ISTANBUL'DA LISEDE IMZA KAMPANYASI !

 

http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=4990 den alinmadir.


DEVLET OKULUNDA TERÖRE DESTEK KAMPANYASI VE FETHULLAH GÜLEN TARİKATININ BİR GAZETECİSİ

14.03.06

“Şemdinli” kriptosu içerdiği çok yünlü haliyle son bir-iki gündür ortaya çıkan yeni deliller ve haberler ışığında farklı ama gerçek şeklini almaya başlarken ihanet kanadını oluşturan bir grup yetkili ve görevlinin de maskesini düşürmeye devam ediyor.

Şimdi bu bağlamda konuya ilişkin olarak, çeşitli zamanlarda yazılarımızda ısrarla ifade ettiğimiz ve olayın boyutlarının bir sistem içerisinde bilinçli ve kasıtlı olarak, bize doğrudan gösterilmeyen ve hatta anlaşılmaması istenen bir amaç için şekillendirildiğini iddia ettiğimiz vahim tabloyu delileri ile ortaya koyuyoruz.

Akşam gazetesinden Güler Kömürcü 7 Mart ve “Hedef; Etnik Temizlik Bahanesiyle Referandum Mu!” başlıklı yazısında konuyu değerlendirmiş ve olayların götürülmek istendiği boyutu yazmıştı.

Yayınladığımız belge tüm iddialarımızı ve yazılanları doğrulayan bir belge. Söz konusu belge Terör örgütü PKK tarafından hazırlanarak birçok yerde dağıtılmış.

Yer İstanbul-Beykoz, konu terörist başı Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması için başlatılan imza kampanyası ve imzaların toplandığı yer devlet lisesi.

İmzalar hazırlanmış matbu bir kağıt üzerinde toplanıyor. Her kağıtta 14 kişilik imza hanesi var. Yani toplu müracaat planlanmış, herkes tek tek dilekçe göndermiyor.

Hazırlanan her imza belgesinin, “Birleşmiş Milletler genel Sekreterliği’ne, Avrupa Konseyi’ne, Türkiye Cumhurbaşkanlığı’na, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı’na ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne” adreslerine gönderileceği belgenin en üstünde aynen ifade ettiğimiz gibi belirtiliyor.

Örgüt bu adres grubunun hemen altında bu imza kampanyasının hangi amaçla başlatıldığını ifade eden sözleri aynen şöyle. “Ben bir Kürdistanlı olarak, Kürdistan’da Sayın Abdullah Öcalan’ı bir siyasi irade olarak görüyor ve kabul ediyorum”. Bu ifade, hemen altta bir de Kürtçe olarak yazılmış.

Belgenin adres kısmı hariç, Türkçenin yanı sıra Kürtçe olarak da hazırlanmış olması da unutulmamış bir ayrıntı.

Gelen bilgiler imza kampanyası için hazırlanan bu belgelerin devlet daireleri dahil her alanda imza toplamak üzere dağıtıldığı ve her alanda farklı yöntemlerle imza toplama işlemine başlandığı yönünde. Özellikle DHP’li belediye başkanlarının bu kampanyayı başlatıp bitirdiği ve beklenen diğer imza belgeleri ile birlikte gönderilmek üzere hazır bekletildiği yönünde. Özellikle imzalar toplanırken belgelerin ele geçmemesi için son derece dikkat ve özen gösterildiği belirtiliyor.

Devlete ait bir lisede bu durumun ortaya çıkması ise skandal sayılabilecek bir durum. Konu almış olduğu hali ile bir suç unsuru teşkil ettiği kadar, aynı zamanda bölücü PKK terör örgütünün ve iş birlikçilerinin esas amacın ne olduğunun bir göstergesi.

Son bir yıldır yaşanan olaylar sonucunda Şemdinli’de düğümlenen ve içeriği saklanarak TSK’nin hedef haline getirilmesinin nedeni çok açık ortaya çıkmaktadır.

Konu ile ilgili olarak fazla söylenecek bir söz de bulunmamaktadır.

