ESKI MIT CININ MEKTUBU!
"Atasagun’un MİT’inde neler oluyor?
Milli İstihbarat Teşkilatı’nın değişik kademelerinde alnımın akı ile görev
yapmış bir kişi olarak bu mektubu size gönderiyorum.
Bilgilerin bulunup değerlendirilmesi adına yapılan araştırmalarda, teknolojik ve
insan faktörlü kaynakları kullanarak çalışmalar yapmanın zorluğu yanında,
bilginin yerinde ve zamanında kullanılmasını bilmek, istihbaratçılığın özünü
oluşturur. Bu açıdan bakıldığı takdirde, yaptığınız çalışmalarınızdan dolayı,
öncelikle sizleri kutluyorum. Çünkü, kimsenin cesaret edemediği konulara, büyük
bir özveri ve güvenle ve tamamen belgeye dayanarak çok önemli bir işi
başarıyorsunuz.
Son günlerde, MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI’nın basında-gazetelerde manşet olacak
kadar zafiyete düşürülmesi adına hareket eden Sayın Şenkal Atasagun ve ekibinin
yaptıkları, akl-ı selim her kesim tarafından tepkiyle karşılandığı gibi, bir
eski çalışan olarak beni de derinden yaralamıştır. Bu ekibin yaptıklarının Türk
halkı tarafından bilinmesinin vaktinin geldiği ve hatta geçtiğini düşünerek bu
mektubu kaleme aldım. Verdiğim bazı bilgilerin, teşkilatın sır olarak
niteleyeceği hususlar olsa bile, bu konuların bilinmesi halinde, sayın müsteşar
ve ekibinin ne denli bir hıyanet içinde oldukları ancak görülebilecektir.
Türkiye’nin can damarı konumunda olan kurumlar içinde de, diğer devlet
kurumlarda olduğu gibi, çürük insanlar elbette çıkacaktır. Fakat, bu tür
kurumları hiçbir zaman esas hedef almadan , hatalı olanın kurumun içindeki
kişilerin olduğunun, bastıra bastıra ifade edilmesi gerekir. Çünkü askerimizin
ve diğer kurumlarımızın yara alması, bu tür çürük insanların ve onların bağlı
olduğu değişik ekiplerin daha çok menfaatine olacaktır.
Bu can damarı kurumlarından birisi, yaptığı iş gereği belki de en önemlisi,
Milli İstihbarat Teşkilatı’dır. Uzun yıllar görev aldığım, müsteşarın en
yakınında dahi -ne yazık ki- görev aldığım bu kurum içinde, üzülerek söylemek
gerekirse yazdığınız konulara yakın problemler ve kişiler bulunmuştur ve halen
de bulunmaktadır. Ben sizlere, kesinlikle MİT teşkilatını küçük düşürmek ve uzun
bir dönem görev yaptığım kurumumdan çok kötü olarak bahsetmek istemem. Çünkü,
görev yaptığım yıllar içinde, mesai arkadaşlarım içinde vatansever insanların
varlığı beni hep heyecanlandırmıştır. Esas problem, teşkilatın başında müsteşar
olarak 6 yıldır görev yapan Şenkal Atasagun Bey ve onun çıkar ilişkili ekibidir.
MİT, Türkiye’mizin çıkarları adına, ulusal ve uluslar arası düzeyde haber
toplama faaliyeti yürüten, bunu belli çalışma prensipleri (derlediği haberleri
ulusal çıkarlar için kullanması, haber toplamada insan unsurunun nitelikli
olması ve nitelikli insanlardan güç alması gibi) doğrultusunda yapması
gerekirken, ne yazık ki kötü yönetim sayesinde, yıllardan beri ülke menfaatleri
için bırakın faydalı olmayı, büyük bir tehlike oluşturmaya başlamıştır.
MİT, kurulduğu ilk yıllardan itibaren, bir türlü sivilleşme ve atılım adına
faaliyetlerini yapamamıştı. Sönmez Köksal’ın başlattığı sivilleşme ve yenilik
çalışmaları, Sayın Şenkal Atasagun’un göreve gelmesiyle (veya getirilmesiyle),
tekrar eski günlerine, hatta daha farklı bir konuma düşürülmüştür. Adeta bir
plan dahilinde çalışmalar yapılarak, teşkilat tamamen ülke menfaatleri
aleyhinde, iş yapmayan, müsteşarın saltanatını sürdürdüğü bir kurum yapısına
kavuşturulmuştur.
