak kaset kullandığı ve raporlarını küçük teyp kasetlerinde ya da CD'lerde verdiğini belirtiyor. Yorumcu Rigudin, Rusya'nın en önemli MOSSAD uzmanlarından biri.

Oleg Tribüşin'in haberini İzvestiya gazetesi de kullandı. İzvestiya da tıpkı Trud gibi Rusya'nın önemli basın organlarından.

Rus gazetelerinde sözü edilen kasetle ilgili haberler dün Türk basınında da çıkmıştı. Fakat Türk basını MOSSAD'ın elindeki kasetin kaynağının belli olmadığını iddia ediyordu. Kasette "Bir gün Üzeyir Garih'in başına bir felaket gelirse, bizimle görüşmeyi reddettiği için gelecek" kaydının olduğu belirtiliyor. Rus gazeteleriyse kasetin kaynağını açıklıyor. İzvestiya ve Trud'a göre, MOSSAD'ın elinde olduğu söylenen kaset, bizzat MOSSAD tarafından doldurulmuş bir kaset.

"Garih, bölge için Şaron'dan da önemli bir isim"

Peki Rus basını bu cinayetle neden bu kadar çok ilgileniyor. Bu sorunun yanıtını şimdiki haberimizde bulabilirsiniz.

Milli Güvenlik Kurulu'na yakın kaynaklardan Ulusal Kanal'a ulaşan bilgiler, Rusya'nın Üzeyir Garih suikastıyla neden bu kadar ilgilendiğini aydınlatıyor. Bu kaynaklara göre, Üzeyir Garih, Türkiye'nin mason generali. Sadece Türkiye'deki değil, bölgedeki 1 numaralı adam. Şaron'dan ve diğerlerinden üstte. Garih, bölgedeki en kritik teorisyen. Üzeyir Garih, devletler düzeyindedir.

MGK'ya yakın kaynaklar, Üzeyir Garih'in Nesim Malki'yle yapılan operasyonlar konusunda MOSSAD'a karşı çıktığını da ekliyorlar. Bu kaynaklara göre, Garih'in bu operasyonlara karşı çıkma nedeni de Türkiye-İsrail ilişkilerinin uzun vadede zarar göreceğini düşünmesi.

Ulusal Kanal'a bilgi veren uzmanlar, bu türden operasyonlara karşı çıktığı için de Üzeyir Garih'in çizgisinden MOSSAD'ın içinde şikayetçi olanlar bulunduğunu belirtiyorlar.

 Cep telefonunun sırrı

Üzeyir Garih cinayetinde cep telefonu, nerdeyse suç aletinden daha önemli bir unsur olarak görülüyor ya da gösteriliyor. Önce "Ayakkabı boyacısı F.N cep telefonu yüzünden öldürdü" denildi, şimdi de firari er Yener Yermez'in, Garih'i öldürüp cep telefonunu aldığı iddia ediliyor. Garih'in cep telefonuyla ilgili hemen her ayrıntı medyanın sayfalarında ve ekranlarında. Bir ayrıntı hariç.

İşte Üzeyir Garih cinayetinde yanıtsız sorular...

Üzeyir Garih öldürüldüğü gün cep telefonuyla kimi aradı. Garih'i kimler aradı?

Garih'in cep telefonuyla ilgili hemen her ayrıntı medyanın sayfalarında ve ekranlarında. Garih'in telefonuna gelen mesajlardan tutun da, ne zaman açıp, ne zaman telefonunu kapadığına kadar ayrıntıları medya duyurdu. Ancak nedense Üzeyir Garih'in olay günü cep telefonuyla kimleri aradığı sorusu yanıtsız kaldı. Garih'i cep telefonundan kimlerin aradığı da meçhul. Arayan ve aranan numaralar sır gibi saklanıyor.

Üzeyir Garih neden Eyüp mezarlığına gitti?

Medyada yer alan Maraşal Fevzi Çakmak ve Küçük Hüseyin Efendi senaryolarına rağmen Üzeyir Garih'in Eyüp Mezarlığı'na neden gittiği sorusu yanıtsız. Lili Garih, Erol Evgin'in sunduğu bir televizyon programında eşinin her cumartesi günü kaybolduğunu, cep telefonunu da kapadığını söyledi. Garih, kabir ziyareti yapıyorsa, bunu neden gizlesin? Can Kıraç'ın "Birkaç kez Eyüp Mezarlığı'nda gördüm" sözleri dışında ne 40 yıllık dostu İshak Alaton, ne de eşi Lili Garih, Üzeyir Garih'in neden mezarlıkta olduğunun yanıtını bilmiyor.

Neden yalnız gitti?

Üzeyir Garih'in Eyüp Mezarlığı'na neden yalnız gittiği sorusu da meçhul. Şoförünün izinde olması, koruma istememesi gibi gerekçeler inandırıcı değil. İnsan ancak çok özel bir ortama yalnız gider. Örneğin özel bir buluşma, görüşme, bilinmemesi gereken bir konuşma...

