FENERBAHCE RUM TAKIMI CIKTI!
 

http://www.carsibesiktas.com/sahtefenertarihi.asp den alinmadir.

SAHTE FENER TARİHİ
FENERBAHÇE’NİN  GERÇEK  TARİHİ:
Kadıköy ve Fenerbahçe  İsa’dan  önce   milattan  sonraya dayanır…!!  İstanbul’un  Kadıköy yakasının gerçek hikayesini  bilmeyenler  için bu yazımız bir hizmet olacaktır.Değerli dostlarım,  aslında televizyon ve radyo yokken halkımız  burasını  köy sanıyordu…!!  Yüce  Allah’ın,  yeryüzünü yaratırken kesinlikle ayrıcalıklı  davranmış  ve bu  kadar  akresif hırslı, birbirinden üstün  olduğunu  iddia  eden ermeni, Rum, kökenli vatandaşlarını  buraya  toplamış  salmış  çayıra  yaradan mevlam  kayıra da sözü  oradan  geliyor…

 Sonra  yaradan  düşünmüş bunlar ne yer ne içer diye  olacak ki “PAPAZIN  ÇAYIRINIDA”  Onlara  beslenmeleri için vermiş…Bu yöre... Bizans  ekolojisi, insan  travmolojisi  derken sabah  olmuş  erken… Dünya oluşum tarihine  bakıldığında yer yüzü kabuğu   soğumaya   başlamış  Kadıköy’den  yer  yüzüne dinazor  şeklinde  malukatlar  türemiş   dino  devri.. Kadıköy’de  bu şekilde  başlamış  bu  yüzden çok ilginç  evrimler  yer yüzüne evrimler   olarak  sunulur..

 NEYSE  KONUYA  DÖNELİM…:  Tarihlerin henüz  1900  yılına  ulaşmadığı  İstanbul’da, kılgamış destanındakinden farklı  olarak  bir “kılkuyruk”  türü  fare  türemiş…sonra adı Kalamış  kalmış…Kalamış’ıyla ünlenmiş   ve mimlenmiş fareler diyarı film konularında yansımıştır…Diğer adı   Fenerbahçe  olan yerde  aslında  bahçesi  olan  “çoban ali” adlı  bir  sarışın  ermeni  kaçakçısı   varmış  çok  gülüp  içer  neşeli  bir  kişiliğe  sahipmiş ileriki  yıllarda  ailesi de   “şen”  soyadını  almıştır… Diğer  adla anılan   “Caddebostan”    korkuluklarıyla  meşhur  bir  bahçe varmış  ana caddeye bakar  bostanla bahçenin arsıdaki insanlar  o kadar sabit   durup  kazık  gibi  yolun  ortasında  durduğu için orası da   Caddebostan   oluvermiş.. Suadi ye ye gelince Ermenice bir kelimedir..Ermenice de “su ad” argoda “liboş” iye   ile bir araya gelinde  “liboşların”  yeri   olarak   adlanmıştır… “Moda”  İsmi  Rum ve ermeni karılarının allı pullu giymeleri akşamları kahpelik yapmaya giderken giydikleri elbiselerin adları olarak litaretür de yer alır.. moda  imside böylece ortaya çıkmıştır..Sizlerin anlayacağı Hıristiyanların bu dine mensup tüm yaşayan dinazorlar bu yerden yeşermiştir..Rum   kökenli  Bizans  tortuları  Kadıköy’de adlarda modada, yaşmaya devam etmişlerdir.. 
…bu  belde.. Göz  alabildiğine  bomboş  arsalarla  yemyeşil  çayırlara  (papazın) sahip  bu  yörede, doğanın  insanları  yayılın  diyerek dinazorların   evrimimi  tamamladığı yer  olarak sunmuştur…
Fenerbahçe  Burnu’nda geceleri belirgin olarak  yanıp  sönerek  yol  gösteren bir  fener  vardır..bu “fener” burada kırmızı işarettir  din ve  iman olmadığını gösterir.. bir spor  kulübene  sembol olması için bu fenerin AZİZ OLMASI GEREKİRKEN ..yağmurlu  zamanlarda  bu feneri bazen YILDIRIM  ÇARPAR…  Adalar’a, Marmara’ya, daha da ötesi uzak yıllara doğru aynı şevkle  ışık  saçacağı  günlerin özlemi ile çakıp durmaya başlamıştı sanki... Ve de Kadıköy, o dönemlerde BU  semti  lefter, olan papazın doğduğu yer olarak kutsal kitaplarda geçmektedir..Fenerbahçe’sinin  bağrından  çıkaracağı  Rum , Pontus destekli Ermeni  Erivan  destekli bir takımı da  vardır.. bu takımını  önce  yakınlarına iş vermiş   spor yaptırdığı bize gelen rivayetlere  göredir..  sonra da Türk milletine ülkenin geleceğine  ve yarınlara  küfür şiddet ihraç  edeceği günleri bekliyor olabileceği asla düşünülmemiştir..