Şenkal Atasagun ve ekibinin yaptığı bu icraatları!!! sizlere sıralamak
istiyorum:
1- Teşkilat, müsteşarın özel sayılabilecek gayretleri sonucu insan kaynaklı
haber toplama faaliyetlerinden uzaklaştırılmıştır. Burada yaşanan eksiklikler,
ne yazık ki, diğer servislerle kurulan ilişkilerde elde edilen bilgilerle
giderilmeye çalışılmıştır. En son İstanbul’da cereyan etmiş Sinagog ve HSBC
bombalamalarında, istihbarat zaafının ne denli had safhaya ulaştığını, en
tehlikeli radikal bir grubun hakkında bile istihbarat yapılmadığının görülmesi,
teşkilatın düşürüldüğü acınacak hali gözler önüne sermiştir.
Fakat ne acıdır ki, bilgi alışverişi yapılması gereken her servis toplantısında,
kendi güvenlik makamlarımıza bile vermekten imtina ettiğimiz bilgiler büyük bir
rahatlıkla diğer servislere verilerek, vatana ihanet edilmiş ve edilmektedir.
Verilen bunca bilginin karşılığında ise somut olarak hiçbir şey elde edilememiş,
teşkilat bir kısım servislerin haber toplama aparatı haline getirilmiştir. Çok
gizli addedilen bilgilerin verildiği bu servislerde, kendi ülkemizde, güvenlik
kurumlarımız arasında (Emniyet Gen. Müd. gibi) bu bilgileri kendi
istihbaratlarının ürünü gibi göstererek kullanmış ve istedikleri operasyonları
rahatlıkla yapabilmişlerdir. Normal şartlarda verilen bilgilerin en küçüğünün
bile formel olmayan yollardan ilgili servislere aktarılmasının tespiti durumunda
vatana ihanetten yargılanacak insanlar, mutlak güçleri ve denetimsizlik
sayesinde makamlarında oturdukları yerden istedikleri her şey verilmiştir
2- Haber toplama ve değerlendirme sıfırlanmış, yapılan birkaç güzel operasyonla
işler idare edilir hale getirilmiştir. Şenkal Atasagun’un, MGK, Cumhurbaşkanlık
ve Başbakanlık makamlarına yaptığı arzlar standart hale gelmiş, bir önceki arzda
kullanılan ifadelerin değişimi bile düşünülmemiş, mükerrer vakalar yeniden
işlenmiş, Apo'nun bir servis tarafından tespiti yapıldıktan sonra, paketlenip,
kiralanmış bir uçağın içine kadar teslim edilmesi, Sakık'ın yakalanması gibi
operasyonlar, Müsteşarın ve ekibinin etkisinin olmadığı halde onların başarısı
olarak lanse edilerek, başta Cumhurbaşkanımız, uzun bir dönem sayın Ecevit,
kısacası hem siyasi hem de askeri kesim uyutularak bazı siyasi çevrelerin
istismarına müsaade edilmiştir.
3- Sayın Şenkal Atasagun, göreve geldiği günden itibaren dünyanın bir çok
ülkesine geziler düzenlemiş ve oradaki servis başkanlarıyla –güya-görüşmeler
yapmıştır. Fakat yapılan bu görüşmelerde gündeme getirilen konular, verilen
bilgi ve belgeler açıklık kazanmamış, en yakınında olan bizlerin-başkan, daire
başkanları- dahi bilgisi olmamış, akabinde bu geziler formel raporlarla
geçiştirilmiştir. Teşkilatın, satın alınan ve uzak menzillere rahatlıkla
seyahatler düzenleyebilecek kapasitedeki uçağı, müsteşarın keyif ve eğlence
mekanı olmuştur. Gidilen ülkelere yapılan seyahatlerin getirisinin ne olduğu,
yapılan operasyonlar ve toplanan bilgilerle ortadadır. Teşkilatın çalışma
prensiplerinden dolayı, bu geziler hakkında teşkilatın bağlı olduğu başbakanlık
makamına dahi bilgi verilmesi söz konusu olmadığından dolayı, gezilerin hangi
ülkelere yapılacağı sadece Şenkal Beyin kararıyla olmaktadır. Dünyada görülecek
hiçbir ülke bırakmayacak şekilde gezen müsteşarın, sadece bu gezilere harcadığı
masrafların ortaya konulması bile, dünyada Şenkal Beyden daha rahat yaşam süren
bir idarecinin olmadığını göstermesi adına bir fikir verir.
