|
DEVLET OKULUNDA TERÖRE
DESTEK KAMPANYASI VE FETHULLAH GÜLEN TARİKATININ BİR GAZETECİSİ
14.03.06
“Şemdinli” kriptosu
içerdiği çok yünlü haliyle son bir-iki gündür ortaya çıkan yeni
deliller ve haberler ışığında farklı ama gerçek şeklini almaya
başlarken ihanet kanadını oluşturan bir grup yetkili ve
görevlinin de maskesini düşürmeye devam ediyor.
Şimdi bu bağlamda konuya
ilişkin olarak, çeşitli zamanlarda yazılarımızda ısrarla ifade
ettiğimiz ve olayın boyutlarının bir sistem içerisinde bilinçli
ve kasıtlı olarak, bize doğrudan gösterilmeyen ve hatta
anlaşılmaması istenen bir amaç için şekillendirildiğini iddia
ettiğimiz vahim tabloyu delileri ile ortaya koyuyoruz.
Akşam gazetesinden Güler
Kömürcü 7 Mart ve “Hedef; Etnik Temizlik Bahanesiyle Referandum
Mu!” başlıklı yazısında konuyu değerlendirmiş ve olayların
götürülmek istendiği boyutu yazmıştı.
Yayınladığımız belge tüm
iddialarımızı ve yazılanları doğrulayan bir belge. Söz konusu
belge Terör örgütü PKK tarafından hazırlanarak birçok yerde
dağıtılmış.
Yer İstanbul-Beykoz, konu
terörist başı Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması için
başlatılan imza kampanyası ve imzaların toplandığı yer devlet
lisesi.
İmzalar hazırlanmış matbu
bir kağıt üzerinde toplanıyor. Her kağıtta 14 kişilik imza
hanesi var. Yani toplu müracaat planlanmış, herkes tek tek
dilekçe göndermiyor.
Hazırlanan her imza
belgesinin, “Birleşmiş Milletler genel Sekreterliği’ne,
Avrupa Konseyi’ne, Türkiye Cumhurbaşkanlığı’na, Türkiye
Cumhuriyeti Başbakanlığı’na ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne”
adreslerine gönderileceği belgenin en üstünde aynen ifade
ettiğimiz gibi belirtiliyor.
Örgüt bu adres grubunun
hemen altında bu imza kampanyasının hangi amaçla başlatıldığını
ifade eden sözleri aynen şöyle. “Ben bir Kürdistanlı olarak,
Kürdistan’da Sayın Abdullah Öcalan’ı bir siyasi irade olarak
görüyor ve kabul ediyorum”. Bu ifade, hemen altta bir de
Kürtçe olarak yazılmış.
Belgenin adres kısmı
hariç, Türkçenin yanı sıra Kürtçe olarak da hazırlanmış olması
da unutulmamış bir ayrıntı.
Gelen bilgiler imza
kampanyası için hazırlanan bu belgelerin devlet daireleri dahil
her alanda imza toplamak üzere dağıtıldığı ve her alanda farklı
yöntemlerle imza toplama işlemine başlandığı yönünde. Özellikle
DHP’li belediye başkanlarının bu kampanyayı başlatıp bitirdiği
ve beklenen diğer imza belgeleri ile birlikte gönderilmek üzere
hazır bekletildiği yönünde. Özellikle imzalar toplanırken
belgelerin ele geçmemesi için son derece dikkat ve özen
gösterildiği belirtiliyor.
Devlete ait bir lisede bu
durumun ortaya çıkması ise skandal sayılabilecek bir durum. Konu
almış olduğu hali ile bir suç unsuru teşkil ettiği kadar, aynı
zamanda bölücü PKK terör örgütünün ve iş birlikçilerinin esas
amacın ne olduğunun bir göstergesi.
Son bir yıldır yaşanan
olaylar sonucunda Şemdinli’de düğümlenen ve içeriği saklanarak
TSK’nin hedef haline getirilmesinin nedeni çok açık ortaya
çıkmaktadır.
Konu ile ilgili olarak
fazla söylenecek bir söz de bulunmamaktadır.