Papazın  Çayırında İlk Futbol Oyunu  nasıl başladı : fakir bir Müslüman çiftçisini  meçhul ölümü  ilk yıllarda fark edilmedi kimsesi yoktu.. bir ermeni tarafından katledildiği ortaya çıktı.. bu fakir çiftçinin kafatası bunun Müslüman olduğunu  öğrendiklerinde  kafatasını  alıp   top  gibi  oynamaya ilk Fenerbahçe’nin  futbol oynadığı   yer olan papazın çayırında başlandı..
İlk futbol oyununun, bugünkü anlamıyla ilk kez 1823 yılında papazın çayırında böyle başladığını tarih çarpıtarak  yazmıştır…ilk futbol İngiltere’de başladı yalını   Müslüman milleti inandırmaya bu yıllarda başlamıştır… futbolun oynanmaya başlamasının üzerinden neredeyse yıllar ve yıllar geçmişti. Nihayet  tarihler  1890’lı yıllara ulaştığında, Moda’da oturan İstanbul’u işgale gelen Osmanlıyı yıkıp  yok etmek isteyen İngiliz’ler de bu keyifli spordan iyice etkilenmiş ve o, yemyeşil papazın arsaların bulunduğu Kadıköy’ün geniş alanlarında, futbolu oynamaya başlamışlardı…  ermeni  ve Rum çocuklarıyla  başlamışlar.. Seyri çok keyifli bu oyunun, çevredeki Türk gençlerinde de ilgi uyandıracağı ve de bu sporu onlara sevdireceği pek tabii idi ve hatta da kaçınılmazdı. Ama ne var ki, o sıralarda işgal edilmiş  olan  İstanbul İngiliz amiral  idaresindeki… esir Müslümanlar…bu   işgal rejim nedeniyle Müslüman Türkler için cemiyet kurmanın ve hatta mevcut cemiyetlere dahi üye olmanın yasak olmasından dolayı,Beşiktaş jimnastik kulübü  gizlice Beşiktaş’ta  kurmuşlar..yıl 1903  gizli, gizli milli  ruh   İngilizlere   olan  kızgınlıkla  takım  olup  futbolu çok  kısa  zamanda  öğrenmişlerdir…
Kadıköy’ün  papazların  bahçelerinde   Çayırlarında  top koşturan İngiliz  gençlere yine ancak Rum ,ermeni gençleri eşlik edebilmekteydi…. Yine de, hemen her akşamüstü bilhassa papzın  Çayırında yapılan bu futbol maçları ya da antrenmanları, Kadıköy halkının büyük bir kesiminin ilgisini çekmekte, genellikle akşam  üstleri zevk için de olsa oynanan bu futbol oyunu için, Kalamış’tan, Moda’dan, Kuyubaş’ında, ve hatta Haydarpaşa  civarlarından gelecek öbek, öbek halkı, gününe ve hava durumuna göre küçük ya da büyük kümeler halinde bu oyunu seyretmeye yöneltmekteydi….

 Kadıköy’ün  Hıristiyan  halkı ekserisi ikindi  sularında ayaklanır, günlerden ve Pazar değilse yani Kurbağalı derenin kenarındaki salaş tiyatroda Komik Hasan’ın tuluat kumpanyası oynanmıyorsa  papazın Çayırı’na doğru yola koyulurlardı. Yok, eğer günlerden cumartesi  Pazar ise de, Moda’ya doğru ya da şimdiki Fenerbahçe Stadyumu’nun bulunduğu Papazın Çayırı’na doğru yola koyulurlardı  Omuzdaş kılıklı, burma bıyıklı tüylü tüysüz gençler, yanlarında boy, boy  yorgolar , haçikler, lefterler, agoplar, ayı yorgiler..ve de çocuklarla hanım daydaylar..ahbarikler.. ve de orta  yaşlı kaşar  hatunlar, dadılık eden Arap bacılar, ahretlikler, kahvede  pineklemekten usanan efendi kişiler, burada çayırı çepeçevre kuşatır, kadınlar getirdikleri kilimleri yayarlar, erkeklerin kimi toprağa bağdaş kurar, kimi büyükçe bir taşa oturur, kimi ayakta dururdu. Sucusu, dondurmacısı, kağıt helvacısı, simitçisi, baloncusu, Eyüp oyuncakçısı velhasıl ı satıcıların her çeşidi burada arzı endam eyler, burayı adeta panayır yerinden farksız kılardı. Ortadaki saha olacak alanda ise, kapı gibi gövdeli, başları açık, renk, renk gömleklerinin kolları sıvalı, göğüsleri fora, bacaklarından dizkapaklarına kadar şortlu bir alay adam soluk soluğa koşuşurlar, birbirlerine çarpıp, çarpıp, alt alta üst üste mecelleşirler, güya da top oynarlardı…İngilizlerin işgalinde yas tutan Müslümanlara nispet edercesine  eğlenirleri.. Oynanan bu futbollardan  örnek alan  ermeni ,Rum bazı gençleri, Kadıköy’ündeki arsalarda ya da geniş çayırlarda onlar gibi top oynamaya heveslenir, karman çorman bir biçimde, bir harradır bir gürradır gider, topa en çok vuranla onu en havalara yükselten erbap sayılırdı… Ne var ki bir süre sonra, bir başka deyişle 1907’li yıllara iyice yaklaşılmasıyla birlikte, Moda’da oturan İngiliz gençlerinin artık modern futbolu oynamaya başlamaları ve dolayısıyla da oynadıkları futbolu daha seyredilir bir halde sunmaları, kendilerini hayran, hayran seyreden Kadıköy’lü Rum ,ermeni gençlerin yüreklerinde birtakım kıpırdanmalara sebep oluyor, onlar gibi organize bir takım kurma isteklerini ise, vazgeçilemez bir tutkuya dönüştürmeye başlıyordu.