İçişleri Bakanı Yücelen neden bu kadar acele etti?

ANAP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın baskısıyla İçişleri Bakanlığı'na getirilen Rüştü Kazım Yücelen olaydan 5 saat sonra "Katil zanlısını tespit ettiklerini" söyledi. Yücelen'in katil zanlısı Eyüp'lü ayakkabı boyacısı 13 yaşındaki F.N. çıktı. F.N'nin olayla ilgisi olmadığı anlaşılınca, ardından medya Üzeyir Garih'in katili olarak firari er Yener Yermez'i ilan etti.

 Firari er Yener Yermez'le ilgili rivayetler muhtelif

Üzeyir Garih cinayetinde "Çok önemli bir şüpheli" olarak aranan firari er Yener Yermez'le ilgili gelişme ve iddialara geçiyoruz değerli seyirciler. İddialara göre Yener Yermez bugün İstanbul'daydı ve dayısının oğlu Ahmet Bayram'a telefon etti. Bayram'ın Yener Yermez'e, "Polise gidip teslim olması için" ikna edici sözler söylediği belirtildi. Öte yandan Yermez'le ilgili asılsız ihbarlar da yapılıyor.

Üzeyir Garih cinayetinde, ikinci zanlı olarak adı ortaya atılan er Yener Yermez'in, akrabaları ile telefonla bağ kurduğu ileri sürüldü.

Polis kaynaklı bilgilere göre, Yener Yermez, askerlik yaptığı Hasdal Kışlası'ndan kaçtıktan sonra hâlâ İstanbul'dan çıkmadı.. Firar ettikten hemen sonra Kayseri'deki annesini telefonla arayan, fakat olay hakkında hiç konuşmayan Yener Yermez, dün gece de dayısının oğlu Ahmet Bayram'ı telefonla aradı.

Bayram'ın Yener Yermez'e, "Polise gidip teslim olması için" ikna edici sözler söylediği belirtildi.

Bu arada, firari erin dün polis tarafından sorguya alınan annesi Fatma Yermez ve diğer akrabaları serbest bırakıldı.

Dün Üzeyir Garih'in kayıp cep telefonununun, İstanbul Emniyeti'nin teknik takibi sonucu Hasdal kışlasında bulunduğu ileri sürülmüş, telefonun, Yener Yermez adlı bir er tarafından kışlaya getirildiği iddia edilmişti.

Öte yandan Yener Yermez'le ilgili iddialar "rivayet muhtelif" boyutlarına ulaştı. Bugün Ankara Emniyet Müdürlüğü'nü arayan ve doktor olduğunu söyleyen bir kişi, Gaziosmanpaşa'daki bir pastanede Yener Yermez'i gördüğünü ileri sürerken, bir kadın da parasız kaldığını söyleyen bir askerin kendisine dini yayınlar satmaya satmaya çalıştığını iddia etti. Bu iki ihbardan da bir sonuç çıkmazken Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu, zanlı er Yener Yermez'in firarında bir ihmal olup olmadığının araştırıldığını kaydetti.

Bugün İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamalarda Üzeyir Garih'in vücudundaki sekiz bıçak yarasından biri dışındaki yedi tanesinin çift taraflı bıçak darbeleri sonucu oluştuğu belirtilirken, soruşturmaya MOSSAD ajanlarının da katıldığı yolundaki haberler yalanlandı.

(Ulusal Kanal'ın Haberi)

Üzeyir Garih Cinayeti-II

Bölgesel cinayetlerde ikinci halka
'Garih'i MOSSAD öldürdü' diyen
Rus istihbaratçı öldürüldü


Üzeyir Garih cinayetinde bütün dikkatler, polis tarafından baş zanlı ilan edilen Yener Yermez'in yakalanmasına çevrilmişken, Aydınlık'a, Bulgaristan'dan bir başka cinayet haberi ulaştı. Üzeyir Garih'i MOSSAD'ın öldürdüğünü söyleyen Rus istihbaratçı Dimitar Rigudin, Bulgaristan'da öldürüldü. Rigudin'in asıl adı Vasili Siguryev.

Türkiye devletinin istihbarat birimlerine yakın bir kaynak Vasili Siguryev hakkında ilginç bilgiler veriyor:
Türkiye'deki bilinen adı Ahmet Furkan. Türkçe, Bulgarca, Farsça, Arapça, Arnavutça biliyor. Rusya'da eğitim görmüş. Eski KGB'li, Türkiye'de uzun süre yaşayan bir kişi.

Bulgaristan Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Nikolay Vassilev, İşadami Üzeyir Garih ile ölümünden bir kaç saat önce görüşen son yabancı kişi. Başbakan Yardımcısı Vassilev, eski Bulgar Gizli Servisi'nde bir Daire Başkanı'nın oğlu. Aynı kaynak, Bulgar heyetinin Garih ile görüşmesi için aracı olan kişinin "Ahmet Furkan" olduğunu söylüyor.