4- Personel, özgüven ve çalışma azminden bilinçli ve sistematik bir şekilde
soğutulmuş, vatan-millet için çalışma duygusu ve özveri yok edilmiş ve
insanlarda “biz zaten filanca servislerin uydusuyuz” anlayışı oluşturulmuştur.
Bölgelerde çalışan haber toplayıcı personel başta olmak üzere, gittiği bölgeye
bağlı olarak yılını tamamlama ve yıllar içinde kimseye problem olmadan sadece
günlük rutin işlerini yapıp, Müsteşarlığın bulunduğu riyaset makamındaki
Müsteşar ve ekibine şirin görünmek için bölgesel hediyeler taşıyan, başarının
değil de sadece bu ekibin adamının olunması halinde terfi edilmesi gibi
etkenler, çalışmanın tamamen durduğu bir teşkilat yapısını oluşturmuştur.
5- Gizli servis çalışanlarının istifa etmesi önemli bir olaydır. Oysa
teşkilatımızda onlarca insan istifa etmiştir ve halen bu devam etmektedir. Son
dönemde, personele değer verilmediğini hissettiren uygulamalar, çalışmalarda
merkeziyetçi yaklaşımlarla inisiyatifin tamamen bölge ve personelden alınarak
asli görevlerin yerine getirilmesinin önlenmesi, bürokratik yük gibi
engellemeler sayesinde çalışmaların önü kapanacak tarza (kasten ) getirilmiştir.
Ülkemizin sayılı üniversitelerden mezun olmuş teknik veya meslek memuru
statüsündeki yetişmiş bu insanlar , birer birer istifanın eşiğine getirilmiştir.
Bu kadar yüksek oranda olan bu istifalar, Şenkal Beyde en ufak bir tepki
oluşturmamış, –ayrılan ayrılsın, kalan bizimdir- düşüncesini dahi ifade ederek,
istifalar adeta teşvik edilmiştir.
6- Sayın Müsteşar, Almanya'ya kimlik kartı ile iltica eden MİT personeli ile
ilgili gelişmeleri gizleyip, bu olaydan sonra dahi, son döneme kadar, diğer
personelin kimlik kartlarını değiştirmekle ilgili çalışmalarda dahi
bulunmamıştır. Bu kimliğin, diğer servislerin veya illegal örgütlerin eline
geçmesinin ne kadar sıkıntı doğuracağı muhakkaktır.
7- Gizli servislerde çalışan insanların maddi ve manevi tatmin edilemediği
durumda, kendilerine verilen gücü illegal olarak kullandıkları görülen bir
durumdur. Bu problem bizim teşkilatımız içinde söz konusudur.
Teşkilat hakkında bilgilendirme ve tanıtım amacına yönelik açılan www.MİT.gov.tr
adlı sitede personelin özlük hakları hakkında verilen bilgiler, kuru bir Sayın
Müsteşarın göreve geldiği günden itibaren, teşkilatın yeniden organize
edilmesinde hep görev verdiği şahsı, çıkarları adına kullanamayacağını anlayınca
görevden alıp, yüksek koruma gerektiği halde Araştırma Planlama Koordinasyon
–APK- birimi kurarak teşkilatın dışına iterek girişini yasaklayacak kadar
şartları zorlayarak emekli edip, emekli olduktan sonrada Şenkal Atasagun'un
adamları tarafından kapısının önünde adeta mesaj verir ve öç alır gibi dövdürüp
hastanelik etmiş, akabinde de başkan seviyesindeki bu mesai arkadaşını kendi
haline terk ederek hiçbir yardımda bulunmamıştır. MİT mensupları, can
korkusundan dolayı haklı olarak artık sokaklarda dolaşamaz, kırsal operasyonlara
çıkmaz, hatta ailesi ile birlikte dahi bir yere gidemez hale getirilmiştir.
Kendisine alternatif olarak gördüğü herkesi devre dışı bırakmada mahir olan ve
aşırı kin tutma özelliği bulunan sayın Atasagun, önemli bir bölge başkanı olan
mesai arkadaşını dahi, “Teşkilatın iktidarlı Bayan Başkanı” şeklinde basına
deşifre edecek kadar hırslı bir yapısı vardır. İşe yaramaz hale getirme veya
zorla emekli yapma müsteşarın devamlı kullandığı metot olmuştur.