Kadıköy Football Association 
1890’lı yıllarda İstanbul Moda’da yaşayan İngiliz ailelerinden La Fontaine, Giraud, Whittall, Charnaud, Pears, Armitage aileleri Kadıköy ve Moda’nın çayırlarında kendi aralarında bu oyunu yeni, yeni oynamaya başladıklarında, İzmir’de yaşayan İngiliz aileleri, Bornova çayırlarında bu oyunu çoktan oynamaya başlamışlardı bile  Zira sosyal ve idari bakımdan payitaht İstanbul’a uzak ve rahat iki şehir olan Selanik ile İzmir, 1870’li yıllarda Osmanlı’nın futbol oyunu için ilk taraftar bulduğu toprakları oluyor, futbol oyunu o dönemlerde dini inançların da etkisi ile Biz işgale uğramış yadsa olan Müslüman Türkler arasında gelişemediğinden, böylece de Osmanlı toprakları üzerinde ilk defa gayrimüslim ve levanten (ülkede yerleşmiş bulunan yabancı uyruklu) vatandaşlar tarafından oynanıyordu.

Moda’da futbolla tanışan ilk ailelerin İstanbul’da İngiltere elçiliği personeli görevlileriyle aralarında yaptıkları maç rekabetini, 1894 yılında İzmir’de “Football Club Smyrne”nin kurulması ile birlikte İstanbul - İzmir rekabeti izlemeye başlıyordu  İzmir’de futbolun öncülüğünü yapan James La Fontaine, 1889 yılında İstanbul’a yerleştiğinde, Kadıköy’de İngilizlerin futbol-rugby karışımı bir oyun oynadıklarını görmüş ve onlarla kısa zamanda dostluk kurarak, daha iyi bildiği futbol oyununu onlara kabul ettirmişti. Tarihler 1897 yılını gösterdiğinde, James La Fontaine ve arkadaşları Kadıköy yakasında ilk kez bir futbol takımı olarak Kadıköy Football Association adı altında toplanıyor, takımı oluşturan İngiliz, Rum, Ermeni gençleri, genelde İstanbul’a sefere gelen İngiliz gemicilerle oynadıkları oyunlarını Kadıköy’ün çayırlarında sürdürüyor, ve her akşamüstü (ilk bölümde geniş bir biçimde sunduğumuz) o kalabalık izleyici kitlesine de seyrettiriyorlardı… Bu müsabakalar madamlar ,artinler yorgoların.. öylesine ilgisini çekmişti ki “Football Association” takımı, iki yıl içerisinde “İzmir Karması” ile karşılıklı olarak futbol maçları yapmaya yönelmişti.

BLACK STOCKING FC” Kuruluyor
Ne var ki, Sultan 2. Abdülhamid’in padişahlığının sürdüğü o dönemde, mevcut  rejiminin korunması amacıyla Türk Müslümanlara  dernek kurmaları yasaktı… Bu durum ise, yabancı ve azınlıkların top koşturdukları kendi topraklarında futbol oynamanın imkan ve zevkinden mahrum olan ve onların aralarına karışarak oynamak istedikleri bu cazip oyunu ancak gıpta ile seyretmekle yetinen  Müslüman Türk gençleri arasında, sadece üzüntü değil aynı zamanda tabii ki öfke ve hırs da uyandırıyordu…ilk Türk takımı BJK OLMUŞTUR BU YÜZDEN..  İşte her türlü tehlikeyi göze alan bu gençlerden, deniz öğrencisi Fuat Hüsnü (Kayacan), eski hariciyecilerden Reşat Danyal ve Mehmet Ali ile, Kuşdili’nde Papazın Çayırı adı verilen topraklarda meşin yuvarlağa vuruşlar yapan arkadaşları bu özlemin sona ermesini amaçlıyorlar, ve 1899 yılında da, devrin hafiye ve jurnalcilerinin dikkatlerinden kaçmak ve hışımlarından korunmak amacıyla bir İngiliz adı altında Black Stocking FC (Siyah Çoraplılar Futbol Kulübü) ‘nü kuruyorlardı. Ancak siyah çorap ve kırmızı üst formaları ile AZINLIK  gençlerinin oluşturduğu bu ilk Türk spor ve futbol topluluğu daha ilk maçlarında hafiyelerin baskınına uğruyor ve hemen dağıtılıyordu.

