SOK! NIHAL ATSIZ, ZIYA GOKALP YAHUDI! M.AKIF TURK BILE DEGIL!
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=7390168&yazarid=218 den alinmistir.

Soner YALÇIN sonery@hurriyet.com.tr
Kim daha iyi Türk, gelin kafatasınızı ölçelim
Şarkıcı İsmail Türüt, sürekli medyaya çıkıp Türk milliyetçisi olduğunu
söylüyor. Türüt'ün yolundan yürüdüğü ırkçı ağabeyleri, öyle sözlere filan
inanmazlardı. Ellerine cetvel, pergel alıp kafatası ölçümü yaparlardı.
Kimin kafatası dolikosefalik ya da brakisefalik, ona göre Türk olduğuna karar
veriyorlardı. "Kim Türk tartışması" zamanında ünlü edebiyatçıları nasıl böldü?
Namık Kemal'den Mehmet Akif Ersoy'a kadar neden birçok edebiyatçının Türk
olmadığı iddia edildi? İşte tüm bu tuhaf soruların yanıtı.
SAYIN İsmail Türüt,Mektubumu size biraz gecikmeli yazıyorum. İstedim ki
biraz sakinleşiniz, aklıselim olunuz.
Çünkü sizi kızdıracağım!
Sayın Türüt,
Türk milliyetçisi olduğunuzu söylüyorsunuz; peki siz Türk müsünüz?
Dedim ya sizi sinirlendireceğim...
Yok, hayır kabalaşmayacağım, sadece anlayacağınız dilden konuşmaya çalışacağım.
Ben sizi kaybetmek değil, kazanmak istiyorum.
Bu nedenle, meselelere daha geniş açıdan bakmanız için, mektubuma yakın
tarihimizden bir "Türkçü" hikáye anlatarak başlamak istiyorum.
'NİHAL ATSIZ DÖNMEDİR'
Bundan yıllar yıllar evvel Türkiye'de iki Türk milliyetçisi yoldaş vardı. Durun
hemen heyecanlanmayın, "komünist" sanmayın onları; bundan 70 yıl önce
Türkçüler birbirine "yoldaş" diyordu.
"Yoldaş" sözcüğünü en çok kullanan da şarkıcı Tarkan'ın büyük
amcası ünlü milliyetçilerimizden Fethi Tevetoğlu'ydu. Neyse konuyu
karıştırmayalım.
Dönelim bu iki milliyetçi yoldaşa; bunlardan birinin ismi Nihal Atsız,
diğerinin adı ise Reha Oğuz Türkkan'dı.
Aralarında zamanla ayrılıklar çıktı. Birinin görüşleri Gustave Le Bon'a,
diğerinin ise Arthur de Gobineau'nun ırkçı teorilerine dayanıyordu. Bu
teorilerin ne olduğuna girip kafanı karıştırmayayım.
Bu bizim iki milliyetçi yoldaş, ellerine cetvel, gönye alıp fotoğrafları ölçerek
kimin Türk olup olmadığına karar veriyorlardı. Hatta öyle ki, bunu devletin de
yaptığına inanıyorlardı; Türk çıkmadığı için, İsmet İnönü'nün bu
raporları "utanıp" yok ettiğini bile söylüyorlardı! Yani atıp
tutuyorlardı.
Uzatmayayım, sonuçta bizim bu iki yoldaş, o kadar milliyetçi, o kadar
Türkçüydüler ki, zamanla aralarında liderlik mücadelesi çıkınca, birbirlerinin
ırksal açıdan, safkan olup olmadıklarından şüphe eder hale geldiler.
Yaşı daha genç olan Türkkan, Atsız'ın kafatasının, Türk ırkına
benzemediğini söyledi.
Nihal Atsız yanıt vermekte gecikmedi: "Türkkan'ın ataları Ermeni'dir.
O Türkkan değil Ermenikan'dır."