Şemdinli olaylarını araştırma-soruşturma bahanesi ve çete suçlamaları ile subay-astsubaylar, polisler-emniyet müdürleri deşifre edilirken, her gün hedef gösterilirken, bir albayın estetik ameliyat olup olmadığı ve yeni görev yeri bir bir ortalığa saçılırken, ortaya çıkan bu belge devletin ülkenin içinde bulunduğu acizliğin bir göstergesi değil midir?

Zannediyoruz konu biraz daha açığa kavuşmuştur.

Ancak her zaman olduğu gibi bu belgeye düzmece veya yalan diyecek birilerinin çıkacağı da ihtimal dahilindedir.

Geçtiğimiz hafta içinde Perşembe günü Galatasaray Lisesi önünde hatırı sayılır sayıda sivil toplum örgütü –Soros’dan para almayan, ABD ve AB’den fonlanmayan, yıkıcı-bölücü terör örgütüne hizmet etmeyen sivil toplum örgütleri- TSK’nin erinden, generaline kadar yapılan saldırının, Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar Büyükanıt’a yöneldiği son aşmasında protesto eden ve TSK’ne destek veren bir basın bildirisi yayınladılar.

Bir süre önce Hürriyet Gazetesine mevzi değiştiren Fethullah Gülen Tarikat’ının gazetecisi Ahmet Hakan 10 Mart tarihli “Türk ordusuna destek eyleminin içine düştüm” başlıklı köşe yazısında konuyu alaylı bir şekilde ele almış ve yılların köşe yazarı olma edası ile TSK’ne verilen bu desteği kendince sıradanlaştırmak istemiş.

Bu destek mitingine biz de davetliydik ve nedense ne Ahmet Hakan’ı gördük ne de onun bahsettiği gibi kalabalıktan birinin işaret ettiğini. Zannediyoruz ki Ahmet Hakan Bey hem olayı biraz aşağı çekmek, hem konunun anlam ve önemini zayıflatmak ve hem de kendisini biraz önemsetmek ve tehlike içinde göstererek bir ilgi odağı olmak çabasına girmiştir. Sorduk soruşturduk kalabalıktan onu gören nedense hiç olmamış.

Bu gazeteci şahsiyetin en büyük ayıbı ise oraya gelenleri tasviri ile ilgili. Sanırız haberi aldığı muhabir ona orada çok sayıda emekli general-subay-astsubay olduğunu söylemiş ki, kendisi bu kişilerin kimliklerini ortaya koymadan, kıyafetlerini konu alarak yapılan destek mitingini çiftçi-kredi eylemine dönüştürme çabasına girmiş.

En önemli kısmı ise orada olduğu halde takım elbiselileri çiftçi zannetmesi değil, orada olduğu halde başlarında kalpakla duran çok sayıdaki gaziyi ve ellerinde bayrak taşıyan Şehit analarını görememesi…

Zavallı Ahmet Hakan…

Aynı gün Şırnak Gabar dağında bir üsteğmen ve bir er şehit olmuştu. Esas tehlike onların içinde can verdiği o pusuydu, sen ne tehlikesinden bahsediyorsun?

Unutmadan belirtelim bu gazeteci son ayıbını da şöyle yapmış yazısında, kendisi sözde fark edilmiş ve o grup bir hedef arayışı içindeymiş ve tehlikeyi atlatmak için şöyle bir yol bulmuş, kendi ifadesi; Bir yandan olay mahallinden uzaklaştım, bir yandan da şu cümleyi söyledim: "Büyükanıt Paşa'yı tanırım, iyi generaldir." Kesmeyince şu cümleyi de ilave ettim: "Ben Ali Kemal değilim."

Bay Ahmet Hakan sen rahat ol seni kimse hedefine koymaz, sen hedef olarak çok küçük kalıyorsun, belki şeyhin, Amerika’da kilisede yetişen imamın olabilir…

Fazla zaman harcadık sana ama sen Ali Kemal değilsin daha başka bir şeysin…





 

ANA SAYFA