Üzeyir Garih olayında "adi cinayet" senaryoları üretilirken, Rusya'da çıkan bir gazetede Garih'in MOSSAD tarafından öldürüldüğünü öne süren bir yazı yayımlandı. Söz konusu gazete Türkçe "Emek" anlamına gelen Trud gazetesi. Aydınlık geçen haftaki "Garih'i MOSSAD öldürdü" başlıklı sürmanşet haberinde Trud'un iddialarına geniş yer verdi. Rusya'nın önemli gazetelerinden biri olarak bilinen Trud'un internet sitesinde çıkan haberin başlığı, "Türkiye'nin önemli yahudi işadamlarından biri olan Üzeyir Garih öldürüldü" idi. Web sitesindeki haberin alt başlığında ise "Cinayeti MOSSAD'ın işlediğine dair bulgular var" deniliyordu. Habere göre Garih öldürülmeden önce MOSSAD kaynaklı bir kasette "Üzeyir Garih'in başına birşey gelirse, bizden uzaklaştığı için gelir" kaydı vardı. Haberin altında Oleg Triguşin imzası bulunuyordu. Haberle bağlantılı bir yorumda da cinayetin işleniş tarzı ve söz konusu kasetle ilgili bilgilere dayanarak Garih cinayetini MOSSAD'ın işlediği ifade ediliyordu. Yorum yazısının altındaki imza Dimitar Rigudin'e aitti.

EN ÖNEMLİ MOSSAD UZMANI
Hakkında yaptığımız ilk araştırma sonucunda, Rigudin'in Rusya'nın en önemli MOSSAD uzmanlarında biri olduğu bilgisine ulaştık. Buraya kadar olan kısmı geçen haftaki Aydınlık Dergisi'nde yayınlamıştık.

Garih cinayetinin katil zanlısı Yener Yermez'in yakalanmasıyla gündem bir anda değişti. Fakat Yermez'in yakalandığı gün elimize bir başka haber ulaştı. Dimitar Rigudin öldürülmüştü.

RAPOR GİBİ KASET
Dimitar Rigudin Trud gazetesinin 28 Ağustos salı günkü sitesinde şu iddiayı dile getirmişti: "İsrail gizli istihbarat örgütü MOSSAD, Amerikan Merkezi İstihbarat Örgütü CIA'ya rapor gibi bir kaset hazırladı." Rigudin'e göre, kasette, "Garih'in başına bir şey gelirse, bizden uzaklaştığı için gelir" sözleri kayıtlıydı. Rigudin, bu sözlerden hareketle, Garih cinayetinde MOSSAD parmağı olduğunu açıkça yazmıştı.

YAZDIKTAN 8 GÜN SONRA ÖLDÜRÜLDÜ
Dimitar Rigudin, 28 Ağustos'ta bunları yazdı. Yazısının daha mürekkebi bile kurumadan, 8 gün sonra, 4 Eylül'de Türkiye sınırınının hemen bitiğişindeki Svilengrad kentinde öldürüldü . Rigudin'in burada öldürülmüş olması da önemli. Svilengrad, Bulgaristan'ın Türkiye sınırındaki şehir. Bu bilgiye dayanarak iki soru ortaya atıldı.
a- Dimitar Rigudin, Türkiye'deydi ve Bulgaristan'a dönüyordu.
b- Rus istihbaratçı, bu haberi yazdıktan sonra kendisine gelen tehditlerden dolayı ikamet ettiği Bulgaristan'dan çıkmak istemişti.
Bu soruların yanıtı da çok geçmeden Aydınlık'a ulaştı. Rigudin, Trud'a bu yorumu yazdıktan sonra bazı tehditler almaya başladı ve Rusya'ya geri dönmek istedi. Rigudin, Bulgaristan'dan Türkiye'ye kara yoluyla, Türkiye'den de Rusya'ya deniz yoluyla geçecekti. Neden karayolu sorusuna bir istihbaratçı şu yanıtı verdi: "Rus istihbaratçıların çoğu hava yolunu kullanmaz."
Cinayetle ilgili başka bir bilgi de, Dimitar Rigudin'in, Bulgaristan'ın Türkiye sınırındaki şehri Svilengrad'ta öldürüldüğü ve cesedinin Svilengrad'tan 250 km. uzaklıktaki Varna'daki evinin önüne atıldığı yönündeydi.

YAKIN MESAFEDEN ATEŞLİ BİR SİLAHLA
Aydınlık'a bilgi veren bir Rus istihbaratçı cinayeti şöyle anlattı: "Cinayet, 4 Eylül sabahı işleniyor. Rigudin'in, çok yakın mesafeden ateşlenen bir silahla öldürüldüğünü öğrendik. Rigudin, görevi gereği, yakın mesafeden öldürülmesi çok zor bir kişi. Kendisine yaklaşmak o kadar kolay değil. Yakın mesafeden ateş edilerek öldürülmüş olmasını, olayda Rigudin'in tanıdığı biri ya da birilerinin tetikçi olarak kullanıldığı biçiminde değerlendiriyoruz."

