BUSH "TURKIYE'YI KOMUNIZMDEN ABD KURTARDI!"

MHP'YI CIA AJANLARI ORGUTLEDI!
 

 

http://www.asilkan.org/sabit/yazar3/parti2.htm den alinmadir.

 

BURSA HAKİMİYET

04-03-2006
“Yumuşak Osmanlı” olmazsa “Turan” olsun...
ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld dün eski başkanlardan Harry Truman’ın doğum yeri Missouri eyaletinde “yakın tarihimize ışık tutan(!)” bir konuşma yapmış.


Türkiye’yi 1 Mart tezkeresi nedeniyle affedemeyen Rumsfeld, “Truman Doktrini çerçevesinde Türkiye ve Yunanistan’ın yardımına koşulması kararının bu ülkeleri komünizmin elinden kurtardığını” söylemiş.
Rumsfeld, 50 yıllık Soğuk Savaş’ta Sovyet blokuna karşı verilen mücadeleyle şimdi teröre karşı yürütülen savaşı karşılaştırmış ve “O zaman da şimdi de zaman zaman askerî çatışmalara sahne olan uzun ve dayanıklılık gerektiren bir mücadeleye ihtiyacımız oldu. Düşmanı yenmek için ulusal gücümüzün ‘bütün unsurlarını’ kullanmamız gerekti.” demiş…
Bütün unsurlar
Rumsfeld’in “bütün unsurlar” ifadesinin içine nelerin girdiğini, Türkiye’nin komünizmin elinden kurtarılması çabalarının içinde nelerin bulunduğunu tekrar ibretle gözden geçirmek yerine, son dış politika gelişmelerinin ışığında bugüne ve önce “Orta Doğu”da Türkiye’nin rolüne bakalım.
Truman ve sonrasında Sovyet tehdidine karşı kullanılıp büyük bedeller ödeyen Türkiye şimdi de radikal İslam tehdidine karşı “kalkan” rolünde. Esasen Türkiye’nin geleceğinin Batı ve Avrupa içinde olmasının hiç umursanmadığı, ama laik karakterinden yararlanılan…
Bu rol sadece bizden kimilerinin de heves ettiği bir rol değil, sanki vadedilmiş bir “yumuşak Osmanlı” rolü... Siz “mülayim Osmanlı” da diyebilirsiniz! Mülayim, çünkü sert olsa kimilerinin hoşuna gitmeyecek… Hilafetin kaldırılışının yıldönümü olan bu günlerde, ben buna “neo-hilafet” demeyi daha uygun buluyorum…
Bu arada bu rol AKP çevrelerinde öyle benimsenmiş görünüyor ki kimse kalkıp “Ne o, hilafet mi?” de demiyor! Fener Rum Patrikliğinin İsevi dünyada kabul gördüğü şekliyle ekümenik (evrensel) olduğuna ikna olmayan aynı çevreler benzer şekilde ekümenik olan İslami hilafet kurumunu dışlıyormuş gibi gözükmüyor…
Pantürkçülük ve Misakımillî
Orta Doğu coğrafyasındaki “neo hilafet” rolü, başka coğrafyalara kayıldığında, örneğin Balkanlardan başlayıp Kafkaslardan geçerek Çin’e uzanan Avrasya coğrafyasına gelince, “Turan” ideali çerçevesinde pan-Türkçülüğe dönüşüyor. Tabii bunun içinde ırkçı bir Türkçülükle beraber, onun kadar başat karakterli olmayan İslam kimliği de bulunuyor. Bu da çağdaş Batı / Avrupa değerlerini benimsemeyen, Türkiye’yi Batı’dan / Avrupa’dan uzakta tutan; ama yine de laik bir kimlik…
Bu arada “The New Anatolian” gazetesinde “Büyük Turan Partisi” adıyla yeni bir parti kurulduğunu okudum ve İnternet sitesini inceledim.
Partinin ekonomi, sağlık, dış Türkler, azınlıklar, din, basın özgürlüğü, etnik farklılıklar, terör, Öcalan, idam vb. konularında “çarpıcı” görüşlerini buraya almaya - birçok nedenle - imkân yok…
Ama örneğin Türk ordularının gerektiği zaman Misakımillî sınırları dışına çıkmasını sağlayacak düzenlemelerden söz edilmesi; Partinin İnternet sitesindeki, “AB ülkeleri ile bu güne kadar imzalanmış olan tüm anlaşmalar iptal edilecek, vatanımız ve milletimiz aleyhinde imza atanlar tutuklanarak yargı önüne çıkartılacak, AB ile yapılan tüm ticari anlaşmalar feshedilecek.” ifadeleri biraz fikir verir…
Bir de parti üyesi olabilmek için daha önceden solcu bir parti, dernek, sendika veya birliğe üye olmamak öncelikli koşul… Olur ya, aynı idealleri paylaşan kimi solcular, “ulusalcı” olarak anılanlar belki üye olmak ister…