Aman sakın siz de kaset satmayınca, şarkıyı birlikte yazdığınız Arif
Şirin ile birbirinize düşüp soy-sop araştırmasına filan girmeyiniz. Neyse...
Atsız ile Oğuz'un tartışması, 1943 yazında başladı ve kırgınlık
yıllarca sürdü.
Irkçı söylemler o yıllarda herkesi o kadar etkiledi ki, bu iki yoldaşı da
yargılayan Sıkıyönetim Mahkemesi, raporunda Nihal Atsız'ın atalarının
Gümüşhane Midi Köyü'nden olduklarını ve "dönme" olarak bilindiklerini
yazdı!
Gördünüz mü, bu "ırkçılık virüsü" buluşmaya görsün, nasıl her tarafa
sirayet ediyor.
Sayın Türüt,
Konuyu şimdi size getireceğim.
Hani size sordum ya "Türk müsünüz?" diye. Gelin bir ölçüm yapalım!
Sizin kafatasınız dolikosefalik mi yoksa brakisefalik mi? Çünkü ona göre Türk
olduğunuza karar vereceğiz.
Burnunuzun ucundan kafanızın arkasına kadar olan bölüm 155 mm, bir kulaktan
öteki kulağa (kafanın üstünden) 182 mm geliyorsa saf Türk olduğunuzu
anlayacağız!
Bir de bunun pergelli olanı var!
Boş verin...
Zaten sadece kafatası bulguları yeterli olmuyor, kanına, saç rengine, gözüne,
burnuna ve -belki de sizin için en önemlisi- boyun uzunluğuna bakılıyor.
Bak boy dedim de aklıma geldi. Hititlerin, Türkiye Türklerinin ataları olarak
gösterilmesine Türkçüler karşı çıktı. "Kısa boylu, kısa boyunlu biçimsiz
Hititler nasıl bizim atamız olurmuş" dediler.
Bakınız, ayrıca bizim ırkçılar öyle "ben Türküm" diyeni de hemen kabul
etmiyorlardı. Nihal Atsız'a göre, Türk milletinin esası dil değil, ırk ve
kandı.
Siz bir şarkıyla "Türk milliyetçisi" olacağınızı mı sanıyorsunuz; büyük
şair Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı'nı, Çanakkale destanını yazmış da,
kendini kabul ettirememiş bu çevrelere, siz ne diyorsunuz?
'MEHMET AKİF TÜRK DEĞİLDİR'
Sayın Türüt,
Bunlar, İstiklal Marşı'mızın yazarı Mehmet Akif Ersoy'u bile canından
bezdirdi.
Nihal Atsız ve Reha Oğuz Türkkan'ın bir dava arkadaşları vardı:
İsmet Rasin Tümtürk. 1939'da Türkçü Yücel Dergisi'nde ne yazdı biliyor
musunuz?
"Mehmet Akif, Türk değildir. Bir kimse hüviyet cüzdanında Türk yazıyor diye
Türk olamaz; onun Türk olabilmesi için iki şartın aynı zamanda onda bulunması
gerekir. Birincisi, o adamın damarlarındaki kanın Türk olması gerekir. İkincisi,
o adamın kafasının içindeki bütün duyguların en gizli, en ince taraflarına kadar
Türk olmasıdır. Akif, Türklükten tamamen uzaktır. Akif, Çanakkale şehitlerine
yazdığı mersiyede bile, anayurdu koruyan Türkler değil hilafeti koruyan
Müslümanlar diye bakmıştır."
Evet; Mehmet Akif Arnavut'tu.
Peki, İsmet Rasin Tümtürk kimdi? Cenap Şahabettin'in oğluydu.
Cenap Şahabettin kimdi; bir iddiaya göre Arnavut, diğer iddiaya göre ise
Kürt.
Annesi ise Kürt Bedirhan Abdürrezzak torunu Naciye Hanım'dır.