EVİNİN ÖNÜNE ATILMASI, "MEYDAN OKUMA"
Rigudin, Svilengrad'da öldürülüyor, cesedi daha sonra Varna'ya götürülüp kaldığı evin önüne atılıyor. Cesedin 250 km. uzaklıktaki Varna şehrine götürülmesi, "meydan okuma" olarak yorumlanıyor: "Svilengrad küçük bir şehir burada işlenecek herhangi bir cinayet çok kısa bir süre içinde basına yansıyor. Varna ise Bulgaristan'ın en büyük şehirlerinden biri. Varna'nın bir başka özelliği ise bu şehirde çok sayıda mafyatik cinayet işlenmesi. Yani basın olayı sıradan bir cinayet olarak yorumlayabilir, üzerinde durmaz. Rigudin'in cesedini Varna'ya atan katiller cinayetin nedeninin araştırılmasını da engellemek istediler."

DİMİTAR RİGUDİN KİM?
Aydınlık, Dimitar Rigudin'in kimliği hakkında önemli bulgulara ulaştı.1942 doğumlu olan Dimitar Rigudin Rus vatandaşı. Rusya'daki en önemli MOSSAD uzmanlarından biri. Rigudin'in dikkat çekici bir başka yönü ise etnik kimliği. Rigudin de, Üzeyir Garih gibi Musevi asıllı, yani Yahudi. Çok kimlikli. Asıl adı Vasili Siguryev.
Sovyetler Birliği döneminde polis olarak çalışıyor. SSCB'nin gizli servisi KGB kamplarında eğitiliyor. "Dimitar Rigudin" ya da asıl adıyla Siguryev, Sovyetler dağıldıktan sonra, Rusya Federasyonu'nda üst düzey polis komiserliği yapıyor. Polis teşkilatı içinde sürekli olarak istihbarat bürolarında görev alıyor. Yeltsin döneminde devletle ilişkisi kesiliyor. Putin'in Devlet Başkanı olmasından sonra eski görevine, istihbaratçılığa geri dönüyor. Rus Gizli Servisi için çalışmaya başlıyor. Venezuela'da, Güney Afrika'da, Yunanistan'da ve son olarak Bulgaristan'da görev yapıyor.
Vasili Siguryev, uzun bir süre Türkiye'de de bulunuyor. Türk devletinin bölge politikalarına yabancı bir isim değil.

İBRANİCE'Yİ ÇOK İYİ BİLİYOR
MOSSAD uzmanı "Dimitar Rigudin" hiç evlenmemiş. Çok iyi derecede İbranice biliyor. Rigudin, Rusça'nın yanı sıra, İbranice, Bulgarca, İngilizce ve İspanyolca'yı iyi derece biliyor. Bir başka özelliği ise tam bir Karadenizli olması. Rus istihbaratçı, Rusya'nın Karadeniz kıyısındaki şehri Soçi'de doğmuş ve çok uzun bir süre Bulgaristan'ın Karadeniz kıyısındaki kenti Varna'da yaşamış.

HABERİ BAŞKA İSİMLE YAZDI
YORUMU BAŞKA İSİMLE YAPTI
Siguryev, "Dimitar Rigudin" adından başka isimler de kullanıyor.Aydınlık'ın saptadığı isimler şöyle: Alexi Kataleç, Mihail Liguşev ve Oleg Triguşin. Rus istihbaratçı, Trud gazetesinde Garih cinayetini MOSSAD'ın işlediği haberini yazan kişi. Oleg Triguşin imzasıyla yazdı, daha sonra Dimitar Rigudin imzasıyla da yorum yaptı. Rusya'nın önemli gazetelerinden İzvestiya'nın internet sitesinde Rigudin'in ölümü flaş haber olarak duyuruldu. Haberin başlığı aynen şöyle: "Rus komiser, İsrail kurbanı mı?" Aydınlık yayına hazırlandığı sırada İzvestiya'nın bu başlıklı haberinin altı henüz doldurulmuş değildi. Aydınlık'ın, İzvestiya yöneticileri ile yaptığı görüşmede haberin araştırıldığı ve daha sonra yayınlanacağı bilgisi verildi.

TÜRKİYE'DEKİ BİLİNEN ADI AHMET FURKAN
Türkiye devletinin istihbarat birimlerine yakın bir başka kaynak ise Rigudin hakkında ilginç bilgiler veriyor:
"Türkiye'deki bilinen adı Ahmet Furkan. Türkçe, Bulgarca, Farsça, Arapça, Arnavutça biliyor. Rusya'da eğitim görmüş. KGB adına çalışmış. Eski KGB'li, Türkiye'de uzun süre yaşayan bir kişi."

SON GÖRÜŞME VASSİLEV'LE
Bulgaristan Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Nikolay Vassilev, İşadami Üzeyir Garih ile ölümünden bir kaç saat önce görüşen son yabancı kişi. Başbakan Yardımcısı Vassilev, eski Bulgar Gizli Servisi'nde bir Daire Başkanı'nın oğlu. Aynı kaynak, Bulgar heyetinin Garih ile görüşmesi için aracı olan kişinin "Ahmet Furkan" olduğunu söylüyor.

