ALEVILIK HAKKINDA GIZLI DIYANET RAPORU
http://f28.parsimony.net/forum68217/messages/3461.htm den
alinmadir.
Arkadaşlar, Diyanet'in Alevilik hakkındaki gizli raporunu ilginize sunuyorum. İbretle okumanızı rica edeceğim.
MIT, MGK, Içisleri Bakanligi ve Diyanet Temsilcisinin katildigi bir toplanti
yapilarak Alevi istemlerinin nasil karsilanacagi konusunda fikir olusturuldugu
ögrenildi. Aleviligi reddeden gizli Diyanet Raporu bir çok yalan ve yanlis bilgi
ile dolu! "Laik" devletin bir kurumunun Alevileri yok saymaya ne hakki var
sorusu simdi gündemde. Raporun özeti:
·Alevi -Sünni Ayrimi Yoktur! Aleviler de Sünnidir! Türkiye Alevileri Aslen
Hanifi Mezhebine Mensupturlar!
·Bektasiligin Piri Haci Bektas'ta Hanefi Mezhebine Baglidir. Itikadî veya amelî
bakimdan Haci Bektas Veli düsüncesi, Türkiye'deki Sünni Müslümanlarla aynidir!
·Cemevi Yoktur! Müslümanin Tek Mabedi Camidir!
·Bektasilik Yozlasmistir!
Diyanetin Gizli Alevilik Raporunun Tam metni
TÜRKIYE ALEVILIGI
I. ALEVI VE BEKTASI KAVRAMLARI
Alevi kelimesi, Arapçadir. Bu kelime bütün Müslümanlar arasinda
kullanilmaktadir.Sözlük anlami itibariyle "Ali'ye mensup", "Ali'ye bagli"
anlamina gelir. Terim olarak Hz. Ali'ye mensubiyeti ifade eden bu kelime, onun
yolundan giden, onu seven, sayan ve ona bagli olan ya da soyundan gelenler için
kullanilir. Hz. Ali'yi seven, sayan, onun yolundan giden ve ona bagli olan
herkese Alevi denilebilir.
Osmanli tarihi boyunca Alevi kelimesi, Hz. Ali soyuna mensup kimseler hakkinda
kullanilmistir. Osmanli Devlet Arsivlerinde yapilan incelemelerde arsiv
belgelerinde Yeniçeri Ocagi'nin yok edilmesine kadar (1826)"Alevi" terimine
rastlanmamistir. Belgelerde bunun yerine "Bektasi" kelimesinin kullanildigi
görülmektedir. "Bektasi" kelimesi ise, Haci Bektas Veli'ye mensubiyeti ifade
eder. Onun tarikatina bagli olan, onu sevip sayan ve onun yolundan giden
kimselere Bektasi denir.
Kaynaklarda köy ve sehir Bektasisi, seklinde bir ayrimdan söz edilmekte,
Bektasilerin Köylülerine "Kizilbas" denildigi belirtilmektedir. Yani Köy
Bektasisi tabiri ile Kizilbas tabiri müteradif olarak kullanilmistir. Köy
Bektasilerine daha sonralari Alevi denilmistir. Zaten Haci Bektas Veli'yi Pir
olarak kabul etmeyen hiçbir Alevi yoktur.
Köy Bektasilerine baslangiçta Kizilbas denildigi halde, bu terimin zamanla
Safeviler için de kullanilarak olumsuz anlam kazanmasi yüzünden, sonralari bunun
yerine "Alevi" tabiri kullanilmaya baslandigi bilinmektedir.
Günümüzde kullanilan Alevi tabiri de "köylü Bektasi" anlamini ifade etmektedir.
Bazi yörelerimizdeki Kizilbas, Çepni, Türkmen, Siraç, Tahtaci, Asiret kelimeleri
Alevi ve Bektasi kelimeleri ile es anlamli olara kullanilan kelimelerdir.
