FATIH SULTAN MEHMET 'IN HAYALI ROMA IMP.! CESEDINI BILE MUMYALATMIS!
FATIH'IN
HEDEFI ROMA IMPARATORLUGUYDU!
http://www.sabah.com.tr/2007/01/16/gnd111.html den alinmadir.
| Fatih'i kokutarak hayalini gerçekleştirdik |
|
BUGÜNKÜ Fatih Camisi'nin altında I. Konstantin'in mezarı
vardı. Fatih, "Roma İmparatoru" hayali ile burayı
istiyordu, cenazesini kokuttuk.
Fatih'i önce kokuttuk, sonra da Konstantin'in mezarına gömdük
Bugün, Fatih Sultan Mehmed'in türbesinin de bulunduğu
Fatih Camii'nin yerinde fetihten önce İstanbul'un ilk Hristiyan mâbedi olan
"Havariyun Kilisesi" vardı ve İstanbul'un kurucusu olan Roma İmparatoru Birinci
Konstantin'in mezarı da bu kilisedeydi. Fatih, ismini taşıyan caminin bu
kilisenin yerine inşa edilmesini ve öldüğünde de aynı caminin avlusuna
defnedilmeyi istemiş; böylelikle Konstantin ile aynı
mekânda yatarak çocukluğundan beri taşıdığı "Roma İmparatoru" hayalini hakikat
yapmaya çalışmıştı..
Nisan yağmurları İstanbul'a 1800'lerin sonunda her
zamankinden fazla yağmış, şehri seller götürmüş, Fatih tarafları göle dönmüş ve
her tarafı su basmıştı. Selin hemen ertesi günü, Fatih semtinin sakinleri
arasında bir dedikodu çıkar: Fatih Sultan Mehmed gece halkın ruyasına girmiş,
"Boğuluyorum, beni kurtarın" demiştir. Tahtta, İkinci Abdülhamid vardır ve
hükümdar dedikodulardan ânında haberdar olmuştur. Abdülhamid, amcası Sultan
Abdülâziz'in damadı Şerif Paşa ile Fatih ve Aksaray taraflarının itfaiye
kumandanı Mehmed Paşa'yı huzuruna çağırır. Türbeye giderek mezarı açıp cenazeyi
kontrol edecek, halkın gördüğü ruyanın doğru olup olmadığını araştıracak ve
saraya dönüp rapor vereceklerdir. Hükümdar, paşaları türbeye göndermeden önce
göreceklerini hiçbir yerde söylemeyeceklerine dair sıkı sıkı yemin ettirir.
Mehmed ve Şerif Paşalar, Fatih Camii'nin yanıbaşındaki türbeye gider ve
sandukayı kaldırıp mezarı kazarlar. Derken, önlerine demir bir kapak çıkar.
Kapağı açtıklarında taş bir merdiven görürler. Ellerinde lambalarıyla
merdivenden iner ve daha derine uzanan bir dehlizle karşılaşırlar. Dehlize
dalar, metrelerce yürür ve ufak bir salonu andıran başka bir mekâna gelirler.
Ortada musalla taşına benzeyen bir mermer, mermerin üzerinde de bir işlemeli
ağaçtan bir tabut vardır. Bir hayli zorlanarak tabutu açar
ve içinde bozulmamış bir mumya bulurlar: Fatih'in mumyasını. Yüzü aynen,
yaşadığı devirde çizilmiş resimlerindeki gibidir.
PAŞA, YEMİNİNİ TUTMADI
Mumyanın başında dua eden paşalar tabutu kapayıp hayattaki bir hükümdarın
huzurundan ayrılırcasına adımlarını geriye doğru atarak uzaklaşırlar. Yukarıya
çıkar, sandukayı yerleştirir ve saraya gidip gördüklerini Abdülhamid'e
anlatırlar. Padişah sellerin Fatih'in cenazesine zarar vermemiş olmasından
memnuniyet duyar ve Paşalar'a yeminlerini hatırlatıp "Gördüklerinizi
unutunuz!"der. Ama, Damad Şerif Paşa yeminini seneler sonra bir tarafa bırakır,
hadiseyi 1940'lı senelerde o zamanın meşhur kalem erbabından İbnülemin Mahmud
Kemal İnal'ın Mercan'daki konağında yapılan musikili bir sohbet meclisinde
anlatır
ve
söyledikleri, o günlerde çıkan bir tarih dergisinde de kısa bir biçimde
yayınlanır. Ben, Şerif Paşa'nın bu mumya macerasını, İbnülemin'in konağında o
gece yapılan sohbete şahit olanlardan bundan senelerce önce bizzat dinlemiştim.