Abdürrezzak Bedirhan'ın Osmanlı'dan kaçıp bugün Ermenistan'ın başşehri
Erivan'a sığınması; Polonyalı Henriette'yle evlenmesini filan yazıp
konuyu uzatmayayım.
Reha Oğuz Türkkan, can yoldaşı İsmet Rasin Tümtürk'ü desteklemek
için hemen bir makale kaleme aldı: "İsmet, Plevne şehitlerinden birinin
torunudur. Bundan başka, İsmet'in yüzüne bakmak da ırkı hakkında bir hüküm
vermek için káfidir. Çünkü İsmet'in yüzü, Türk yüzüdür."
Arkadaş olunca kafatası ölçümü filan yok!
İşin garip yanı İsmet Rasin Tümtürk'ün kız kardeşi Reşika'nın
kayınpederi Sülayman Nazif'in de Kürt olduğu gerekçesiyle milliyetçilerin
hışmına uğramış olmasıydı.
Sülayman Nazif'in Kürt olduğunu iddia eden kimdi dersiniz; kendisi de
Kürt olan Abdullah Cevdet.
Peki ırkçıların kitaplarından feyzaldıkları Gustave Le Bon'un kitaplarını
Türkçe'ye kim çevirmişti; Abdullah Cevdet!
'ZİYA GÖKALP YAHUDİ'DİR'
Sayın Türüt,
Umarım kafanız karışmamıştır. Ama meselelere o dar çerçeveli pencereden
bakmaya devam ederseniz, daha da karışacaktır.
Biliyor musunuz, "Turan" sözcüğünü ilk kullanan, büyük Türk milliyetçisi
Ziya Gökalp, kimine göre Kürt, kimine göre ise Yahudi dönmesiydi!
Oysa Ziya Gökalp, hep Türk olduğunu söyledi.
Fark eder mi "Türkçülüğün Esasları"nı kaleme alan Gökalp'in ne
olduğu? Ya da Türk milliyetçiliğine derinden bağlı Moiz Kohen'in (nam-ı
diğer Munis Tekinalp'in) Yahudi olup olmaması, Türk yurtseveri olmasına
engel midir?
Sizler televizyon ekranlarındaki konuşmalarınızla güzelim Türkçe'yi yok ederken,
Moiz Kohen yıllarca o dilin yaşaması için ter akıttı; Türk Dil Kurumu'nda
çalıştı.
"AB, Türk düşmanı Ermeni yetiştiriyor" diyen MHP'li
Levon Panos Dabağyan'ı "ölçüp
biçip hangi kalıba" sokacağız?
Biliyor musunuz, "Vatan Yahut Silistre"yi yazmış
Namık Kemal'in vatanseverliğine bile dil uzatıldı bu ülkede. Namık Kemal'in
birlik temeli olarak İslam'ı, siyasal yapı olarak Osmanlı monarşisini savunması
yıllar sonra onun Türk milliyetçisi olamayacağına yorumlandı.
Tevfik Fikret de bu güruhun boy hedefi oldu. Ahmet Haşim küçük
görüldü, Arap olduğu için! Ömer Seyfettin... Hamdullah Suphi Tanrıöver...
Listeyi uzatmak istemiyorum, insanın canı yanıyor. Bakınız Ziya Gökalp
ne diyor:
"Yalnız iyi günlerimizde değil, kötü günlerimizde de bizden ayrılmayanları
nasıl milliyetimizin dışında sayabiliriz? Milletimize karşı büyük fedakárlıklar
yapmış, Türklüğe büyük hizmetler vermiş olan bu fedakár insanlara, nasıl 'Siz
Türk değilsiniz' diyebiliriz?"
YAZIKTIR, GÜNAHTIR
Sayın Türüt,
Bakmayın size "Türk müsünüz" diye sorduğuma, şaka yaptım, siz kendinizi
ne hissediyorsanız benim için osunuzdur.