Vassilev, görüşmeden sonra İzmir'e gitmek üzere geldiği Atatürk Havalimanı Ziyaretçi Salonu'nda, gazetecilerin konuya ilişkin sorulari üzerine, cinayet günü11.00 ile 12.00 saatleri arasinda Garih ile Bulgaristan'daki yatırım olanaklarını görüştüklerini söyledi. Vassilev, şöyle devam etti: "Garih ile ilk kez görüştüm. Ölüm haberini duyunca şok oldum. Bu, bizim için beklenmedik bir olaydi. Görüşmemiz çok dostane geçmişti. Üzeyir Bey'in morali çok iyiydi. Keyfi yerindeydi. Dünya liderleriyle çektirdiği fotoğrafları gösterdi. Kendi firmasının mükemmel bir tanıtımını yaptı. Beraber fotoğraflar çektirdik."

Rus Dışişleri Bakanı, Şaron'u uyardı;
"Suikast politikası bölgeyi kaosa sürüklüyor"

İsrail Başbakanı Ariel Şaron, Rusya'da yaptığı resmi temaslar sırasında soğuk duşla karşılandı. Rus gazetelerinin haberlerine göre, Şaron, Rusya Devlet Başkanı Putin ve Dışişleri Bakanı İvanov'dan aynı cevapları aldı. Ruslar, Şaron'u Filistin'deki kanı durdurması konusunda uyardı. Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin, Şaron'a "Sizin iktidara gelmenizden sonra, Filistinlilere karşı yapılan saldırılar çoğaldı. Bu saldırıları derhal bitirmelisiniz. Rusya ancak bu koşullarda, İsrail-Filistin sorununda arabulucuk görevi üstlenir" dedi. Rus Dışişleri Bakanı İgor İvanov'un da, Şaron'a "suikast politikasının" Ortadoğu'yu çok daha büyük bir kaosa sürükleyeceğini söylediği bildirildi. Şaron'un Rusya Başbakanı ve Rusya Dışişleri Bakanı'yla yaptığı görüşmeler 4 Eylül'de gerçekleşti. Yani Rus istihbaratçı Dimitar Rigudin'in Bulgaristan'da öldürüldüğü gün. İsrail Başbakanı, daha önce açıklanan Rus Ortodoks Başpatriği 2. Alexis ve Rus Parlamentosu'nun alt kanadı Duma'nın Başkanı Gennadi Selezniyev ile yapacağı görüşmeleri de iptal etti.

Üzeyir Garih-Bulgar heyeti görüşmesinde;
Bulgaristan pastası Alarko'ya kaydırıldı

11 Temmuz 1998 tarihinde Mesut Yılmaz Bulgaristan'a gitti.
Bu gezi sırasında Sofya'da eski Bulgar Başbakanı İvan Kostov'la görüştü. Yılmaz'ın ziyaretinden iki hafta sonra Sofya'ya iki ayrı konuk gitti. Biri Ceylan Holding heyeti, diğeri de Ahmet Özal'dı. Ceylan Holding ve Bulgaristan elektrik kurumu NEK arasında hiçbir ihale yapılmadan, "Yukarı Arda" dağında Arda Nehri boyunca 3 Baraj inşaatı konusunda anlaşmalar imzalandı. Anlaşmaların imzalanma tarihi 4 Kasım 1998. Bulgar hükümetine proje için Ceylan Holding, Mesut Yılmaz tarafından gönderilmişti.

CEYLAN HOLDİNG'İN İRTİBAT SORUMLUSU UÇK'LI
Ceylan Holdingi bu projeyi imzaladıktan sonra Sofya'da açtığı büronun başına bölge koordinatörü sıfatıyla İsmet Sever adında birini getirdi. Söz konusu kişi 2-3 yıl önce Balkan Türkleri Dayanışma ve Kültür Derneği Genel Başkanlığı'nı yapmıştı. İsmet Sever kara paranın geçiş merkezi olarak bilinen Bulgaristan'da UÇK'yla yapılan silah ticaretinde de koordinasyon görevi yapıyordu. Aynı isim Süleyman Demirel'in Bulgaristan ziyareti sırasında batık Demirbank'ın konuğu ve "Entes End Tes" şirketi mensubu olarak Bulgaristan'da bulundu. Ceylan Holdingin Bulgaristan temsilcisi sıfatıyla Türk VİP işadamları heyetine dahil edildi. UÇK'lı İsmet Sever dönemin Türk Hükümeti ve Ceylan Holding tarafından el üstünde tutuluyordu. 3 Kasım 2001 tarihli Bulgar gazetesi 24 Saat'te ismi verilmeyen bir Türk işadamının sözlerine yer verildi. Adı verilmeyen işadamının sözlerine göre, Bulgaristan'daki hükümet değişikliği sonrasında ortaya çıkan sorunlar yüzünden Bulgaristan pastasını kaybeden Mahmut Ceylan pastayı yeniden ele geçirmek için 20 milyon marklık rüşveti dahi gözden çıkarmıştı. 24 saate açıklama yapan Türk işadamı, batmış bir şirketin, Bulgaristan'daki büyük kara para akışı için herşeyi yapabileceğini söylemişti.
Ceylan Holding'ten kalan boşlukta Alarko, harekete geçti ve pastayı ele geçirmek için çaba harcamaya başladı. Bulgaristan projelerinde Yılmaz destekli Ceylan Holding'e büyük bir rakip çıkmıştı. Alarko.