Hükümdarları ve önemli devlet adamlarını mumyalamak, Türkler'de İslamiyet öncesi
zamanlardan kalma bir âdetti, birçok Selçuklu sultanının yanısıra Fatih'in oğlu
İkinci Bayezid'e kadar bütün Osmanlı hükümdarları mumyalanmıştı.
Hükümdarın başkentten uzakta, savaş meydanında can vermesi hâlinde, mumyalama
zaten kaçınılmazdı. Fatih Sultan Mehmed de başkentinden uzakta ölmüştü. Yeni bir
sefere çıkmak için 1481'in 27 Nisan'ında 300 bin kişilik ordusuyla İstanbul'dan
ayrılmış, 3 Mayıs günü Maltepe civarındaki Hünkâr Çayırı'nda hayata veda
etmişti.
CENAZE BİR KÖŞEYE ATILDI
Cenaze gizlice Topkapı Sarayı'na nakledilirken vezirleri, hükümdarın Anadolu'da
valilik yapan iki oğluna, Şehzade Bayezid ile Cem'e babalarının vefatını haber
verdiler ve hemen İstanbul'a gelmelerini istediler. Hükümdarın vefatının
duyulması bütün çabalara rağmen önlenemedi ve İstanbul'da
tam bir anarşi yaşandı. Askerler şehri yağma ediyor, sevmedikleri devlet
adamlarını sokak ortasında parçalıyor, devletin büyükleri ise tahta
geçecek şehzade konusunda birbirleriyle mücadele ediyorlardı. Devletin üst
düzeyi iktidar için birbirlerinin gözünü oyarlarken Fatih'in cenazesinin tahnid
edilmesi unutuldu, hatta naaşın başında mum yakılması âdeti bile kimsenin
hatırına gelmedi ve cesed koktu. Saray görevlileri, cenazenin vaziyetini
ortalığı dayanılmaz bir kokunun sarması üzerine hatırladılar. Fatih bir tabip
ve
hükümdarın baltacılarının kethüdası, yani o zamanın bir çeşid saray muhafızı
olan Kasım adındaki bir zat tarafından mumyalandı. Tahta birkaç gün sonra İkinci
Bayezid'in geçmesinden sonra, sabık hükümdar için çok büyük bir cenaze merasimi
yapıldı ve hükümdarın naaşı, kendi yaptırmış olduğu camiin avlusundaki türbeye
defnedildi.
FATİH, ROMA İMPARATORU'DUR
Ancak, Fatih Camii'nin ve türbenin inşa edildiği alanın çok önemli bir başka
özelliği vardı: İstanbul'un kurucusu olduğuna ve şehre ismini verdiğine inanılan
İmparator Konstantin de, 337'deki ölümünden sonra aynı yere defnedilmişti.
İstanbul'da inşa edilmiş ilk Hristiyan mâbedi olan "Havariyun"
yani Havariler Kilisesi, bugün Fatih Camii'nin olduğu alanda bulunuyordu.
Asırlar boyunca harap hale gelen ve 13. yüzyıldaki Latin işgali sırasında
yağmalanan kilise fetih sırasında bir hayalet binayı halindeydi ve Fatih, kendi
ismini taşıyacak olan caminin, kilisenin yerine inşa edilmesini, öldüğünde de
camiin avlusuna defnedilmeyi istedi. Hükümdarın arzusunun sebebi hâlâ
tartışılıyor ve en kuvvetli görüş, Fatih'in kendisini
"Osmanlı hükümdarı" değil, "Roma İmparatoru" olarak görmesi ve "Yeni Roma" olan
Bizans'ın kurucusu Konstantin ile aynı yerde yatma arzusu. O devirdeki ismi
"Diyâr-ı Rum" yani "Roma ülkesi" olan Anadolu ile "Yeni Roma"nın mutlak hâkimi
bu sayede fethine meşruiyet kazandırırken, bir yerde de kendisinin "Roma'nın son
imparatoru" olduğunu ilân ediyordu. Fatih, ebedi uykusunu bugün bir
zamanlar İmparator Konstantin'in defnedildiği mekânda uyuyor. Konstantin'in
kemiklerinin kaybolmasının üzerinden asırlar geçti ama Fatih'in mumyalı
cesedinin bugün bilinen türbesinde mi, yoksa Abdülhamid'in paşalarının
girdikleri dehlizin ucundaki tabutta mı bulunduğu konusu ise hâlâ bir muamma.