İnsanların kanı, boyu, saçı, gözü ve burnunda "bir şeyler" aramak
ilkelliktir.
Eğer insan olanda "bir şey" aranacaksa omurga aranmalıdır, omurga!
Dün şeriatçıya, bugün ırkçı tetikçilere, peki yarın kime övgü düzeceksiniz?
Ama bakınız.
Ülkemizi sevmeniz, sorunlarına karşı duyarlı olmanız, politikayla ilgilenmeniz
güzel şeyler. Bunları yapınız, bilmediğimiz bir plan varsa bize de anlatınız.
Ama tutup insan öldürmeyi yüceltmeyiniz. Yazıktır. Günahtır.
Kilisesinde Tanrı'ya yakaran rahibi, elinde sadece kalemi olan gazeteciyi,
insanları inançlı olmaya çağıran misyonerleri öldürmek yiğitliğe sığmaz.
Bize yakışmaz.
Hani şarkınızda "plan kuruyorlar plan" diyorsunuz ya; eğer o planları
bozmak istiyorsanız; kardeşlik türküleri söyleyiniz Sayın İsmail Türüt,
kardeşlik türküleri...
Bizim ihtiyacımız olan, o türküler.
Yok, eğer planın bir parçası değilseniz!
Çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Soner YALÇIN
İsmail Türüt için anlama kılavuzu
MİLLİYETÇİLİK: 1789 Fransız İhtilali ile dünyaya yayılmıştır. Türkiye'de
her siyasal çevrenin kendi milliyetçilik tanımı olsa da, terminolojik anlamı
aslında nettir: "Kendi ulusal pazarını/piyasanı korumak." Bu aşırılığa götürülüp
kendi ulusunu bütün başka ırklara üstün görüp onları egemenliği altına almayı
istemeye kadar vardırılırsa faşizm olgusu ortaya çıkar.
TÜRK DERNEĞİ: Dünyada ilk Türk Derneği, Macaristan-Budapeşte'de 1908
yılında açıldı. Onursal başkanı Yahudi Armin Hermann Vambery'dir.
Üniversitelerde ilk Türkoloji kürsüsünü de 1870 yılında Budapeşte'de Vambery
kurmuştur. Vambery aynı zamanda 1910 yılında kurulan Turan Cemiyeti'nin de
onursal başkanıdır.
OSMANLI'DA TÜRKÇÜLÜK: Bu siyasal teorinin Osmanlı topraklarında doğmasına
yol açanlar, 1848 devrimlerinden sonra ülkelerinden kaçıp İstanbul'a gelen Macar
ve Polonyalı sürgünler ile Rusya'dan gelen Türk kökenli aydınlardır.
TÜRKÇÜ KİTAP: Názım Hikmet'in dedesi Mustafa Celaleddin Paşa (Kont
Constantin Borzecki), 1869 yılında, Türklerin ve Avrupalıların "Türo-Arienne"
adını taşıyan aynı ırktan geldiğini yazan ilk kişiydi. (Les Turcs Anciens et
Modernes -Eski ve Yeni Türkler-) İkinci kitabı, Sultan Abdülaziz'i devirenlerden
Harp Okulu Komutanı Süleyman Paşa yazdı. Türklerin İslamiyet öncesi çağlarını
inceleyen kitabın adı "Tarih-i Alem" idi. Her iki kitap da, Türkleri, Moğollar,
Hunlar, Tatarlar ve Bulgarların atası olarak gösteren Fransız Joseph de
Guignes'in 1758'de kaleme aldığı kitaptan alıntılarla doluydu. Kemalist "Güneş
Dil Teorileri"nin dayanakları bu kitaplardır.
OSMANLI, TÜRK MÜYDÜ?: Osmanlı'nın en büyük tebaası Türk'tü. Osmanlı
Sarayı kendisine "Türk" denilmesini istemiyor; bunu "aşağılama" sayıyordu. Bu
durum 19. yüzyılın son çeyreğinde Osmanlı'da Türkçülük akımının doğmasıyla son
buldu.