Amerikan Savunma Bakanının iki cümlesinden nerelere geldik…

http://www.turksolu.org/109/erdem109.htm den alinmadir.

Türkiye’yi komünizmden kim kurtardı?

Ruzi Nazar
Ruzi Nazar, Özbek asıllı bir Kızıl ordu subayı. 1941 yılında Kızıl Ordu’dan kaçan Nazar Nazilere katıldı ve Nazi işbirlikçisi Türkistan Ordusu’nu kuranlar arasında yer aldı. İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesinin ardından Gehlen’in çağrısı üzerine CIA’ya katıldı. 1950’li yıllarda Amerikan Sesi radyosunda çalıştı ve bu radyoda Türkiye’ye ve SSCB’deki Türk Cumhuriyetlerine yönelik antikomünist programlar hazırladı. 1959 yılında CIA’nın Türkiye İstasyon Şefi oldu ve bu görevi 1971 yılına kadar sürdürdü.

Nazar, MHP kurucularının çoğuyla yakın dosttu ve Türkiye’deki ülkücü hareketin organizasyonunda büyük payı vardır. Komando kamplarında eski Nazi subaylarının eğitim vermesini sağlayan odur. Nazar’ın Türkeş’le tanışması ise 1956 yılına kadar dayanır. O dönemde Türkeş, ABD’de görevli bir subaydır. 27 Mayıs hareketi içinde Türkeş’in ABD’nin adamı olarak sızdığı pek çok 27 Mayısçı tarafından savunulmaktadır. Bir görüşe göre, Türkeş’e bu görevi yükleyen Nazar’dır. Türkeş ile Nazar arasındaki dostluk o kadar ilerlemiştir ki, Türkeş’in kızının PAN-AM’da çalışmasını sağlayan da Nazar’dır.

Nazar, 1974’ten sonra ABD’nin Bonn Büyükelçiliğinde çalışmaya başlar. Burada da MHP’nin Almanya örgütlenmesine katkıda bulundu. Ayrıca, MHP’nin aranan isimlerinin Almanya’ya kaçırılması ve burada saklanması organizasyonlarını örgütler. Bu faaliyetlerinde MHP’nin Almanya Müfettişi Enver Altaylı’yla birlikte çalışır. Uğur Mumcu’ya göre; Ülkücüleri Naziler eğittiAğca, Çatlı, Çelik, Kırcı gibi ünlü ülkücü katillerin Almanya’ya kaçmasında ve bu ülkede saklanmasında Nazar’ın büyük yardımı olmuştur.

Bush ağzından baklayı çıkardı

TÜRKSOLU’nda MHP’nin sahte milliyetçiliğine karşı yürüttüğümüz mücadelede Amerikan işbirlikçisi yönlerini ortaya koyuyorduk. Bush’un West Point Askeri Akademisi mezuniyet töreninde yaptığı açıklamalar, bu konuda yaptığımız değerlendirmeleri doğruladı. Ne diyordu Bush bu törende?

“1947’de komünist güçler, Türkiye ve Yunanistan’ı tehdit etmeye başlamıştı. ABD’nin yoğun çabaları sonucunda Türkiye ve Yunanistan komünizm tehlikesinden kurtarılmış oldu...”

Böylece Bush’un ağzından bizim MHP ve ülkücü hareket ile ilgili yaptığımız analiz doğrulanmış oluyor. MHP’nin misyonunun 80 öncesinde Türkiye’yi komünizmden kurtarmak olduğu ülkücü yazarlar tarafından yıllardır ifade edilmiyor mu?