Şemdinli olaylarını
araştırma-soruşturma bahanesi ve çete suçlamaları ile
subay-astsubaylar, polisler-emniyet müdürleri deşifre edilirken,
her gün hedef gösterilirken, bir albayın estetik ameliyat olup
olmadığı ve yeni görev yeri bir bir ortalığa saçılırken, ortaya
çıkan bu belge devletin ülkenin içinde bulunduğu acizliğin bir
göstergesi değil midir?
Zannediyoruz konu biraz
daha açığa kavuşmuştur.
Ancak her zaman olduğu
gibi bu belgeye düzmece veya yalan diyecek birilerinin çıkacağı
da ihtimal dahilindedir.
Geçtiğimiz hafta içinde
Perşembe günü Galatasaray Lisesi önünde hatırı sayılır sayıda
sivil toplum örgütü –Soros’dan para almayan, ABD ve AB’den
fonlanmayan, yıkıcı-bölücü terör örgütüne hizmet etmeyen sivil
toplum örgütleri- TSK’nin erinden, generaline kadar yapılan
saldırının, Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar Büyükanıt’a
yöneldiği son aşmasında protesto eden ve TSK’ne destek veren bir
basın bildirisi yayınladılar.
Bir süre önce Hürriyet
Gazetesine mevzi değiştiren Fethullah Gülen Tarikat’ının
gazetecisi Ahmet Hakan 10 Mart tarihli “Türk ordusuna destek
eyleminin içine düştüm” başlıklı köşe yazısında konuyu alaylı
bir şekilde ele almış ve yılların köşe yazarı olma edası ile
TSK’ne verilen bu desteği kendince sıradanlaştırmak istemiş.
Bu destek mitingine biz de
davetliydik ve nedense ne Ahmet Hakan’ı gördük ne de onun
bahsettiği gibi kalabalıktan birinin işaret ettiğini.
Zannediyoruz ki Ahmet Hakan Bey hem olayı biraz aşağı çekmek,
hem konunun anlam ve önemini zayıflatmak ve hem de kendisini
biraz önemsetmek ve tehlike içinde göstererek bir ilgi odağı
olmak çabasına girmiştir. Sorduk soruşturduk kalabalıktan onu
gören nedense hiç olmamış.
Bu gazeteci şahsiyetin en
büyük ayıbı ise oraya gelenleri tasviri ile ilgili. Sanırız
haberi aldığı muhabir ona orada çok sayıda emekli
general-subay-astsubay olduğunu söylemiş ki, kendisi bu
kişilerin kimliklerini ortaya koymadan, kıyafetlerini konu
alarak yapılan destek mitingini çiftçi-kredi eylemine dönüştürme
çabasına girmiş.
En önemli kısmı ise orada
olduğu halde takım elbiselileri çiftçi zannetmesi değil, orada
olduğu halde başlarında kalpakla duran çok sayıdaki gaziyi ve
ellerinde bayrak taşıyan Şehit analarını görememesi…
Zavallı Ahmet Hakan…
Aynı gün Şırnak Gabar
dağında bir üsteğmen ve bir er şehit olmuştu. Esas tehlike
onların içinde can verdiği o pusuydu, sen ne tehlikesinden
bahsediyorsun?
Unutmadan belirtelim bu
gazeteci son ayıbını da şöyle yapmış yazısında, kendisi sözde
fark edilmiş ve o grup bir hedef arayışı içindeymiş ve tehlikeyi
atlatmak için şöyle bir yol bulmuş, kendi ifadesi; Bir yandan
olay mahallinden uzaklaştım, bir yandan da şu cümleyi söyledim:
"Büyükanıt Paşa'yı tanırım, iyi generaldir." Kesmeyince
şu cümleyi de ilave ettim: "Ben Ali Kemal değilim."
Bay Ahmet Hakan sen rahat
ol seni kimse hedefine koymaz, sen hedef olarak çok küçük
kalıyorsun, belki şeyhin, Amerika’da kilisede yetişen imamın
olabilir…
Fazla zaman harcadık sana
ama sen Ali Kemal değilsin daha başka bir şeysin… |