Halk arasinda fevkalade yanlis kullanilan "Kizilbas" kelimesi, aslinda
tarihimizde kirmizi börk veya baslik giyen Türkmen boylarina verilen bir isim
olarak bilinmektedir. Nitekim Türkmen boylari Karakalpak, Kizilbörk, Yesilbas,
Akbas ve benzeri bir çok isme rastlanmaktadir.
Haci Bektas Çelebilerinin ifade ettigine göre: Köy Bektasiliginde soy güdülür,
kent Bektasiliginde ise Babalar seçimle gelir. Aralarinda büyük bir fark yoktur.
Önemli olan Bektasiligin kaidelerini yerine getirmek, ona bagli olmaktir.
Anlasiliyor ki büyük çogunlugu köylü nüfusa sahip Osmanli döneminde, sosyolojik
bir gerçek olan köylü ve sehirli tasnifi vardir ve bu tarikatlerde de
kullanilmaktadir. Buna göre Aleviligin Bektasilikten bagimsiz olarak ele
alinmasi mümkün degildir.
II. TÜRKIYE'DEKI ALEVILIGIN ASLI
Türkiye'deki Aleviligin Sia ile bir iliskisi yoktur. Türkiye'deki Aleviligin
asli Ahmet Yesevi'ye, özellikle de onun baglilarindan Haci Bektas Veli'ye
dayanir.
Haci Bektas Veli tarafindan gelistirilip kuruldugu kabul edilen Bektasilik,
diger tarikatler gibi bir tarikattir. Yalniz diger tarikatlarda bulunan "seyr"
ve "sülük" gibi bir takim hususiyetler bu tarikatta yoktur. Inabe, zühd, takva
ve ikrar gibi özellikler Bektasilikte de vardir. Diger tarikatlardaki devran
veya zikir, Bektasilikte Ayin-i Cem adiyla yapilmaktadir.
Bilindigi gibi Ahmet Yesevi'nin piri Yusuf Hemedani'dir. Yusuf Hemadani Hanefi
mezhebine bagli bir Türk mutasavvifidir. Haci Bektas Veli ve Koyun Baba'dan
Abdal Musa'ya, Hasan dede'den Geyikli Baba'ya, Abdal Garip Musa ve Seyh
Sücaeddin'den Karaca Ahmet'e, Seyh Edebali'den Sahkulu Sultan ve Sari Saltik'a,
Gülbaba'ya varincaya kadar Horasan Ereni, Alevi/Bektasi büyügü olarak bilinen
türbe ve tekkelerin yani basinda bulunan camilerle, Anadolu'daki binlerce
binlerce Alevi köyündeki tarihi camiler Alevilerin dini durumlari hakkindaki red
ve inkar edilmez en önemli belgelerdir. Bunlar da gösteriyor ki, ülkemizdeki
Alevi-Sünni herkesin ortak mabedi camidir. Bunlar görünmezden gelinerek yeni
mabed arayislari, Aleviler disindaki tesirlerin eserleri olarak kaydedilmelidir.
Bugün namazlarini ve diger ibadetlerini yerine getiren Aleviler, bu ibadetlerini
Hanefi mezhebine göre yapmakta, Alevi dedeleri cenaze namazlarini Hanefi
mezhebine göre kildirtmaktadirlar.
Yusuf Hamedani'ye bagli iki büyük tarikat vardir. Biri Yesevilik digeri de
Naksilik'tir. Bektasilik de Yesevilige dayanmaktadir.
Bektasilikte ve buna bagli olarak Alevlikte temel din anlayisi "dört kapi kirk
makam" seklinde bir söylemler dile getirilmektedir. Bu düsünce ilk önce Ahmet
Yesevi tarafindan "Fakirname"de dile getirilmistir. Dini dört bölüme ayirarak
ögrenme kolayligi saglamak hedeflenmistir. Bu görüs daha sonra Haci Bektas
Veli'nin "Makalat" adli eserinde ayni sekilde ifade edilmekle birlikte, makamlar
üzerinde bir takim degisiklikler yapilmistir.