Onlar değil miydi, MHP’nin milliyetçilik anlayışını Sovyetler’den gelen komünizm tehlikesine karşı ülkeyi korumak olduğunu söyleyen?

Daha geçen sayımızda İsrafil Kumbasar’ın şu satırlarını alıntılamıştık: “12 Eylül öncesinde Türk devletini Sovyetler Birliği’nin bir peyki haline getirmek isteyen komünist çetelere karşı ‘sivil direniş’ bayrağını açan Türkeş (...)”

Yıllardır tam da Bush’un dediği şekilde, soğuk savaşı destekleyen, Türkiye’nin Sovyet tehdidine karşı ABD’ye dayanması gerektiğini savunan ve “komünizmle mücadele” perspektifi içinde ABD ile işbirliğinden gocunmayan ülkücü hareket Bush’un bu açıklamalarına tepki gösterdi. Ne de olsa son dönemde çizmeye çalıştıkları “Amerikan karşıtı” ve “antiemperyalist” portre bu açıklamayla birlikte dağılıyordu.

Ancak, MHP’lilerin kendilerini savunmak için yaptıkğı açıklamalar, Bush’un dediklerini doğrular nitelikte oldu.

ABD’nin taşeronu değil miydiniz?

Örneğin BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun dediklerine bir bakalım: Yazıcıoğlu biz ABD’ye yardım etmedik demiyor, tersine Bush’un açıklamalarını bir “diyet” olarak değerlendiriyor. Atatürk’ün “Kimden yardım isterseniz ona hizmet edersiniz... Kimden borç alırsanız ondan emir alırsınız...” sözlerini hatırlatan Yazıcıoğlu, Bush’a tepki göstermek bir yana adeta sitem ediyor: “ABD Başkanı’nın Türkiye ile ilgili son açıklamalarıyla sergilediği ukalalığın sebebi işte Atatürk’ün tesbitindeki bu gerçektir.”

Bu cümleler Bush’un dediklerinin ne kadar doğru olduğunun bir itirafı olsa gerek. Yazıcıoğlu sitemlerine devam ediyor: “Halbuki Kore’de onları biz kurtardık. Avrupa’nın komünist işgaline uğramasını Türkiye önledi.”

Yazıcıoğlu, bir türlü ABD uşağı değildik diyemiyor. Tersine, ABD’nin yeni uşaklar peşinde koşmasından dem vuruyor:

“ABD’nin bugünlerde yine Türkiye’ye ihtiyacı var, Türkiye’yi yedeğine almak ve taşeron yapmak arzusunda. Bush’un eski defterleri açması, Türkiye’den yeni taleplerde bulunup yeni görevler takdim edeceğinin ifadesinden başka bir şey değildir.”

Öyleyse Yazıcıoğlu’na soralım: Bugün ABD yeni taşeronlar peşindeyse, eski taşeronları kimdi?

Bu soruların yanıtı Yazıcıoğlu’nun Bush’a gösterdiği sitemde gizlidir. Bush’un sözlerine adeta bir dost kazığı yemiş gibi tepki veren Yazıcıoğlu, böylece ülkücü hareketin 80 öncesinde yaptığı taşeronluğu da kabullenmiş oluyor.

Hiçbir ülkücü Amerikancılığı reddedemiyor

Sadi Somuncuoğlu ise sitemkâr açıklamalar yapan bir başka isim. Somuncuoğlu, Batı Bloku’nun Komünist Blok’a karşı kurulduğunu belirtiyor ve Türkiye’nin bu blok içinde yer aldığını söylüyor. Ve şöyle devam ediyor: “NATO ortak bir savunma ve güvenlik örgütüydü. Bu nedenle kimse kimseye karşı kurtarıcı pozisyonda değildi. Ortak hareket ediliyordu. Kimse kimsenin hatırı için mücadele yürütmedi. Bu nedenle kendilerini alacaklı pozisyona düşürmeye hakları yok.”