8- Türkiye şu anda ciddi bir şekilde diğer servislerin ve onların ajanlarının
akınına maruz kalmıştır. Bu konu ülkemiz için büyük problem olarak görülse bile,
müsteşarlık makamı bu konu hakkında hiç bir faaliyet düşünmemiş ve operasyon
yapmamıştır.
9- Teşkilatın geneline yayılmış ahlaksızlıkta diğer bir problem olarak karşımıza
çıkmıştır. Alkolün etkisiyle kendinden geçerek, barlarda bildiği bütün bilgileri
anlatan ve sonrada alkol komasına giren personellerin durumu, Müsteşarın
teşkilatı nasıl sıkıntılı bir hale getirdiğinin bir göstergesidir.
Hatta, teşkilat içinde yapılan bazı hareketler ahlaksızlık sınırlarını dahi
aşmıştır. Personelini, pavyona zorla götürüp orada alem yapan, yabancı uyruklu
kadınlarla yaşayıp, bu uğurda arabasını dahi satıp yaşantısına devam eden
müdürlerin varlığından haberdar olup, yine kurumda çalışmasına göz yuman bir
müsteşarın konumu tartışılır hale gelmiştir. Personelin kullanması için açılan
havuz, idari işlerden sorumlu başkan tarafından bir kaç saatliğine kapatılmış,
sıkılmadan, MİT mensubu bayanları zorlayarak alem yapmıştır. Bu olayın mesai
içerisinde olması da, teşkilat içerisinde bazı makam ve güç sahibi insanların ne
kadar rahat olduklarını bizlere göstermiştir. Bu olayda, Sayın Müsteşar
tarafından kapatılarak sayın başkanımız isine emekliliğine kadar devam etmiş,
sayın Müsteşarımızın hiç tepkisi görülmemiştir. Sadece 2 bayan, müsteşarın
ekibinden tanıdıkları olmadığından dolayı, günah keçisi olarak, zorla ve
istekleri dışında tayine tabi tutulmuştur. Sekreterine sarkıntılık eden ve hatta
tecavüze yeltenen, ses kayıtlarıyla belgelenen, sonrada korkutarak uzun süre
buna devam eden Şenkal Beyin yardımcıların durumları, normal hale gelmiştir.
Güvenli olması yönüyle açılan ve değişik olaylarda kullanılan gizli evler, müdür
ve başkanların harem evleri haline gelmiş, buralarda seks partileri verilmiş,
evlerin güvenliği teşkilat dışından kadınların getirilmesi nedeniyle tehlikeye
düşmüştür. Görevli olarak yurt dışına kısa sureli çıkan müdür ve başkanlar,
beraberinde götüreceği personel seçiminde, gönül eğlendirme on plana çıkmıştır.
10- 4 Şubat 2002 tarihinde olan son olayda artık bu sıkıntıların doruk noktası
olmuştur. Müsteşar yardımcısı Cevat Beyin özel kalemi olan ve eski Müsteşar
yardımcısı Miktad Alpay beyin yeğeni olan M. adlı şahıs önce sekreterini
tabancasıyla öldürmüş, arkasından kendisi intihar etmiştir. Teşkilatın örtülü
ödenek kasasının takibini yapan M. Bey ile sekreter bayanın arasında meydana
gelen problemden Cevat Beyin ve Müsteşarımızın haberi olmasına rağmen, bu sorunu
kendi aralarında çözmelerini istemiş dışarıya sızmamasını emretmiştir. Bu kadar
önemli bir makamda böyle bir problemin varlığı bilindiği halde nasıl olurda
ilgili şahısların aynı görevde devam ettirilmiş olması enteresandır.