Yunus Emre tarafindan da ayni sekilde terennüm edilen "Dört Kapi Kirk makam"
anlayisi Türk Islam tasavvufunun temel anlayisini olusturmustur. Yunus Emre:
"Kirkbin kirk dört tabakat mesayih evliyalar
Dört kapidir kirk makam dem evliya demidir"
"Serat, tarikat yoldur varana,
Hakikat, marifet andan içeru"
"Evvel kapi seriat, geçse andan tarikat
Gönül evi marifet, isk hakikat içinde"
Sekilinde ifade etmistir.
Haci Bektas-i veli düsüncesi, Yesevilige ve dolayisiyla inanç bakimindan yine
bir Türk alimi olan Imam Maturidi'ye amel bakimindan Hanefi mezhebine
dayanmasina ragmen, günümüzde bazi çevrelerin Aleviligi ayri bir din, ayri bir
mezhep, ayri bir kültür veya heteredoks Islam seklinde gösterme çalismalari
Aleviligin aslina ters düsen bir takim degerlendirmelerdir. Bu tür
degerlendirmeler genellikle Türkiye'deki Müslümanlarin birlik ve beraberligini
bozmaya yönelik maksatli degerlendirmelerdir. Unutulmamalidir ki itikadi ve
ameli bakimdan Haci Bektas Veli düsüncesi, Türkiye'deki Sünni olarak bilinen
Müslümanlarla aynidir ve aralarinda bir mezhep ayriligi yoktur.
Bektasiler ve Aleviler Ehl-i Beyt'e büyük sevgi ve baglilik içindedirler.
Ehlibeyt evhalki anlamindadir. Kur'an'da (Ahzap:33) geçmektedir. Ehlibeyt Hz.
Peygamberin ev halki olup, O'nun kutlu hayatini en yakindan bilen ve taniyan
insanlar demektir. Farkli bir ifade ile Hz. Peygamberin hayatini, yasadiklarini
ve yolunu en iyi bilen ve yasayan insanlardir. Bu gerçek dikkate alindiginda
Ehlibeytten olmak veya Ehlibeytisevmek veya yakin olmak Hz. Peygamberi sevmek,
Ona yakin olmak ve O'nun yolunu izlemek demektir. Ülkemizdeki Hz. Ali ve
Ehlibeyt sevgisinin yüzlerce yillik geçmisi de bunun ifadesinden ibarettir.
Haci Bektas Veli ve Bektasilik üzerine çalisan bir takim yerli ve çogu yabanci
arastiricilarin O7nun, Babi, Batini, Hurufi, Kalenderi, Hayderi, Isiklar,
Torlaklar, Sii, Siilik, Sia-i Isna Aseriye esaslarina dayandigi iddialari ile
Alevligin Islam öncesi Atesperest ve Saman kültürlerine dayanan farkli bir
kültür oldugu iddialari da dogru degildir.
Elbette Bektasilik ve Alevilik de zaman içinde birtakim tarikatlar gibi bazi
degisiklikler geçirmis, degisik bir takim cereyanlardan etkilenmistir.
Kuran'da ve Islam'in temel esaslarinda herhangi bir degisme olmamasina ragmen
yasanan dönemlerin tarihi, siyasi, sosyal, iktisadi ve cografi tesirleriyle
sekillenmis bir takim düsüncelerin zamanla nasil degisikliklere ugradigi bilinen
bir gerçektir. Mevlevilik, Rufailik, Kadirilik, Naksilik, özellikle de
Bektasilik kurucularindan sonra halifeleri ve hatta müritleri tarafindan bir
takim merasimler, kerametler veya doguracagi tehlikeyi hesaba katmayan efsane ve
masallar eklenen ve böylece asli hüviyetinde ciddi degisme ve yozlasma görülen
müesseselerdir.
Sonuç olarak Türkiye Aleviliginin asli Yesevilige ve Bektasilige dayanir. Bunun
tabi bir sonucu olarak Türkiye Alevileri aslen Hanefi mezhebine mensup Tasavvufi
bir hareketin mensuplaridir.