Gördüğünüz gibi hiçbir ülkücü de çıkıp “Ne münasebet kardeşim, ülkücülerin ABD’yle ne ilgisi olabilir. Biz ABD uşağı mıyız?” diyemiyor. En fazla ABD’ye hizmet etmediklerini ama ortak hareket ettiklerini söyleyebiliyorlar. Ne Türkiye’nin NATO üyeliğini sorgulayan var, ne de Amerikancılığın Türkiye’yi getirdiği noktayı ortaya koyan. Hatta ülkücüler, geçmiş Amerikancılıklarının hesabını vermedikleri gibi ABD’nin bugünkü politikalarını da bir yandan eleştirebiliyorlar:

“Türkiye’nin milli meselelerinde ABD ile karşı karşıyayız. Kıbrıs, Patrikhane, Papaz Okulu, Ermenistan ve Güneydoğu gibi hukuken, tarihen ve siyaseten yüzde yüz haklı olduğumuz meselelerde ABD bizim karşımızda yer alıyor. Türkiye’den toprak talep eden komşularımızla birlikte hareket ediyor.”

Bu sözler de Somuncuoğlu’na ait. Peki, ABD acaba, siz onlarla “ortak hareket ederken” (“uşaklık yaparken” demiyor, onların tabirini kullanıyoruz) bu meselelerin hangisinde Türkiye’nin yanında yer alıyordu? Ya da siz geçmişte ABD’yi bu konularda hiç eleştirdiniz mi?

Kıbrıs meselesinde Türkiye’ye ambargo uygularken hanginiz ABD’ye karşı çıktınız?

Atatürk döneminde kapatılan ve ancak DP döneminde yeniden faaliyete geçebilen Fener Patrikhanesi’nin başına Patriği yeniden geçiren ABD değil miydi?

Papaz Okulu’nun açılması için açıklamalar yapan ABD’li misyonerlere ve “Barış Gönüllüleri”ne karşı ne yaptınız?

ABD’nin yıllardır Ermenistan’ı desteklemesine hiç karşı çıktınız mı?

ABD yalnızca Türkiye’de değil, İran’da ve Irak’ta Kürt hareketlerini desteklerken, hiç ABD’yi bu konuda protesto ettiniz mi? Ya da daha yalın bir soru soralım: Siz hiç ABD’yi protesto ettiniz mi? 70’lerde bir tane Amerikan karşıtı eyleminiz var mı? Ya da bildiriniz? Afişiniz? Yazınız? Sloganınız?

Halbuki, Türkiye ile ABD bu bahsettiğiniz konularda yıllardır karşı karşıya.

Siz ise tarihiniz boyunca bu konuların tümünde ABD’nin yanında yer aldınız. ABD’ye karşı tutarlı bir mücadele yürüten ise her zaman için sol oldu. Siz 6. Filo’yu kıble kabul edip namaz kılarken, bu ülkenin devrimci gençleri Vedat Demircioğlu’nu şehit veriyordu. Siz “Allah Allah” diye devrimcilere saldırırken, solcu dergilerde Irak’taki Amerikancı Barzani hareketi ve Kürtçüler eleştiriliyordu.

Hatta Patrikhane meselesinden ve ABD’nin bu meseledeki yerinden ilk bahsedenlerden biri Niyazi Berkes’ti. Berkes’in ülkücü hareketle tek ilgisi ise 40’lı yıllarda başını Nihal Atsız’ların çektiği “Turancı”lardan yediği dayaklardı. Ve siz solcu öğretim üyelerine dayak attığınız o günü “Türkçülük Günü” olarak kutladınız. Bugün de utanmadan Berkes’lerden öğrendiğiniz meselelerde Amerikan karşıtlığı oyunu oynuyorsunuz.

Hodri meydan.

Açın 60’larda herhangi bir sol yayını. Örneğin Yön dergisini. Bugün ABD ile karşı karşıyayız dediğiniz konuların tümünü orada bulacaksınız. Bir de o dönem sizin çıkardığınız dergilere bakın.

O konuların hiçbirini bulabilir misiniz?

Hayır...

Çünkü o konulardan bahsetmek için ABD’yi eleştirmek gerekir. O yürek ise hiçbir dönem ülkücülerde olmamıştır.

3 Mayıs neyin yıldönümüdür?

Ülkücülük milliyetçi bir hareket değil, emperyalist işbirlikçisi bir harekettir. Bu basit gerçeği kavramadan Türkiye’de ne ülkücüler anlaşılabilir, ne de milliyetçiliğin gerçek bir tanımı yapılabilir.