11- Bütün bunlara rağmen sayın müsteşarımız, hiç bir şey yokmuş gibi yaşamını
devam ettirebilmektedir. İstanbul Bölge başkanlığına tahsis edilmiş Kanlıca da
bulunan devlete ait bir villayı bir talimatnameyle alarak, müsteşarlık makamına
tahsis etmiştir. Tabii buna en çok sevinende Sayın müsteşarın eşi İnci Hanım
olmuştur. Bu villaya yapılan tadilat ve tefrişat masrafı tam 800 milyarı
bulmuştur. Teşkilat personelinin, islerini daha iyi yapabilmek için istedikleri
cüzi paralar kriz nedeniyle geri çevrilirken, bir dönem oturduğumuz koltuklar ve
makam, tarihi özellik taşırken, diğer servislerin kullandığı teknik cihazları
MİT mensupları sadece filmlerde görürken, binalarımız tamamen dökülürken,
emniyet ve diğer güvenlik güçlerimizin yaptığı operasyonları sadece basından
takip eder duruma gelmişken, müsteşarımızın yaptığı bu kadar büyük ve gereksiz
harcama herkesi şaşkına çevirip çileden çıkarmıştır. Hatta sayın İnci Hanımın
İstanbul'a geldiğinde kullanabilmesi için yine bölgenin değişik amaçlarla
kullandığı 2 Jeep hanfendiye (teşkilattaki kullanımı ile) tahsis edilmiştir.
Bölgelerin yapacağı önemli faaliyetlerin sekteye uğraması veya tamamen ortadan
kalkması, sayın Atasagun için hiç önemli görülmemiştir.
İnci Hanımın genel durumu da içler acısıdır. Aşırı alkole olan bağımlılığı,
kumara olan düşkünlüğü, Hanfendinin küçük köpekleri için bir devlet memurunun
görevlendirilmesi, havuza köpeği ile girdikten sonra havuzun suyunun
değiştirilmesi teklifi karşısında –benim köpeğim buradaki herkesten daha
temizdir- sözü başka bir şey anlatmaya sanırım gereksinim bırakmaz.
12- Teşkilat bünyesinde toplanan ve personelin ihtiyaçları anında kullanılma
amacına yönelik paralar, yaklaşık 4 trilyon TL, Müsteşar ekibi tarafından yok
edilmiştir. Hatta intihar hadisesi sonrası, ilgili şahsın piyasaya olan
borçlarının kapanması için, personelden başka amaçlar adı altında para toplanmak
istenmiş, personelin gerçeği öğrenmesi ile birlikte büyük problemler
yaşanmıştır.
13- İstanbul Pendik-D. mevkiinde bulunan bir arsa, (personelin güvenliği gereği
ada-pafta bilgilerinin detayını vermek istemiyorum) müsteşarın bilgisi
dahilinde, çok uygun alınarak kooperatif binalar yapılmış, daire başına 7 500
000 000 (Yedi Milyar Beş Yüz Milyon) TL ödenerek sahip olunmuştur. Bu dairelere,
başkan ve müdürler yakın akrabalarını da katarak 3-5 daire sahibi olmuşlardır.
Bu kadar ucuz maliyetle yapılan bu evler, bütün bölgelerde MİT gücünü kullanarak
ucuz arsa kapatılması furyası başlatmış, Sayın Müsteşar ve ekibi gayrı mülk
zenginleri haline gelmiştir.
14- Oyakbank eski genel müdürü olan Coşkun Ulusoy ve bir siyasi partinin halen
başkanı olan birisi ile üvey akrabalıkları olduğu bilinen, İstanbul’un yeraltı
kesimiyle karanlık irtibatları olan bir başkanımız Sayın Atasagun ile beraber
hareket ederek, illegal operasyonlar planlayıp icra etmişlerdir. Hatta faili
meçhul cinayetlerin dahi bu ikili tarafından yapılarak, baraj inşaatları adeta
bu ekibin mezar arazisi haline getirilmiştir. Bu operasyonların içerik ve
işlenişi hep sır olarak, ne yazık ki hafızalarda kalacaktır. Yakın dönemde olan
bu cinayetlerin açığa çıkartılması isteniyorsa, bu şahıs veya şahısların
hayatları –yaptıkları irdelenerek ancak açığa çıkartılabilir.