FATİH‘İN ANNESİ RUM (ROMALI) MU?
Yunanlılar, Fatih‘in annesinin Rum olduğuna ve çok iyi rumca bilmesi sayesinde kuşatma sırasında kıyafet değiştirip gizlice İstanbul‘a girdiğine inanırlar. Gürsel‘le sohbetimizde bunu da sorduk. Yazar, Fatih‘in annesinin kimliğinin tam olarak bilinmediğini söylüyor, şunları ekliyor : ‘‘Bu konuda kesin bilgi ve belge yok. Bir Türk adı var ama Müslüman kökenli değil.Yahudi, Rum ya da Türk olduğunu söyleyenler var. Çünkü II. Murat‘ın çok eşi oluyor. Bunların Hristiyan olduklarını biliyoruz. Aslında annesinin kökeni çok önemli değil. Çünkü O, İslam kültürü alıyor. Fatih‘in eğitimini de karizmatik babası yapıyor. Fatih, çok hırslı bir kişiliğe sahip, birçok dil biliyor. Bunların arasında Rumca, Farsça ve Arapça da var.’’
http://arsiv.zaman.com.tr/2001/02/08/kultursanat/kultursanatdevam.htm
Pera Palas Oteli'nde düzenlenecek müzayedede satışa çıkarılacak en ilginç
belgelerden biri, Papa II. Pius'un, Fatih Sultan Mehmet'i Hıristiyan olmaya
davet eden mektubu. 1458 yılında Papa II. Pius lakabıyla Hıristiyan dünyasının
başına geçtiğinde, Osmanlılar Avrupa kapılarına dayandığında, "savaş yerine
barışçıl bir çözüm getirmek için" Fatih Sultan Mehmet'e mektup göndererek
Hıristiyan olmasını istemişti. Müzayedede, 1533 yılında basılmış, yine Fatih
Sultan Mehmet'i Hıristiyan olmaya davet eden Latince bir metin satılacak.
ABD NIN DE HEDEFI ROMA IMPARATORLUGU!
http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2002/mart/20/dunya.html
ABD'nin hedefi yeni Roma imparatorluğu
11 Eylül'den sonra başlattığı küresel savaşla yepyeni bir Amerikan İmparatorluğu'nun temellerini atan, dünya enerji kaynaklarını kontrol altına alan, çok geniş askeri nüfuz alanları oluşturan Washıngton, yeni bir Roma İmparatorluğu'nun temellerini atıyor.
11 Eylül saldırılarını küresel düzelde hegemonya kurma gerekçesi olarak kullanan Amerika, "terörle savaş" kamuflajı altında yepyeni bir imparatorluğun temellerini atıyor. Orta Amerika'dan Orta Afrika'ya, Ortadoğu'dan Kafkaslar ve Orta Asya'ya ve oradan da Güneydoğu Asya'ya uzanan yer kürenin ana eksenini kontrol altına almaya çalışan ABD, dünyanın enerji kaynakları üzerinde tek başına hakimiyet kurma savaşı veriyor. "Terörle savaş ve petrolün", ABD'nin nüfuz alanını genişlettiği ve onu Roma ya da Büyük Britanya benzeri bir dünya imparatorluğu haline dönüştürdüğü belirtiliyor.
http://www.cnnturk.com/CNNTURKTV/PROGRAMLAR/haber_detay.asp?PID=1196&haberID=136092
Özgün Levent: ABD hakkında bir teori var. bazıları ABD’nin
21’inci yüzyılın yeni Roma İmparatorluğu olacağını söylüyor, bazıları da
imparatorluğun şimdiden çökmeye başladığını iddia ediyor. Bu konuda ne
düşünüyorsunuz?