YAKIN TARİHLERDE İKİ CİNAYET
Ceylan Holding'in şansını kaybetmesini istemeyen Yılmaz, Sofya'da yapılan Levski Sofya-Galatasaray maçına gitti. Maçtan sonra iki gün daha Bulgaristan'da kaldı. Bu süre içinde Yılmaz kimlerle görüştü? Neler konuşuldu bilinmiyor. Ancak bilinen bir gerçek Mesut Yılmaz Bulgaristan Başbakan yardımcısı ve Ekonomiden sorumlu Bakanı Vasilev'i Türkiye'ye davet etti. Vasilev'in heyeti içinde bir isim dikkat çekiyordu. Bu isim Bulgaristan'da öldürülen Dimitar Rigudin'di. Ancak, Rigudin'in hangi isimle heyete dahil edildiği bilinmiyor. Vasilev Başkanlığındaki Bulgar heyetinin Ankara'da Mesut Yılmaz'la yaptığı resmi görüşmede Mahmut Ceylan ve Global Menkul Kıymetler'in sahibi Mehmet Kutman da vardı. Bu açıklama 27 Ağustos 2001 günü Sofya havalimanında bizzat Vasilev tarafından yapıldı. Ankara'daki resmi görüşme sırasında Dimitar Rigudin de var mıydı? Bu henüz bilinmiyor.

Bu görüşmeler öncesinde ve sonrasında birbirine yakın tarihler dikkat çekiyor Mesut Yılmaz 23 Ağustos 2001 tarihinde Levski Sofya- Galatasaray maçına gitti ve 24-25 Ağustos'ta Sofya'da kalarak Vasilev'i Türkiye'ye davet etti. Mahmut Ceylan'la birlikte Ankara'da Vasilev'le resmi bir görüşme ayarladı. Daha sonra Vasilev ve beraberinde heyet pastanın diğer talibi olan Alarko'da Üzeyir Garih'le görüştü. Garih bu görüşmenin hemen sonrasında öldürüldü.
"Garih'i MOSSAD öldürdü" yorumunu yapan Rigudin de 4 Eylül'de Bulgaristan'da öldürüldü.
Garih ve Alarko İsrail'in ve Amerika'nın istekleri dışında Rusya'da Gazprom'la ve Bulgaristan'da Bulgar şirketleriyle görüşmeler yapıyordu ve muhtemelen bu ilişkilerin içinde Rus asıllı yahudi Dimitar Rigudin önemli bir rol oynuyordu.

Garih cinayetinde dökülen senaryolar

Serap TURKUT

İstihbaratçıların dilinde "paket servis" deniliyor, Üzeyir Garih cinayetinin katil zanlısı Yener Yermez'in yakalanış biçimine. Bir başka deyişle "eliyle koymuş gibi bulmak." Yener Yermez, 4 Eylül günü İstanbul'dan Kayseri'ye giden otobüste yakalandı, iki saat sonra cinayeti itiraf etti. Olay yerindeki klasik polis tatbikatından sonra ifadesi basına servis yapıldı. Ancak bu senaryo, polis ve medya dışında kimseyi ikna etmedi.
Çarşı iznine çıkan Yermez, Eyüp mezarlığında çocuklara para dağıtan Üzeyir Garih'ten para istemiş. Ancak, işadamının "Kocaman adamsın, utanmıyor musun? Git çalış" sözlerine çok sinirlenmiş. Mezarlıktan koşarak Eyüp Meydanına inmiş. Cezaevinden şartlı tahliye ile çıkmış olması, asker olması sinirini yatıştırmamış, bıçak almaya gitmiş. Sadece Cumartesi günleri, seyyar tezgahını kuran Halit Amca'dan 1 milyon Lira'ya bıçak almış. (Halit Ali Özen, Yermez'i hatırlamadı bile) Tekrar koşarak Mezarlığa gitmiş, yaklaşık 20 dakika koşmuş. Garih'i dua ederken bulup, bıçağını göstererek tekrar para istemiş. Garih, "Beni bununla mı korkutacağını düşünüyorsun?" diye yanıt verince Yermez bıçakla ilk vuruşunu yapmış... Yermez'in polis tarafından servisi yapılan ifadesi böyle başlıyor.
Garih cüzdanındaki paraları çıkartır, atar. Yermez, paraları alır. Cep telefonunu da ister. Telefonu aldıktan sonra bırakır. Garih bağırmaya başlar, Yermez geri dönerek Garih'i öldürür. Para için cinayet işleyen Yermez, Garih'in cüzdanına dokunmamış, cüzdanda parmak izi yok. Garih parayı sayarak vermiş olmalı ki, içinde 8.5 milyon Türk Lirasıyla 13 dolar bulunan cüzdanı cebine koymuş. Garih'in cüzdanı cebinde bulundu.