Bush’un sözleri ve ülkücülerin bu sözlere ettiği sitemler sanırız bu dediklerimizin güzel bir kanıtı olmuştur. Bu gerçeği ülkücü hareketin ilk ortaya çıktığı günlerden itibaren görebiliriz. İlk olarak ülkücülerin şu yıllardır kutladıkları 3 Mayıs Türkçülük Günü’ne bir bakalım.

Sizce 3 Mayıs neyin yıldönümüdür?

Ergenekon’dan çıkışın mı? Malazgirt Zaferi’nin mi? İstanbul’un fethinin mi? Bir Türk büyüğünün doğumunun mu? Çanakkale Zaferi’nin mi? TBMM’nin kuruluşunun mu? Sakarya Zaferi’nin mi? Yoksa Kurtuluş Savaşı’nda bizim bilmediğimiz önemli bir zaferin mi?

Hiçbirinin...

Ülkücülük herhangi bir milliyetçi hareket olsaydı, Türkçülük Günü olarak sanırız bu tarihlerden birini seçerdi. Halbuki, 3 Mayıs, 1944’teki Irkçılık-Turancılık davasının yıldönümüdür.

Ne olmuştur 3 Mayıs’ta?

Başında Nihal Atsız’ın bulunduğu ve Reha Oğuz Türkkan, Alparslan Türkeş gibi isimlerin de içinde yer aldığı bir grup Irkçı-Turancı mahkemeye çıkarılmıştır.

Davanın görüldüğü 3 Mayıs’ta Nihal Atsız’ın örgütlediği bir serseri grubu, Ulus ve Kızılay’da olaylar çıkarmış, Atsız’lar hakkında şikayetçi olan ve davanın açılmasına neden olan Sabahattin Ali bu olaylarda dövülmüştür.

O dönemki olaylarda Niyazi Berkes, Pertev Naili Boratav, Behice Boran gibi solcu öğretim üyeleri de bu faşist terörden nasiplerini almışlardır. Görüldüğü gibi 3 Mayıs’ın ne Türklükle ne de milliyetçilikle bir ilgisi vardır. Tersine, 3 Mayıs, faşist terörün başlangıç günü olarak görülebilir.

Ülkücülüğün ortaya çıkışında Nazilerin rolü

Öyleyse, ülkücü hareketi anlamak için 3 Mayıs’lara, yani 40’lı yıllara bir dönmek gerekir.

Ülkücü hareket tamamen bir Nazi örgütlenmesi olarak başlamıştır. Irkçılıkları, sol ve komünizm düşmanlıkları Nazi felsefesinden beslendiklerinin göstergesidir. O dönem çıkardıkları Çınaraltı, Orkun, Tanrıdağı, Bozkurt ve Gökbörü gibi ülkücü dergiler Almanya’da çıkan Nazi dergilerine çok benzer. Nazi propaganda afişlerinden bozma resimler, Nazi dergilerinden devşirme ırkçı teoriler dergi sayfalarını süsler. Üstelik bu dergilerdeki Nazi hayranlığı öyle gizli falan da değildir. Açık açık Türkiye’nin Nazilerin yanında savaşa girmesi gerektiğinin propagandası yapılır.

Bir yandan da bu dergilerde “Esir Türklerin kurtarılması” adı altında Turancılık yapılır. Atsız’ların Turancılığı Almanya’nın İkinci Dünya Savaşı’nda SSCB’ye karşı giriştiği harekâtın ideolojik referanslarını kendine esas almaktadır. O dönem Naziler, Sovyetler’deki Türk Cumhuriyetlerini Turancı ideolojiyle ayaklandırma çabasındadır. O dönem Nazi işgali altındaki Kırım’da Kızıl Ordu kaçaklarından oluşan bir Türkistan Ordusu bile kurulur.

İlginçtir ki, 1940’ların Almancı-Nazi hayranı ülkücüleri 1945’te bir anda çark edip Amerikancı kesilmişlerdir. O dönemki ülkücü dergiler bu keskin dönüşün ilginç örnekleriyle doludur. 1943 yılındaki ırkçı bir dergide ABD’nin Sovyetler’in güdümüne girdiği savunularak bu ülke eleştirilmekte ve Türkiye’deki Amerikan hayranlığı yerden yere vurulmaktadır. 1945’e gelindiğinde ise, aynı yazar, Amerikan hayranlığının kalemşörlüğüne soyunabilmektedir.