Richard Perle: Hatırladığım kadarıyla Roma İmparatorluğu içinde
şimdiki Türkiye’nin de bulunduğu geniş topraklara hükmetmişti. Ya biz nereye
hükmediyoruz? ABD kimsenin toprağını elinden almadı. Irak’ta Irak hükümetinin
kurulmasına yardım ediyoruz. Iraklılar kendi ayakları üzerinde durmaya başlar
başlamaz biz oradan çıkacağız. Dünyadaki bütün ülkelerin yardımına koşuyoruz ve
istikrar sağlanınca bu ülkelerden çıkıyoruz. Bağımsızlığına kavuşturduğumuz
Fransa, Almanya gibi ülkelerde ABD’nin idari birimi bulunmuyor. ABD’nin bu
konudaki sicili temiz. Biz diğer ülkelere yardım ediyoruz ve bu bitince evimize
geri dönüyoruz. Başka birinin topraklarını yönetmek, başkalarının topraklarında
hakimiyet kurmak gibi bir hedefimiz yok.
http://www.yarindergisi.com/yarindergisi2/yazilar.php?id=107
Bush yönetiminin ilan ettiği, Amerika’nın kitle imha silahları geliştirme niyetinde olan terör grupları ve ülkelere önceden saldırı hakkı olduğu şeklindeki, yeni savunma doktrini Irak’a karşı bir önceden saldırı nın temellerini oluşturmaya yöneliyor; ayrıca ABD askeri gücünü “yeni Roma İmparatorluğu”nun lejyonlarına çevirmek için bir dayanak oluşturuyor.

http://www.bugun.com.tr/haberler/140407/p45011.html
| Fatih'in mezarı boş mu? | |||||||||
Fatih Sultan Mehmet'in Yahudi asıllı doktoru Hekim Yakup Paşa tarafından Venediklilerle yaptığı anlaşma sonunda zehirlendiğini belgeleriyle kitabında ortaya çıkaran tarihçi Ahmet Almaz, bu çalışmasının ardından yeni açıklamalarda bulundu. "Fatih Sultan Mehmet Nasıl Öldürüldü?" kitabının ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı'na Fatih'in ölüm nedeninin ortaya çıkarılmasıyla ilgili başvuruda bulunan Ahmet Almaz, padişahın zehirlendirildikten sonra mumyalandığını ve mezarının boş olduğunu öne sürdü. Kitabın ardından araştırmalarını sürdürdüğünü ve Fatih Sultan Mehmet'in öldürüldükten sonra mumyalandığı bilgisine ulaştığını ifade eden Almaz, şöyle konuştu: "Reşat Ekrem Koçu 1950 yılında Resimli Tarih dergisinde bir yazı yazmıştır. Onun verdiği bilgilere göre: II. Abdülhamit döneminde Fatih semtinde su boruları patlar ve her taraf su içinde kalır. Bu sırada oradaki halkın bazılarının rüyasına Fatih Sultan Mehmet girer ve ‘Boğuluyorum beni kurtarın’ der. Bu rüyalar kulaktan kulağa yayılır ve saraya kadar uzanır. Durumu öğrenen II.Abdülhamit, itfaiye kumandanı Mehmet Paşa'ya mezarı gizlice açıp, kontrol etmesini ister.Ancak Padişah Mehmet Paşa'ya bu işi yaptıktan sonra kimseye söylemeyeceğine dair de yemin ettirir. Mehmet Paşa yanına birkaç kişi alır ve onlara da kendi yemini gibi büyük yemin ettirerek mezarı açarlar. Mehmet Paşa ve yanındakiler mezarı üç metre kazdıkları halde cesedi bulamazlar. Karşılarına çıkan kapaktan girerler ve bir dehlizden geçerek geniz bir mahzende mermer üzerinde Fatih'in mumyalamış tabutunu görürler. İşte bu şekilde mezarın boş olduğunu öğreniyoruz. Mezar açılınca Fatih Sultan Mehmet'in mumyalanmış cesedi görülür. Ayak uçları su almış ve ıslanmıştır. Suyun girdiği yerler sıvanır ve mezar tekrar kapatılır." Gerçeğin ancak yapılacak araştırmalarla ortaya çıkacağını söyleyen Ahmet Almaz, "Bu araştırmalarda özellikle Fatih'in "Avni" mahlasıyla yazdığı şiirler incelenmeli ve Fatih'in doğu ve batı Roma İmparatorluğu'nu birleştirip Üçüncü Roma imparatoru olma düşüncesi araştırılmalıdır. Ben burada devletimizin yetkililerine tekrar Fatih'in ölümü ve mezarı hakkındaki iddiaları araştırarak tarihin karanlık noktalarının aydınlatılması konusunda gerekli hassasiyeti göstermelerini istiyorum" dedi. Erdal DOĞAN/İSTANBUL |