Bu arada JİTEM elemanları da Cem Ersever gibi askerler tarafından
kontrgerilla operasyonlarına yönlendirildi. MİT ise 1980'lerin sonuna dek
"kontr" faaliyetlerin nispeten dışında kaldı. 1987 yılında, Korkut Eken ve
Yavuz Ataç gibi Özel Harp kökenli subayların MİT'e geçişiyle birlikte
istihbarat teşkilatı da terörle mücadelede yeni bir sayfa açtı. Bununla
birlikte PKK elebaşı Abdullah Öcalan'a yönelik suikast girişimleri başta olmak
üzere MİT'in terör örgütüne karşı faaliyetlerinin asıl yoğunlaştığı dönem,
Tansu Çiller'in başbakan olduğu 1995-96 yıllarıydı. Çiller, Sönmez Köksal'ı,
MİT Müsteşarlığı'na getirmişti. Birinci MİT Raporu'yla ilgili tartışmalar
nedeniyle teşkilattan ayrılmak zorunda kalan Mehmet Eymür de Köksal'ın
döneminde MİT'e döndü. Eymür'ün dönüşünden sonra Öcalan'a iki ayrı suikast
girişiminde bulunuldu, ancak sonuç alınamadı.
"İNGİLİZLERLE GÖRÜŞTÜM"
Bu iki operasyonun gerçekleştirildiği dönemde MİT Yurtdışı Operasyon Başkanı
olarak görev yapan Yavuz Ataç'la yaptığımız görüşme, Öcalan'a yönelik bir
başka suikast senaryosunu daha ortaya çıkardı. Yetkili bir ağızdan ilk kez
ayrıntısıyla açıklanan bu senaryonun en ilginç tarafı, İngiliz Özel
Kuvvetleri'nde görev yapmış eski askerlerin bile milyon dolarlar kazanmak için
Öcalan'ı öldürmek üzere adeta seferber olması. Daha önce The Sunday Times
gazetesi, İngiliz gizli servisi ve SAS ile yakın ilişkileri olan AIMS adlı
İngiliz şirketinin Öcalan'a yönelik bir operasyon için Türk devletiyle
anlaştığını iddia etmiş, ancak Türk tarafı bu iddialara sessiz kalmıştı.
DEMİREL GÖNDERDİ
O dönemde İngilizlerle görüşen MİT yetkilisi Yavuz Ataç'tı. Söylediğine göre
Ataç, emekli bir İngiliz generalle konuşmuş. Bu general, dönemin Cumhurbaşkanı
Süleyman Demirel ile görüştüklerini ve Öcalan'ı etkisiz hale getireceklerini
söylemiş. Bunun için de bazı şartlar öne sürmüş. Ataç, 1995 yılında
gerçekleşen o görüşmeyi şöyle anlatıyor: "Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel
kanalıyla geldi mesela. Birileri Cumhurbaşkanı'na İngilizleri önermiş.
Amaçları para kazanmaktı tabii. Maddi çıkar için yapıyorlar. Görüştüğüm
İngiliz general bana, 'Beş milyon sterlin verin, Kıbrıs'ta bir üs verin ve
elinize ulaşan tüm istihbaratı bizimle paylaşın. Öcalan'ı ortadan kaldıralım'
dedi. Ben de, 'Buyurun isterseniz teşkilatın idaresini de size verelim' dedim.
Bu işleri hakikaten bilen biriydi. Ama biz de aciz değiliz ki. Elin yabancısı
gelecek para karşılığında bunu yapacak. Biz böyle bir yolu tercih etmedik.
Aslında ben bunlarla görüşmezdim de bu sefer de görevini yapmıyor derlerdi.
Bana üst makamlardan geliyor, görüşmek zorundayım. Kendisi de ifade ediyor,
Süleyman Bey'le görüştük diyor gelen İngiliz mesela. Yani ihale benzeri bir
şeydi bu. Operasyon ihalesi gibi bir şey." Ataç, ordu kökenlilerin oranının
hiçbir zaman yüzde dördü geçmediğini belirttiği MİT'te, sivilleşme olgusu ve
asker-sivil sorunsalının yanlış ele alındığı görüşünde. Ataç, bunu Hiram
Abas'tan aktardığı birkaç sözle açıklıyor:
"İNSANLARIN ÖNÜ KAPALI"
"Hiram Bey, 'Bana asker düşmanı diyorlar. Eğer ben asker düşmanıysam seni
neden buraya alayım. Ben ordunun ıskartasından buraya tayin yapılmasına
karşıyım' demişti. Haklıydı. O dönemde mesela bir general yurtdışına gidiyor
ve giderken de emir subayını MİT'e tayin ettiriyordu. Ama bunlar sınırlıydı.
Bilmeyenler de askerin MİT'te tümden kadrolaştığını zannediyor."
Yavuz Ataç, Teşkilat'ta Çerkez kökenlilerin yoğun olduğu yönündeki
görüşlerin de bilgisizlikten kaynaklandığını söylüyor. Ataç, "Sanıldığı gibi
Çerkez etkisi yoktur. Ben Kürtlere yönelik bir engelleme de hissetmedim.
Sadece akrabalık biraz etkilidir. Bir de Teşkilat'ta insanların önünü açmaktan
çekiniyorlar. Yani mesela yabancıyla tek başına görüşmek kontrollüdür. Sanki
yabancılar hep bizimkileri kullanır düşüncesi var. Halbuki inisiyatif
verilmesi lazım" dedi.
APO'YA SUİKAST DÜZENLEMEK İÇİN TEHLİKELİ PLAN
İngiliz generalin Türkiye'ye para karşılığında Öcalan'ı öldürmeyi teklif
ettiği o dönemlerde Türk istihbarat birimleri Öcalan'ı Şam'daki evinden
çıkarmak için tehlikeli bir suikast planı hazırlamıştı. Bu plana göre
Öcalan'ın katılma ihtimalinin yüksek olduğu büyük bir cenaze töreni için
Şam'da Hıristiyan bir din görevlisinin öldürülmesi düşünüldü. Şayet Öcalan
cenazeye katılırsa törende bir yangın çıkarılacak ve bölgeye gönderilecek
yangın aracının içinde de MİT'in suikast timi yer alacaktı. İngiliz yazar
Frederick Forsyth'ın romanlarındaki casusluk operasyonu senaryolarına bile
ilham verecek bu karmaşık plan yalnızca düşünce düzeyinde kaldı. Yabancı bir
ülkede bir din adamının öldürülmesinin bile göze alındığı bu plan, eğer
uygulansaydı uluslararası bir skandala yol açabilirdi.
Sabah