KANLI ELLERİNİ MEYDANDA YIKADI
Sonra bir mezarın dibine bıçağı gömer. Bıçakta da Yener Yermez'in parmak izi çıkmadı. İlk incelemede bıçak üzerinde kan izi de bulunamadı. Bir gün sonra "kan var, parmak izi yok" denildi. Tekrar koşarak kaçıyor. Koştuğu yer Gaziosmanpaşa Pazariçi ile Eyüp arasındaki en kısa yol. Ünlü Piyerloti Kahvesi'ne de bu yoldan gidiliyor. Kahve özellikle cumartesi günleri çok kalabalık oluyor. Ancak, kanlar içinde koşan adamı gören olmuyor.
Yermez'in sadece pantolonunda kan izi bulundu. Kanın Garih'e ait olduğu açıklandı. Maktulü11 yerinden bıçaklamış, ancak sadece pantolonunda bir kaç damla kan olmuştur. Yermez, İstanbul'un en kalabalık meydanlarından birinde, Eyüp meydanında ellerindeki kanı bir çeşmede yıkıyor fakat gene dikkat çekmiyor.
Arandığını öğrendikten sonra kışladan kaçışı, cep telefonunun öyküsü çok yazıldı. İfadeye göre kalacak yeri yok, sürekli dolaşıyor. Eskişehir'e oradan Ankara'ya geçiyor. İstanbul'dan gelen bir Kayseri otobünde yakalanıyor.

PARMAK İZLERİ UÇMUŞ
Yener Yermez'in parmak izleri, olay yerinde de bulunamadı. Açık hava olduğu için bulunamamasının "doğal olduğu" açıklandı. Uzmanlar açık havada sağlıklı parmak izi tespiti için 8 saat içinde inceleme yapılmış olmasının gerektiğini söylüyorlar. Olay yerinde ise cinayetten iki saat sonra parmak izi incelemesi yapılmıştı.
Yermez'in kendine ait İşbankası bankamatik kartında da parmak izi bulunamadı..
Yener Yermez'in yer göstermesi sonucu, Maraşal Fevzi Çakmak'ın mezarının yanında 5 Eylül günü bir bıçak bulunduğu belirtildi. Emniyet yetkilileri cinayet sonrası üç gün boyunca mezarlıkta dedektörle arama yapmışlar fakat bıçağı bulamamışlardı.
Tatbikat sırasında gazeteciler rahatlıkla görüntü alabildiler yalnızca bıçağın topraktan çıkarılışı sırasında görüntü alınamadı. "Cinayet aleti"nin topraktan çıkarıldığı söylendi. Bir milyon liraya alınan ve 11 kez kullanılan bıçak basına da gösterilmedi.
Polis kriminal laboratuvarında yapılan ilk incelemede bıçakta kan izi bulunamadı. Kan izlerinin toprağa akmış olabileceği söylendi, toprak örnekleri de inceleniyor. Daha sonra "Garih'in kanı bıçakta bulundu" denildi. Ama bıçakta Yermez'in parmak izinin bulanamamasının "kimyasal" bir açıklaması da yapılamadı. Kriminal incelemenin ardından bir de adli tıp raporu ortaya çıktı. Polis Kriminal Laboratuarında bulunamayan Garih'in kanı, Adlı Tıp raporunda bulundu.
Ancak, ne Polis Kriminal Raporu ne de Adli Tıp raporu, soruşturmayı yürüten İstanbul DGM Savcılığı'na ulaşmadı. Emniyet yetkililerinin ise soruşturma ile ilgili bilgi vermesi yasaklanmıştı. Bu bilgilerin nereden ve hangi amaçla sızdırıldığı merak ediliyor.
Soruşturmayı yürüten İstanbul DGM Savcısı Bekir Raif Aldemir'e dergimizin basıma hazırlandığı 7 Eylül Cuma mesai bitimine kadar, bıçağın üzerindeki incelemelerin tamamlandığı ve raporun hazırlandığı bilgisi iletilmemişti.

ALATON'DAN TEHDİT AÇIKLAMASI
DGM'nin soruşturmaya el koymasından bir gün sonra 5 Eylül günü Milliyet gazetesinde İshak Alaton'la yapılan bir röportaj yayımlandı. Alaton, röportajda, Hizbullah ve İBDA-C gibi terör örgütlerinden tehdit aldıklarını belirtti. Alaton'un cinayetten 14 gün sonra böylesi bir tehditi neden gündeme getirdiği merak ediliyor. Aynı günlü Milliyet'te İBDA-C ile ilgili ihbarların yoğunlaştığı haberlerine yer verildi. Bu senaryo, eski MİT yöneticisi Mehmet Eymür'ün internet sitesinde de dile getirildi.

Alaton kendi "örgütü"nü mü ifşa ediyor?