Nazi hayranı bir hareketin bir anda Amerikancı olması nasıl açıklanabilir? Bu noktada kilit bir isim var: Gehlen.

Gehlen, Nazilerin SSCB’yle çarpıştığı Doğu Cephesi’nin istihbaratından sorumlu bir general. Ve tahmin edileceği üzere esaslı bir antikomünist. Gehlen 1943 yılında Nazilerin savaşı kaybedeceğini anlayınca ABD’ye sığınıyor. Gehlen’e göre Naziler yenilecekse komünizm karşıtlığının bayraktarlığını ABD üstlenmelidir. ABD’ye sığınan Gehlen ABD istihbarat kurumlarında antikomünizmin gelişmesi için elinden geleni yapar. CIA’nın kuruluşunda da rol alan Gehlen, Nazi Almanyası’nda SSCB’ye karşı birlikte çalıştığı istihbarat subaylarını da etrafında toplamaya başlar.

CIA’nın kontrgerilla operasyonlarını yürüten kadroları işte bu çekirdek içinden yetişir. Tabii, Nazilerin örgütlediği tüm antikomünist yapılanmalar da Gehlen’le birlikte Amerikancı kesilir. Türkiye’deki ülkücü hareket de bunun örneklerinden birisidir.

Oral Çelik, ülkücüleri Nazi subaylarının eğittiğini açıklamış ve bu açıklamasıyla ülkücülerden büyük tepki toplamıştı. Tabii burada bahsedilen Nazi subayları Türkiye’de Almanya’nın görevlisi olarak bulunmuyorlardı. Onlar Gehlen’le birlikte ABD tarafına geçmiş ve CIA’nın antikomünist kontrgerillasını örgütlemeye başlamış Nazilerdendi. Eski Nazi subaylarını MHP ile buluşturan Amerikancılıklarıydı. Hayat hikayesini verdiğimiz Ruzi Nazar bu subayların belki de en ünlüsü.

ABD-MHP ilişkisi yalnızca eski Nazi subaylarıyla sınırlı değil elbette. ABD’nin kurduğu Komünizmle Mücadele Birlikleri (World Anti-Communist League), Türkiye’de Komünizmle Mücadele Derneği’ni örgütler. MHP’nin arka bahçesi sayılabilecek bu derneğin tek faaliyeti Türkiye çapında bir solcu avı başlatmasıdır. Kanlı Pazar da bu derneğin provokasyonları arasındadır. Komünizmle Mücadele Derneği o derece açıktan Amerikancılık yapmaktadır ki, kurucularından ve önemli liderlerinden Tevetoğlu ABD bayrağına sarılarak resim çektirmekten kaçınmaz.

Dolayısıyla MHP aslında ABD’nin dünya çapında örgütlediği bir paramiliter gücün Türkiye’deki şubesidir. “ABD’yle birlikte komünizme karşı mücadele ettik” açıklamasının özü işte budur.

Üstelik MHP, tarihinin hiçbir döneminde ABD’nin “dolaylı” takipçisi olmamıştır. Amerikancılıktan hiçbir zaman gocunmamış ve Amerikancılığı açık açık savunmaktan çekinmemiştir. Bunun binlerce örneği verilebilir. En çarpıcısı olarak Türkeş’ten şu alıntıyı yapmakla yetinelim. Deniz Gezmiş’lerin Amerikan karşıtı eylemlerini bakın Türkeş nasıl eleştiriyor:

“Gittikçe çoğalan anarşi ve NATO aleyhtarı hareketlerle, komünistler tarafından ustaca körüklenen Amerikan düşmanlığı, müttefikimizle olan münasebetlerimize gölge düşürmüştür.”

Yani bugünkü ülkücülerin iddia ettiği gibi MHP’nin devrimci düşmanlığının nedeni Sovyet karşıtlığı falan değil, ABD dostluğudur. Zaten, 68 Hareketi hiçbir zaman Sovyetçi olmadı. 70’lerde de Sovyetçilik sol içinde bir iki örgütün savunduğu azınlık bir görüştü. Sol’un esas omurgasında tam bağımsızlıkçılık ve Atatürkçülük her zaman hakim olan anlayıştı.