ŞİİR: İlk milli şiiri Mehmet Emin Yurdakul, 1897'de yazdı. Fakat en
bilineni Ziya Gökalp'in bu şiiri oldu: "Vatan ne Türkiye'dir Türklere, ne
Türkistan Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan"
TÜRKÇÜLERİN İLK AYRILIĞI: Türkçü hareket içinde yer alan Rusya göçmeni
Türkçüler ile Osmanlı Türkçüleri arasında bazı farklılıklar vardı. Rus göçmeni
Türkçülerin ana gayesi, Rusya'daki Türklerin bağımsızlıklarını sağlamaktı.
Osmanlı Türkçülerinin amacı ise Osmanlı Devleti'ni batmaktan kurtarmaktı. Bir
diğer fark ise İslam dinine yaklaşımdır.
ZENCİLERE BAKIŞ: 1941 yılında, 19 Mayıs Bayramı'na katılmak için gelenler
hakkında Reha Oğuz Türkkan, Bozkurt Dergisi'nde bakın ne yazıyordu: "İkinci feci
nokta, saflar arasında birer kara leke teşkil eden zenci Habeş ve Afgan
talebeleriydi. Güneş altında parlayan bu karalar, kutlu güne hiç yakışmayan bir
zihniyeti ifade ediyordu."
İSLAM: Türkçülerin hemen tamamı İslamiyet'i benimsemiştir. Ancak Nihal
Atsız gibi bir iki isim ihtiyatlı yaklaşmışlardır. Atsız, "Çanakkale'ye
Yürüyüş"te, Hz. Muhammed'den "Arap Muhammed" diye bahsetmektedir.
KOMÜNİZM: Turancı Türkçü düşünüşe damgasını vuran özelliklerden biri de
keskin bir komünizm karşıtlığıdır. İkinci bir karşıtlık ise Yahudi
düşmanlığıdır.
TURANCILIK DAVASI: Irkçı Turancı oldukları nedeniyle İstanbul Sıkıyönetim
Komutanlığı tarafından 57 kişi gözaltına alındı. 23'ü, 18 Mayıs 1944'te başlayıp
31 Mayıs 1947'te biten sıkıyönetim mahkemesince yargılandı. Yargılananlarından
bazıları şunlardı: Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Fethi Tevetoğlu, Zeki Velidi
Togan, Said Bilgiç, Hasan Ferit Cansever, Reha Oğuz Türkkan, İsmet Rasin
Tümtürk, Hikmet Tanyu, Orhan Şaik Gökyay, Muzaffer Eriş vd...
Şarkıcı, medyaya çıkıp her konuşmasında milliyetçi olduğuna vurgu yapıyor. Peki
Türüt, Türk mü? Bunu anlamak için bir ölçüm yapacak: Burnunun ucundan kafasının
arkasına kadar olan bölüm 155 mm, bir kulağından öteki kulağına (kafanın
üstünden) 182 mm geliyorsa saf Türk olduğunu anlayacağız! Bir de bunun pergelli
olanı var! Şaka bir yana, saldırgan ve provokatif ırkçılık, umut edelim tekrar
doğmaz!
Nihal Atsız masasının üzerinde duran ve Hitler'in özel armağanı olarak bilinen
bir aletle isteyenlerin kafatasını ölçer, kargacık burgacık bir yazıyla karışık
hesaplar yaptıktan sonra yüzde kaç Türk olduklarını söylerdi. Bu aletin ne
olduğu sonradan ortaya çıktı: Dr. Rıza Nur'dan kalan bu alet, meğer doktorların
hamile kadınların rahat doğum yapıp yapamayacaklarını anlamak için leğen
kemiklerinin bulunduğu bölgeyi ölçtükleri "havsala ölçme aleti"nden başka bir
şey değildi.