Öldürülen Üzeyir Garih'in ortağı İshak Alaton'un Milliyet gazetesine verdiği röportajın ardından, ortaya yeni iddialar atıldı. Alaton'un, "Üzeyir Garih dul bir kadına 10 bin dolar verecekti" sözlerinin, aslında bir "şifre" olduğu, masonlukta "tehlike işareti" sayıldığı iddia edildi.
İstanbul polisi, Üzeyir Garih'in öldürülmesinin basit bir cinayet olduğu yönündeki ısrararını sürdürüyor. Fakat ortaya çıkan yeni gelişmeler ve iddialar, cinayetin arkasında karmaşık ilişkilerin olabileceği kuşkusunu artırıyor. İshak Alaton'un yaptığı açıklamalar bu nedenle özellikle dikkat çekici bulunuyor.
Alaton, herhangi bir soru sorulmamasına rağmen, önce 5 Eylül tarihli Milliyet'te ortağı Üzeyir Garih'in en üst dereceden Mason olduğunu açıkladı. Masonluğa iyi gözle bakılmayan Türkiye gibi bir ülkede böyle bir açıklama yapılması dikkat çekti.
Alaton aynı gazetede bir sonraki gün Garih'in olay günü kendi hesabından dul bir kadın için 10 bin dolar istediğini söyledi.
Milliyet gazetesi, 7 Eylül'de bir başka iddiayı gündeme getirdi. Milliyet'e göre "dul kadının çocuğuna yardım", Masonlukta bir şifreyi ifade ediyor. Gazeteye göre, "dul kadının çocuğuna yardım", tehlike işareti anlamına geliyor.
Alaton'un, "dul kadına yardım" açıklaması, bir mesaj olarak algılandı. Bu mesajda kendi "örgütü"nü ifşa ettiği yorumları yapıldı.(Aydınlık'ın Haberi, 08.09.2001)

Sayfa Başına Dönün

 

 

Yeni Gelişme(01.09.2001 Tarihli Gazetelerden)

Garih cinayetinin İsrail-Arap-Türk dosrluğunu istemeyen karanlık çevreler tarafından organize edildiği kuşkusuz. Ancak olayın faillerini yakalamakla yükümlü çevreler sokak serserilerinin peşine düşmüş durumda. Bugünkü gazeteler cinayetin gerçek sorumluları hakkında ipucu verecek şeyler yazdılar. Bir tanık sarı plakalı kırmızı bir Opel Vectra ve boğuşmadan geliyormuş izlenimi veren iki adam gördüklerini ifade ettiler. 

Organel'in Notu

Aşağıda Ulusal Kanal'ın Garih cinayetine ilişkin haberini aktarıyoruz. Daha şimdiden örülmeye çalışılan sır perdesi çoktan aralanmış görünüyor. Garih çok iyi tanıdığı ve bir çatışma yaşadığı kişiler tarafından öldürüldü. Bu cinayetin, olmadığı söylenen gizli "koruma" veya "korumalar" tarafından organize edilme olasılığı pek yüksek. Her zaman tetiği çeken katil değildir. Cinayet doğrudan Garih'in siyasi çizgisiyle ilgilidir. İstanbul'a gelen yeni Mossad ajanları da bunun göstergelerinden biri. Katil, Garih'in kurmaya çalıştığı bazı ilişkilerden rahatsız olanlar olmalı .

Garih'in Koruması Yok muydu?

Garih cinayetinde sanık ve hatta suçlu olarak ilan edilen "Deli Fuat" lakaplı kişinin olayla hiç bir ilgisinin olmadığı ortaya çıkmış. Basından herkes gelişmeleri izlemekte. Halk bunun basit, tesadüfi bir olay olmadığını sezmiş bulunuyor çoktan ve merakla izliyor. Ancak bizim dikkatimizi çeken olayın bir başka yönü de "koruma" meselesidir. Olayın basit bir öldürme olayı olmadığı, işin içinde usta parmağı olduğu kesin. Katil soğukkanlı, deneyimli, işi hiç şansa bırakmamış ve iz bırakmamaya özel  bir çaba göstermiş. Polis de bunu araştırıyor. Bir de "koruma" konusunda yazılanlar var. Garih'in, bu kadar kilit bir yer işgal eden kişinin korumasız sık sık mezarlığa gittiği söyleniyor. Buna inanmak mümkün mü? Bizce değil.. Garih'in herkesin bildiği dışında özel koruması veya korumaları olması olasılığı çok kuvvetlidir. Bu yöneticilerinden olduğu Alarko'nun da bilgisi dışında olabilir. Böyle bir olasılık çok güçlüdür. Eğer böyle bir durum varsa o zaman cinayetten birinci derecede bu mihrak sorumludur. İsrail'den üç Mossad görevlisinin bu iş için geldiğini gazeteler yazdı. Bakalım su yüzüne neçıkacak!..(Organel, 29.08.2001)

http://www.organel.com.tr/garih_dosyasi.htm den alinmadir.

ANA SAYFA