MHP: ABD’nin sokak gücü

Görüldüğü üzere, MHP, ABD’nin “Türkiye’yi komünizmden kurtarma projesinin” bir ürünü olarak ortaya çıkmış bir siyasi harekettir. Ve Türkiye’de ne zaman devrimci hareket güçlense, karşısına bir sokak gücü olarak MHP sürülmüştür. Türkiye’de devrimciler her zaman ABD’yi karşılarına alırken, onlara karşı örgütlenen MHP sırtını ABD’ye yaslıyordu.

Ancak burada neden-sonuç ilişkisini doğru kurmak gerekiyor. MHP, sola karşı örgütlendiği için Amerikancı olmadı. Tersine, bizzat Amerika’nın örgütlediği bir hareket olduğu için sola karşı bir sokak gücü haline dönüştü. Kısacası, MHP, tam da Bush’un bahsettiği gibi, Truman doktrininin bir hediyesidir Türkiye’ye. Köklerinin, Nazilerin örgütlediği ırkçı-Turancılarda olması da kökünün ne derecede dışarıda olduğunun bir kanıtı sayılmalıdır.

Bu nedenle, MHP’nin bugün yaşadığı tüm fikirsel ve örgütsel bunalımın nedeni de SSCB’nin yıkılmasıyla birlikte ABD’nin antikomünist yöneliminin ortadan kalkması ve MHP gibi hareketlere ihtiyacı kalmamış olmasında aranmalıdır. Sanırız, MHP’lilerin ABD’ye yönelik sitemkârlıklarının gerçek nedeni de budur...

Ilgili haberler:

Oral Celik Ulkuculeri Naziler egitti ve Dogu Perincek MHP nin kucuk Amerika Milliyetciligi

Turkes'de CIA ile birlikteydi! CIA le beraber Humeyniyi devirip Sah'in oglunu getireceklerdi

Polat Alemdar'da CIA ajani mi?

Turk Intikam Birligi Herkesi Silah Alimina cagiriyor! Alabilecegi adresleri veriyor! Silahli Saldiri yontemleri anlatiyor. Daha neler neler...

MHP ne zamandan beri Ataturkcu oldu?

MHP li Kurt'larda CIA'ye katilsin bitsin bu is!

Ulkucu ayridir Turkcu ayridir! Bunu Turkculerin kendileride soyluyor!

Hakki Dedeler'den yazi, El Birligi ile Buyuk Turan'a kosabiliriz! ve Can Hatipoglu Ulkucu gencligin durumu!

MHP lideri Alparslan Turkes "Fethullah Gulen Bu Ulkenin Dinamigidir!" buda baska BBP lideri Muhsin Yazicioglu Fethullah Gulen hakkinda konusuyor...

Buyuk Turan Partisini ve Genel baskani Hakki Dedeler'i polis basti!

Buyuk Turan Partisi'nden vaatler - 25 yil icinde vatandasliga alinan 7.5 milyon ermeni kurt yahudi vatandasliktan atilacak - Ulke genelinde yabanci paralar yasaklanacak

FLASH! Izmir'de elden ele dagitilan bir bildiriye gore Kurtler Turani Kavimmis! Daha neler neler...

Bediuzzaman'in naklinde Turkes'in rolu!

Zonguldak'ta solcular ABD den korkmuyoruz dedi , Ulkuculer solculari dovdu!

Turkes Komunist miydi?

Komunist Yurtsever Cephe "Ulku Ocaklari Bush'un Hizmetinde!"

Asilkan diyorki Dunku Alkurtlar Bozkurt rolu yapiyor!

Yuzbasi Turkes'in sevdigi ogrencisi kimdi?

Turkes ABD'den para istemis!

Bahceli MIT'in adamimi? Bu mektupla amac Bahceliyimi susturmak? Siradaki yapilacak nedir?

Miting'de Nazim Hikmet siirleri okuyan livaneli "o mhp li sussun!"

Edip Akbayram ve MHP li Gul FOXTV de kapistilar...VIDEO...

Ankara Bombacisi Komunist cikti hatta MHP ye molotof kokteyli atmis! VIDEO!

Deniz Bolukbasi 1 Mart teskeresinin gizli yanlarini acikladi! ABD Turkiye iliskisi - Meclis baskani ne yapmis! VIDEO!

Bahceli Kuresel guclerin adamimi?

Turan geliyor! Hemde Amerikan destekli! Bu konuda kitaplar cikmaya basladi bile!

