TURKES ICIN YINE CIA AJANI IDDASI!
TÜRKEŞ İÇİN ŞOK İDDİA!
4/27/2008 Karakter Boyutu:
Alparslan Türkeş'in CIA ajanı olduğunu kim hangi rapora dayandırarak iddia etti?
Nuh Gönültaş, bu yıl 40. yılı olan 1968 senesinde yaşanan olaylarla ilgili
ilginç detayları kaleme aldı. 68 kuşağının önemli isimlerinden Sarp Kuray ve
Ömer Gürcan'ın ekranlardaki konuşmaları ilginç detaylarla dolu. İşte Gönültaş'ın
o yazısı...
Biz oltaya geldik, siz gelmeyin!
Sarp Kuray ve Ömer Gürcan... Bunlar 68 kuşağının önemli isimleridir. Ömer Gürcan
idam edilen darbeci asker Fethi Gürcan'ın oğlu, Sarp Kuray da denizci subay,
gençlik önderi, 9 Martçı vs...
Yazar E-Posta: ngonultas@bugun.com.trHaber Tarihi: 27 Nisan 2008Bu iki ismi
Kanal A ekranlarında gördüğümde ekrana adeta kilitlendim. Alper Tan'ın sunduğu
Gündem Ankara programının konukları olan bu iki isim bugünkü kuşaklara ne
söyleyebilirlerdi ki? Bir kere onlar Derin Devlet dediğimiz yapıya "Amerikan
Kabuğu" diyorlardı. Sarp Kuray'a göre Amerika 1946 yılından itibaren hem orduya,
hem de diğer kurumlara adamlarını yerleştirdi.
Ve hem Amerika hem de SSCB ordu içindeki müdahaleci eğilimleri yönlendirdi:
"Burjuva sınıfı kendi sorunlarını aşamadığı zaman, asker ve üniversite vurucu
güç olarak öne çıkar... Sovyetler, Irak ve Suriye gibi ülkelerde bu gücü
yönlendirerek Baas tipi rejimler oluşturmuşlardır. Türkiye'de ise 12 Mart 12
Eylül müdahaleleriyle Amerika kendi çıkarını gözeten düzenlemeler yapmıştır."
Şöyle anlıyorum: Orduyu ve üniversite gençliğini dış güçler yönlendiriyor. Demek
ki onlar bu etkilere açık haldeler. Ya da içlerinde bu tür etki ajanları var!
İlginç iddia Alparslan Türkeş hakkında. Ömer Gürcan, Alparslan Türkeş'in CIA
ajanı olduğunu iddia etti. Bunu da dönemin Amerika Ankara Büyükelçisi Warren'in
hazırladığı rapora dayandırdı:
"27 Mayıs'tan sonra kurulan Milli Birlik Komitesi (MBK) çok genç ve tecrübesiz,
üstlendiği misyondan dolayı başı dönmüş bir grup. Şu anki işlerimizden biri de
MBK'nın içinde kimlerin etkin olduğunu tespit etmektir. MBK'nın içine en önemli
üye olarak Türkeş'i yerleştirdik" (Foreign Relations 1958-60 s. 369-370)
"Amerikan kabuğu" ne zaman sistemin içine yerleştirildi?
Sarp Kuray: "Türkiye, Amerika ile birlikte harekât etmeye karar verdiği 1946'dan
bu yana Amerika kendi çıkarlarını gözetecek kadroları Türkiye'deki sistemin her
alanında yerleştirdi... Türkiye'de 1930'dan sonra hiçbir şeyi inandırıcı
bulmuyorum..." Türkiye'de darbe ve müdahaleleri gerçekleştiren kuklacılar
kimlerdir? Kuray: "Bunlar geri planda Amerikan emperyalizmi, önde onların
ülkedeki ortakları olan egemen sınıftır. Bu oluşumlara karşı ordunun içinde
tepkiler de olmuştur. Anti emperyalist Talat Aydemir ve Fethi Gürcan bunların
öncülerindendir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde asılarak idam edilen tek darbeci
subaylar da bu isimlerdir." Peki şu meşhur iddia; Abdullah Çatlı Fransa'ya
kaçtığında orada Sarp Kuray'a mı gitmişti. Kuray bu iddiayı kesin bir şekilde
yalanladı: "Yok böyle bir şey." Kürt-Türk kutuplaşmasında "Amerikan Kabuğu"nun
etkisi var mı?
Kuray: "Bugün sağduyulu Kürt arkadaşlar, "Tekrar birlikte çözüm arayalım ve
Mustafa Kemal Paşa'nın 1919'da, 1923'te Eskişehir ve İzmit konuşmalarını
referans alalım" diyorlar. Bu makul öneriler, dış dinamiklere dayalı güçler
tarafından maniple edilerek akim bırakılmaya çalışılıyor. Biz ise iç dinamiklere
dayanmış güçlerden yanayız. Eşit ve özgür yurttaşlık temelinde birlikte
çözebiliriz diyoruz. Bu ülkede Amerikan kabuğu kırılmadıkça, provokasyonlar da,
gerginlikler de bitmeyecek..."
9 Mart için ittifak yaptığınız paşalar sizleri sattı mı? Kuray: "1960 yılına
kadar Türk ordusu devrimci idi. Fakat bu tarihten sonra NATO damarı üzerine
oturdu. Kendi evlatlarını kurban vermeye başladı. 9 Mart'ta bize sokaklara bomba
atın diyenler 12 Mart'ta taltif edilirken bizler subay olduğumuz halde erlerden
falaka yedik, işkence gördük. Bizans ordusunda böyle bir kalleşlik yok..." Hiç
kullanıldığınız hissine kapıldınız mı? Gürcan: "Bizler emir erleri olmayı
reddettik. Onlara itaat etseydik ben bugün TRT Genel Müdürü, Sarp Ağabey ise
Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni olurdu..." Kendilerini solcu ve devrimci
olarak nitelendiren çevrelerin dine yaklaşımını nasıl buluyorsunuz?
Kuray: "Biz dinin bir sosyolojik bir olgu olduğunu, Müslümanlığın çıkışındaki
bütün devrimci dinamikleri göremedik... Bizim din konusunda fazla bilgili
olmamamız, direk bir inkârcılığı getirmiş, sonuçta halkla aramıza büyük bir
uçurum oluşmasına sebep olmuştur. Devrimcilerin dine karşı görünmesi bize zarar
verdi..." Kendi tecrübelerinizden hareketle bugünün gençlerine söylemek
istersiniz?
Kuray: "Burada "Cambaza bak" oyununa gelmemek lazım. Bizi geçmişte nasıl
kullandıklarını anlatayım. Yükseliş Kolejine bizim guruptan birileri bomba attı.
Bu bomba Muhsin Batur'un Genel Kurmay'da yapacağı bir konuşmaya zemin
hazırlaması için patlatılmıştı... Türkiye'deki devrimci gençlik bu tarz oltalara
geçmişte çokça takılmıştı. Peki, bu imkânları neden bize sağlıyorlar? Çünkü
ortalığı karıştırmamızı istiyorlar. Böylece onlara yapacakları darbenin
altyapısını oluşturacaktık..." Gençliğin sol kanadının nasıl kullanıldığını
yaşayarak gören bu iki ismin, Kuray ve Gürcan'ın daha fazla konuşup
tecrübelerini yeni kuşaklarla paylaşması lazım.