ULKUCU
AYRIDIR TURKCU AYRIDIR! KENDILERIDE SOYLUYOR!
http://www.radikal.com.tr/1998/08/04/turkiye/dgm.html den alinmadir.
ANKARA
- İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Akın Birdal'a silahlı saldırı
olayıyla ilgili 11 sanık hakkında 'çete kurmak' ve 'siyasi amaçla adam öldürmeye
tam teşebbüste bulunmak' suçlamasıyla açılan dava olaylı başladı. Sanıklardan
eski Uzman Çavuş Cengiz Ersever, mahkemede Birdal ve avukatlarına saldırdı.
Ülkücü değil 'Türkçü' olduğunu söyleyen Ersever, Türk İntikam Tugayı (TİT) adlı
örgütü kendisinin kurduğunu belirtirken, mahkeme başkanıyla "Birdal'ın beynini
24 saat içinde duvara yapıştırma" konusunda iddiaya girebileceğini söyledi.
Davanın görüldüğü Ankara 1 No'lu DGM, bir hafta önce de Birdal'ın sanık olarak
yargılandığı bir başka davada, Yargıtay'ın bozma kararına rağmen Birdal'a ceza
kararında direnmişti.
Usul tartışması
Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı duruşmaya tutuklu sanıklardan Cengiz
Ersever, Semih Tufan Gülaltay, Hasan Hasanoğlu, Bahri Eken, Kerem Deretarla,
Ahmet Fulin, Demir Demirok ve emekli Binbaşı Namık Zihni
Ozansoy ile Akın Birdal ve avukatları katıldı. Birdal'ı savunmak için gelen
50'den fazla avukattan bazılarının vekâletinin olmaması usul tartışmasına neden
oldu.
ÖDP Genel Başkanı Ufuk
Uras, TMMOB Genel Başkanı Yavuz Önen'in de izlediği duruşmaya Birdal'ın
yakınlarıyla diğer izleyicilerin katılmasına izin verilmemesi de tepki yarattı.
Yargılamanın başından itibaren Mahkeme Başkanı M. Orhan Karadeniz'in gergin
tutumu dikkat çekti. Başkan önce her yerden çekim yapmamaları konusunda
gazetecileri, ardından, vekâleti olmayanların salonu boşaltmaları konusunda
avukatları uyardı ve onlarla sert tartışmalar yaptı.
'TİT'i ben kurdum'
Duruşmada ilk sorgusu yapılan Ersever, emniyet, savcılık ve yedek hâkimlikte
verdiği ifadeleri reddederken, bunu ifade aşamalarında 'ne dediğini bilememek ve
psikolojik baskı altında olmak'la açıkladı. Görev yaptığı bölgelerde PKK'nın
eylemlerine tanık olduğunu belirten Ersever, "PKK denen
kalleşlerle, erleri şehit edenlerle karşılaştım. Bunun üzerine 1996 yılında Türk
İntikam Tugayı'nı (TİT) kurdum. Örgütün lideri de benim" dedi.
Örgüt adına birçok insan yetiştirdiğini anlatan Ersever, eğitimlerini eylemsel
ve psikolojik yönlerden yaptırdığını, gündüz resmi görevinde, gece örgüt işinde
mesai yaptığını söyledi.
TİT'in terör örgütü olarak görülmesine karşı çıkan Ersever,
"Biz cumhuriyet rejimi karşıtlarına karşıyız, tamamen
Türkçülük sentezine bağlıyız. Rejim ne olursa olsun sistemi savunan bir örgütüz"
diye konuştu. Kendilerinin
'ülkücü' değil 'Türkçü' olduklarına vurgu yapan sanık,
sorguda kendi adamlarını ele vermemek için başka isimler verdiğini söyledi.
Ersever, örgütün elemanlarından Bahri Eken'e, Akın Birdal'a yönelik eylem
talimatını kendisinin verdiğini açıklarken, "Kesinlikle öldürün ya da yaralayın
demedim, ben onu esir alın talimatını verdim" dedi. Amaçlarının, Birdal'ı teslim
aldıktan sonra kendisine basın önünde 'Ben Türkiye aleyhine bölücülük yapıyorum.