MHP CHP ile koalisyon yapacak!. Oy kullananlar dikkat!..

Ulkucu katillerle isbirligi! Tokmakci babadan yazi...

Ulkuculuk hakkinda bazi emailler geliyor! Etraftata herkes ben ulkucuyum diyor! Onlar ALKURT gercek Ulkucu kime denir?

ABD askeri atesi uzerindeki arma Amerikan bayrakli Sahin ve Turkbayrakli Bozkurt! Insallah Airlines!

Iste Yesil'in kimligi! Yesil Kibrista!

BuyukTuranPartisi genelbaskani Hakki Dedeler Devlet Bahceliye soruyor! Hesap ver!

Perincek "Bahceli MIT ve CIA ajani!"

Bahceli "CHP kokenliyim!"

SOK! Bahceli'nin soyagaci...

Muhsin Yazicioglundan Baykala Sen Belamisin? VIDEO

Bahceli Ecevit Yilmaz'in Apo'nun idaminin ertelenmesi icin imzasi...

Iste bir Alkurt! Ulusalci Ulku ocagi kurucusu..

CHP adayi gazeteye MHP'ye destek ilani verdi

Izmir'de heryerde CHP MHP bayraklari beraber asilmaya baslandi!

Sonunda MHP bayragida degisti!

SOK! Bahceli HADEP'liyi alkisliyor!

Ingilizler ver para ben Apo'yu asayim demis

Susurluk Raporu

Bahceli IMF sadakat antlasmasi!

14 patlama ayni cete, Ulkucu Ibrahim Ciftci'yi vuran ayni cete!

Muhsin Yazicioglunu oldurecekler

ABD Buyukelcisi patladi! ABD PKK'yi desteklemiyor! Hepsi Turkiye ABD arasini bozmak icin yalan haberler!

Ismail Turut'un klibi cinayeti ovuyor! Iste irkci o kilip! VIDEO!

SOK! Ogun Samast Ozan Arif'e destek cikti! VIDEO!

Ismail Turut'un klibine cevap olarak idilcan88 ve digerleri youtube a cevap klibi koydu

Ismail Turut'un Mafya Sedet Peker'e yazdigi turku VIDEO

Ozan Arif "Karadeniz'in Komunisti bile vatana ihanet etmez" (Sanat alemi Kizilbaslarin elinde onu kastederek) "Bizim Musluman Sanatci olmamiz tepkiye neden oldu!" VIDEO

Ismail Turut " Anani Erevizyona gonder serefsiz!" VIDEO

Youtube Turut klibini koyan bulundu! Yapan Turk Islam Sentezcisi Milliyetci ayni zamanda Ataturk dusmani!

Ahmet Turk derin devletin adami mi?

Kurtlar Vadisi gecen bolum ilginc konulara deginiyor Iranli general Askeri kacirilisi - Ulusalcilar cephane evler hakkinda - Muzaffer Tekin hakkinda - Bomba yuklu minubus hakkinda VIDEO

Hrant Dink'i jandarma zeca evi araci birdaha vurdu! Ogun Samast gelirken aracta YA SEV YA TERKET yazdilar! VIDEO!

Iste Nihal Atsiz'in son vasiyeti!

Naziler ABD'De BOLUM1 BOLUM2 BOLUM3 BOLUM4

SOK! Catli, Agca CIA baglantili idi!

Ulkucu Mafya Ibrahim Ciftci'yi Ulusalcilar oldurdu diye yazmistik! Dedigimiz iyici ortaya cikti! VIDEO!

Turkes'i idamdan CIA kurtardi!

Reha Camuroglu Ermenimi? VIDEO!

Enver Altayli - Ruzi Nazar TV'de "Turkes'i CIA'den Ruzi Nazar Kurtardi!"

Soner Yalcin'dan MHP'de ULKUCULUK TURKCULUK hakkinda yazi! Savas ne zaman basladi!

Tayyip Turan'i kuruyor!

Yabancilara satilan toprak 2006 yili itbariyle...

Gurcan "MHP'yi CIA kurdu!"

Mehmet Ali Birand MIT ajani cikti!

Turkes'in gene CIA ajani oldugu idda edildi!

Sonunda buda oldu "Ulkucuye tekbir yakismiyor!"

 

ANA SAYFA