1907   Fenerbahçeli Rumların ,ve Ermenileri kurduğu  3. takımdır .. Gerçek Kuruluş Yılı işgalin olduğu yıldır…  Burada dikkati çeken en önemli  noktadır.. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün  ismi altında 1907  yılındaki bu ilk girişimindeki öncülük yapan gençler ile, ilerideki yıllarda kurulacak olan Kadıköy Futbol Kulübü  Fenerbahçe Futbol Kulübü (1907) ismi altında toplanan gençlerin genelde aynı kişiler olacağıydı. Dolayısıyla FENERBAHÇE   KULÜBÜ kuruluşunu gayri resmi olarak 1907 yılında gerçekleştirmiş, ne var ki iki kez kapatılmaları nedeni ile faaliyetlerine, ancak resmi kuruluş yılları olan 1907 yılına alınmıştır.. işgalcilerin kurduğu Rum ermeni takımı olduğu böylece gizlenmeye çalışılmıştır…

Görülen odur ki  Ayrıca İstanbul’da kurulan futbol kulüplerinin listeleri incelendiğinde de; Moda Futbol Kulübü (1896), Cadı-Keuy Football Club (1899) ve Imogen (1900) takımları  Rum, ermenidir..bu  uyruklular tarafından, Elpis  1900  takımının Rumlar tarafından, Black Stocking dir.. çorap olarak  tarih deki yerini almıştır…
1903 Beşiktaş, 1905 Galatasaray futbol kulübü  olmuştur.. azınlık  takımı da   üzülerek  söylüyorum  maalesef  1907  Fenerbahçe  kulübüdür… diğer  takımlarında  Osmanlı  uyruklular   tarafından  kurulmuş   oldukları da  zaten  açıkça tarihinden  görülmektedir….

 Şimdiki  Başkanı:
AZİZ  YILDIRIM,  adına   bakarsanız  kim  OLDUGU DA   ÇOK   ÖNMELİDİR   DİYARBAKIRLI   KÖR  AGOPUN  TORUNU   DERLER  BABASI  oğluna   isim  olarak  NEDEN “aziz” KOYDU ?  DEDESİNİN VASİYETİYMİŞ… BİR  GECE  PAPAZIN  BİRİ   DEDESİNİN   RÜYASIN  GİRMİŞ.. oğul , OGUL  DER.. SANA    İSA  MESİHİNDEN   SANA   SELAM   GETİRDİM DER…papazla  diyalog   neticesinde   Hıristiyanlarca  kutsal olan  isim AZİZ  PETER  OLARAK  KULGINA  FISILDANIR… SONRA AİLESİ BABASI, ANNESİ  KARDEŞİ  MARİYA  İLE   ÖNCE  SAPANCAYA  YERLEŞİR İZİN İKAYBETMEK İÇİN  YENİDEN    İSTANBULA  GÖÇ EDER.. DERHAL  SOYADINI   DEĞİŞTİRİR.. “YILDIRIM” YAPAR…!!
İLK YILLARDA  KADIKÖYE   YERLEŞİR  DAHA   FAZLA  KİLİSE  BURADA  FAZLA  OLDU İÇİN   BURADA   KALIR.. MODAYA   YERLEŞİRLER…Kilisede vaftiz edilir oda feneri Rum olarak takımda  ilk yıllarını seyirci  sonra yönetici olarak alır…aslına rücu eder…ve başkan olarak  yerini alır…

       “FENERİ RUM”   NEREDEN  GELMEKTEDİR… ?

Feneri rum  aslında “RUM”  takımıdır..FENERİ RUM kilisesinin adını bilerek almıştır… bunu  Ortadoks “Rum”  kilisesi  patriği bartelomuş  doğrulamaktadır…işbu araştırma ödül almış olup 1903 yılın  araştımacı  gazeteci  ödülünü  almıştır…


 

Abdurahman Dilipakta Rum la Turk Es anlamlidir demisti http://www.gizlibelge.com/dilipakdink.html

ANA SAYFA