Söylediklerim gerçek değil' şeklinde bir açıklama yaptırtmak olduğunu savunan
Ersever, "Böylece hem TİT'in adını duyurmuş olacaktık, hem de Birdal'ın bölücü
olduğu anlaşılmış olacaktı" diye konuştu. Örgütün tek silahının kendisine ait
silah olduğunu ileri süren Ersever, saldırıda kullanılan silahları kendisinin
vermediğini söyledi.
'Yeşil'i tanımam'
Ersever, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile davanın diğer sanığı Semih Tufan
Gülaltay'ı tanımadığını öne sürerken Yeşil'in ağabeyi Bahattin Yıldırım'la
samimi olduğunu kaydetti.
Ersever'in, Birdal'ı öldürme
amaçlarının olmadığını anlatırken "Öyle olsaydı oraya sabıkalı adamlarımı değil,
sabıkasızları gönderirdim. Burda sizinle iddiaya girelim. Akın'ın beynini 24
saat içinde duvara yapıştırırım" demesi soğuk duş etkisi yaptı. Birdal'ın
avukatları bu sözlerin tutanağa geçirilmesini istedi, ancak Başkan kendilerine
söz vermediği gibi onları tersleyince ortam gerginleşti.
Bunun üzerine Ersever "Ulan bana bak avukat" diye Başkan'la tartışan avukatın
üzerine yürüdü, kendisine daha sonra sanık arkadaşları destek verdi. Tepkiler
yükselince araya salondaki jandarmalar girdi. Ancak bu kez sanık Ersever,
Birdal'a "Akın, Akın sen öldün" diye tehditler yağdırdı. Sanıklar, bunun üzerine
sert müdahale görmeden salon dışına çıkarılırken, mahkeme duruşmayı öğleden
sonraya bıraktı.
'Pabuç bırakmayız'
Avukatlar, yaşanan olaylara mahkeme başkanının 'gergin ve tarafgir' tutumunun
neden olduğunu savunurken, tekerlekli sandalyesiyle DGM'den ayrılan Birdal,
tehditlere pabuç bırakmayacaklarını söyledi. Duruşmada Susurluk'la açığa çıkan
çetenin avukatları tarafından deşifre edileceğini anlatan Birdal, "Bu çetedir,
kimse saptırmasın, hukuk devleti önündeki engellerin uzantısını şimdi mahkemede
gördük. Mahkemede güvenlik böyle sağlanmaz. Başından beri bir gerilim yaşanıyor.
Biz bu tür şeylerden şimdiye kadar yılmadık. Bu saldırı herkese, medyaya,
TBMM'ye, yargı organlarına bir mesajdır. Burası dağ başı değildir. Hukuk gücü
yerine silahlı örgüt gücüyle Türkiye'yi teslim almaya çalışanların bu istekleri
bir ham hayalden ibarettir" diye konuştu.
ÖDP Genel Başkanı Uras da sanıkların DGM'deki cüretkâr tutumlarına tepki
gösterirken "Danışıklı bir dövüş oynanıyor. Davada kontrgerillanın paçasından
yakalanma şansı doğmuştur. Kontrgerilla tetikçilerinin bu kadar gergin olması
nedensiz değil. Çok önemli bilgiler tutanağa girmiyor, sanıklar
cesaretlendiriliyor" diye konuştu.
Ceza istemleri
Saldırı talimatının 'Yeşil' tarafından verildiğinin belirtildiği iddianamede,
çetenin lideri Ersever'in 23 yıldan az olmamak üzere, tetikçi sanıklar Kerem
Deretarla ve Bahri Eken'in 23'er yıl, Gülaltay'ın en az 24 yıl, Hasan Hasanoğlu,
Ahmet Fulin, Demir Demirok, Namık Zihni Ozonsoy, Cem Kadir Keçecioğlu, Cengiz
Kördeve ve Ekrem Santulu'nun de 1 yıl ile 23 yıl arasında değişen ağır hapis
cezalarına çarptırılmaları isteniyor. (Radikal)
Ersever'den şok sözler
Burda sizinle iddiaya girelim. Akın'ın beynini 24 saat içinde duvara
yapıştırırım.
Türk İntikam Tugayı'nı ben kurdum. Gündüz resmi görevimde, gece örgütte mesai
yaptım.
Biz ülkücü değil Türkçüyüz. Rejim ne olursa olsun sistemi savunuruz.
Yeşil'i tanımam. Ben onun ağabeyi Bahattin Yıldırım'la samimiyim. Semih Tufan
Gülaltay'ı da tanımam.
Akın, Akın sen öldün...