III. ALEVILERIN DIYANET'TE TEMSILI MESELESI
Son zamanlarda Aleviler adina Diyanet Isleri Baskanligiyla ilgili bazi talepler
dile getirilmektedir. Bunlardan biri Diyanet Isleri Baskanligi'nin kaldirilmasi
talebidir. Böyle bir talebin gerçekçi olmadigi, ülke gerçekleriyle bagdasmadigi
açiktir. Diger bir talep ise Diyanet Isleri Baskanligi'nda Alevilerin temsil
edilmesi talebidir.
Yukaridaki açiklamalardan da anlasilacagi gibi Alevilik bir mezhep veya Islam
disinda ayri bir inanç degildir. Bu Müslümanlari digerlerinden ayri düsünmek
mümkün degildir.
Alevilerin en önemli referansi Haci Bektas-i Veli'ye nispet edilen "Makalat"
bugün elimizdedir. Makalat'ta anlatilanlar Islamin özünün tekraridir.
Gerek Makalat'ta gerek Buyruk'larda Allah'a dört kapi kirk makamla ulasilacagi
anlatilir. Ilk kapinin ilk makami iman getirmek, son kapinin son makami Allah'a
ulasmaktir. Birinci kapinin üçüncü makami, ibadet etmektir. Bu namaz kilmak,
oruç tutmak ve zekat vermekle yapilir. Görüldügü gibi Kirk Kapi imandan baslayip
Allaha ulasmaya kadar devam eden manevi mertebelerdir. Bütün bu gerçekler göz
önüne alinarak meseleyle ilgili dogrunun ortaya konmasi lazimdir.
Dogrunun ortaya konmasindaki en güvenilir yol, ilmin hakemligine basvurmaktir.
Ilmin hakemligi bir tarafa birakilarak ideolojik ve siyasal yaklasimlarla
problemleri çözmeye kalkmak, meseleyi daha da içinden çikilmaz hale
getirecektir.
Ilim gerçek Aleviligin Islamin içinde oldugunu gösteriyor. Alevi ve Bektasiler
de kendilerini Islam'in disinda görmemektedirler. Diyanet Isleri Baskanligi'nin
görevi de halki din konusunda aydinlatmaktir. Dolayisiyla Alevilerin bu hizmetin
disinda mütala edilmeleri düsünülemez. Bu güne kadar da düsünülmemistir.
Islam'in genel iman, ibadet ve ahlak esaslarinin disinda konum itibariyle bir
tarikat mesabesinde olan Aleviligin ve Bektasiligin, "Cem Ayini" gibi özel
ayinleri, tipki Mevlevilerin "sema Ayini" gibidir, nasil ki Mevlevilerin "Sema
Ayini" normal ibadetlerini yapan Mevlevilerin ilave olarak icra ettikleri bir
ayinse; Alevilerin cem Ayini de öyledir. Kaldi ki Diyanet Isleri Baskanligi
birtakim tarikatlarin ve mezheplerin temsil edilecegi bir müessese olarak
kurulmamistir. Yani bir temsil kurumu degildir. Kanunlarda belirtildigi sekilde
herkese hizmet vermekle yükümlüdür. Diyanet Isleri Baskanligi bu konuda herhangi
bir ayrim yapmamaktadir. Diyanet Isleri Baskanligi'nda kanunlarla belirlenen
sartlari tasiyan herkes görev alabilir.
Alevilerin Diyanet Isleri Baskanliginda temsil edilmesinin düsünülmesi halinde
diger tarikatlarin da benzer taleplerde bulunma haklari dogar. Ülke sartlari
dikkate alindiginda da milli bütünlügümüz açisindan tehlikeli olur. Bu yüzden
ayriliklari kemiklestirecek, milli birligimizi zedeleyecek tavirlardan kaçinmak
gerekir. Tasavvufi akim ve tarikatlarin birer inanç farkliligi olarak telakki
edilmemesi, bunlarin genel inanç semsiyesi altinda faaliyetlerini sürdürmeleri
sosyal bünyenin dinamizmi açisindan elzemdir.