15- Teşkilata personel alımı da ayrı bir araştırma konusudur. Başkanların,
özellikle müsteşara yakın ekibin çocukları için, teşkilata personel olarak girme
çok kolaydır. Mezun oldukları yüksek okulları hep bursla kazanmış olmasına
rağmen, girişlerde aranan yabancı dilden başarı bu başkan çocuklarında
bulunmamasına rağmen, ne yazık ki teşkilata sınav sonucu giren personelin % 50
i, Şenkal Beyin başkanlığı döneminde hep başkan akrabalarından olmuştur. Kalan %
30 ise, muhakkak teşkilatta bir şekilde tanıdık bularak veya bir üst rütbeli
subayın referansıyla girebilmektedir. Özetle Sayın Atasagun'a yakın olan MİT
personelinin çocuklarının, teşkilata, özellikleri-mezun olduğu okulu-yabancı dil
veya dilleri bilmesi ile girmek mümkün görünmemektedir. Ne yazık ki,
teşkilatımızın geleceği getirilen askerlik şartı nedeniyle bir yere girememiş,
en son yaşı gereği bari bu konuma gireyim diyen başkan çocuklarına emanet edilir
hale gelmiştir.
16- Teşkilat çalışanlar için yapılan güvenlik tahkikatında ne kadar hassas
olunduğu muhakkaktır. Aynı hassasiyetin, teşkilat içinde iş yapacak özel
şirketlere de uygulanması da elzemdir.
İstihbarat servislerinde, temizlik işlerini yapacak personel, şubelerde
rahatlıkla hareket ederek iş yaptıklarından dolayı bu şahısların konumları çok
önemlidir. Temizlik firması çalışanları, MİT personeliyle karşılaşma yoğunluğu
olması nedeniyle, rahatlıkla dışarıya bu personelin durumları hakkında,
binaların yerleşik düzeni hakkında ve en önemlisi zaman içinde bazı gizli
bilgilere rastlantı veya özel gayretleriyle ulaşmaları mümkün olmasına rağmen,
sırf eski başkanlarımızdan olan Nuri Gündeşin olduğu bilinen bir temizlik
firmasına, bütün temizlik işleri ihale edilmiştir. Müdürünün bile kullandığı
aracın Hummer Jeep olduğunu söylenirse, yapılan iş karşılığı yapılan ödemenin ne
denli büyük olduğu görülebilir. Bu şahısların sözleşmeli olarak personel olması
söz konusu iken, dışardan bu işi bir temizlik şirketine yaptırmanın mantığını
anlamak oldukça zordur. Bunun bir izahı bulunsa bile, bu şirketin güvenlik
tahkikatındaki seçiciliğin özenli olması muhakkaktır. Ne yazık ki, son dönemde
bölge başkanlıklarının, riyasetin temizlik işleri için seçilen şirkette ve
çalışanlar hakkında değişik şaibeler bulunmasına rağmen, bu şirkette karar
kılınması, akıllara “acaba sayın müsteşar ve ekibinin bu firmayla olan bağı
nedir” diye soru gelmektedir.
Yukarıda anlattığım olaylar, Sayın Müsteşarın, teşkilatı bitirme adına
yaptıklarının sadece bir kesiti hakkında bilgi verebilir. Geçmişte yaşadığımız
bütün olaylar kaleme alınması halinde, problemin büyüklüğünün birkaç kat daha
büyük olduğu görülecektir.
Denetimsiz olan ve elinde mutlaka yakın bir güç bulunduran kişilerin ya da
kurumların dejenere olması gibi, Milli İstihbarat Teşkilatı da, Sayın
Atasagun'un yaptıkları sayesinde dejenere olmuş, ihtirasları için, siyasi
çıkarları için, adeta kontrespiyonaj büyük bir operasyon düzenleyerek, üzülerek
söylemek gerekirse başka servislerin çalışanı gibi hareket ederek, MİT adeta
başka ülkelerin hesabına işler hale gelmiştir.
Bütün bu sorunların önüne geçmek için, öncelikle teşkilatı bilinçli olarak bu
hale getiren bu düşünce sahibinin değiştirilmesi ve yerine gönlünde Türkiye
sevgisi taşıyan, çağın koşullarını bilen, personel yönetiminden anlayan, güçlü
iradeli bir yöneticinin getirilmesi çözüm önerimin birinci aşamasıdır. Sonrası
ise dışarıdan bir denetim organı aracılığıyla denetlenmesidir.
Saygılarımla
Not: Bu bilgilerin halkımız tarafından bilinmesi ve teşkilatın idaresinin
değişmesi temel amacımdır. Bu durumda konumumun sıkıntıya girmesi söz konusu
olsa bile emekli olmuş birisi olarak ilgili insanlardan bu şekilde hesaplaşarak
daha rahat uyumak istiyorum. Şimdiden yaptıklarınız ve yapacaklarınız için
teşekkür ederim.”
Eski bir MİT görevlisi"