IV. CEMEVI MESELESI
Kamuoyunun gözleri önünde ceryan eden ve ibretle izlenen olaylar içerisinde yer
alan, bir takim bölücü ve bozguncu, kanun disi örgütlere mensup kisilere ait
cenazelerin semavi dinlere ait mabetler yerine "Cemevinde" törenler yapilarak
kaldirilmasi, çesitli iletisim vasitalari ile Baskanligimiza ulasan sorular
üzerine yapilan incelemeler sonunda, asagidaki hususlarin da bu açiklama metni
içerisinde yer almasi uygun bulunmustur. Buna göre:
Ülkemiz, anayasanin ikinci maddesinde ifadesini bulan demokratik, laik ve sosyal
bir hukuk devletidir. Binlerce yili bulan devlet gelenegi, kamu düzeni, örf ve
adetleri bakimindan insana sevgi ve saygiyi esas alan milletimizin kültürü
içerisinde, hayatini kaybeden insanlar için ölen insanin inancina göre; Cami,
Havra ve Kiliselerde tam bir özgürlük ve serbesti içinde cenaze merasimleri
yapilagelmektedir.
Ateizm(Tanri tanimazlik) cereyani ülkemizde de muhataplar bulmustur. Ateizim bir
din degildir, aksine bütün dinleri reddeden felsefi ve ideolojik bir cereyandir.
Bu sebeple de mabedi ve belirlenmis her hangi bir ibadeti yoktur. Bazi Ateist
guruplarin, Aleviligi kendi ideolojileri dogrultusunda kullanmak istedikleri de
görülmektedir.
Yapilislari ve kuruluslari sirasinda Müslüman Türklere ait kültürel bir merkez
oldugu belirtilen, genellikle de devlet yardimlari ile yapilan Cemevi
binalarinin, bir dinin mabedi imis gibi, törenlerin yapildigi bir mabed islevi
kazandigi ve devletin asker ve polisi ile çatisarak ölen bir takim kimselerin
cenazelerinin de bu merkezlerde yapilan merasimlerle kaldirildigi
gözlenmektedir.
Özellikle Cemevi yapan ve yaptiranlarin bu konuda gereken dikkat, hassasiyet ve
itinayi göstermedikleri, bu sebeple Alevilik-Bektasilik konusunda halkimizda
farkli düsüncelerin dogmasina sebep olduklari üzüntü ile izlenmektedir.
V. SONUÇ
1. Türkiye Aleviliginin, Sia ile bir ilgisi yoktur. Türkiye Aleviligi Ahmet
Yesevi'ye, özellikle de onun baglilarindan Haci Bektas Veli'ye dayanan Bektasi
tarikatidir.
2. Itikadî veya amelî bakimdan Haci Bektas Veli düsüncesi, Türkiye'deki Sünni olarak bilinen Müslümanlarla aynidir ve aralarinda bir mezhep ayriligi yoktur.
3. Horasan Ereni, Alevi / Bektasi büyügü olarak bilinen türbe ve tekkelerin yani basinda bulunan camilerle, Anadolu'daki binlerce Alevi köyündeki tarihi camiler Alevilerin dini durumlari hakkindaki ret ve inkar edilemez en önemli belgelerdir. Bunlar da gösteriyor ki, ülkemizde Alevi - Sünni herkesin ortak mabedi camidir.
Yeni mabet arayislari, Aleviler disindaki tesirlerin eserleri olarak kaydedilmektedir.
4. Diyanet Isleri Baskanligi birtakim tarikat veya mezheplerin temsil edilecegi bir müessese olarak kurulmamistir. Yani, bir temsil kurumu degildir. Kanunlarda belirtildigi sekilde, herkese hizmet vermekle yükümlüdür. Diyanet Isleri Baskanligi bu konuda herhangi bir ayirim yapmamaktadir. Diyanet Isleri Baskanligi'nda kanunlarla belirlenen sartlari tasiyan herkes görev alabilir.
5. Bazi ateist guruplarin, Aleviligi kendi ideolojileri dogrultusunda kullanmak istedikleri ve bu maksatlari için Cemevlerini de alet olarak gördükleri gözlenmektedir.