DUDAYEV'I ATASAGUN MU OLDURTTU?
http://www.yesil.org/dudayev.htm den alinmadir.


DUDAYEV'İ ATASAGUN ÖLDÜRTTÜ
Çeçen Direnişi’nin sembol ismi Cehar Dudayev’in refuze edilmesi gerektiği
konusunda ABD-Rus ve Türk istihbarat servisinin Rus hayranı isimleri anlaşınca
ABD’den getirtilen NEC marka uydu telefonu bir şekilde çeçen liderine
ulaştırılmalıydı. Bunun için hiçbir şeyden habersiz bir budala müstakbel
Başbakan kullanıldı: Erbakan. Çeçen lidere İmmarsat-M uydu telefonu armağan
ederken, kurulan kumpastan habersizdi. Uzaktan olayı kontrol içinde izleyen
kontr/espiyonaj uzmanı Atasagun’dan başka Türkiye’nin de ortağı olduğu bu uydu
sisteminin 100 metre hata ile koordinat verdiğini bilen yoktu.
MİT Müsteşarı Şankal Atasagun 28 Kasım 2000 tarihinde yanına yardımcısı Miktad
Alpay’ı alarak (kendisi daha sonra Siyah kod isimli bir ajan-gazeteci ile de
anılacaktır) Sabah, Hürriyet, Milliyet ve Star gazetelerinin Ankara
temsilcileriyle yemekli toplantı yaptı. Toplantıda yardımcıyla birlikte söz
birliği etmişçesine aynı şeyleri söyleyen müsteşar, kısaca şu vurguları yaptı:
‘özellikle Silahlı Kuvvetler büyük gayret gösteriyor. Ama zaman da kaybediliyor.
Adam (öcalan) iki senedir burada. Ama yapılmış olması gerekenlerin çoğu hala
yapılamadı.’’ Atasagun, bu noktada, ‘‘Hatalarımızının nedenlerini hep dışarıda,
başkalarında aramak alışkanlığımızdan artık vazgeçmeliyiz. Hatalarımızın
nedenlerini biraz da kendimizde aramalıyız’’ der. Daha sonra Hürriyet Ankara
temsilcisi Sedat Ergin’ in bile hayretini mücib ettiren bu cümlelere şunları
ekleyen Atasagun; “Bu öncelikle hükümetin alacağı bir karar. PKK çizgisindeki
Medya-TV Güneydoğu'da çok rahat seyrediliyor. Olayları kendi açılarından
aktarıyorlar, bir sürü yalan söylüyorlar. Herkes de çanaklar üzerinden bu
yayınları izliyor.” Diyerek Kürtçe TV ye ‘yeşil ışık’ yakıyordu.
Aslında müsteşarın bu 4 gazetenin yazarını davet edip, ülkeyi sarsacak
açıklamalar yaptığı tarihp çok önemli. Kasım Ayı MGK toplantısının hemen öncesi.
O günkü MGK toplantısında müsteşarın bahsini ettiği hiç bir konu ön planda
değilken, 29 kasım 200 çarşamba günkü Dışişleri Bakanlığı Enformasyon Dairesi
Başkanlığı tarafından yapılan olağan basın bültenindeki şu cümleler çarpıcıydı:
“Gözler bugünkü MGK toplantısında MİT Müsteşarı Atasagun'un Kürtçe TV ve eğitim
yapılmasını isteyen sözlerden sonra gözler bugün MGK'nın, Kasım ayı olağan
toplantısına çevrildi. Toplantının gündeminde Kıbrıs, AB ile ilişkiler ve af
konusu olmasına karşın, Atasagun'un açıklamaları ön plana geçti. üst düzey
askeri bir kaynak, "Kürt dili ile eğitim ve TV yayınlarının uygulamaya konulması
pratikte mümkün değildir. Bu "Eğitim Birliği Yasası" ile de bağdaşmaz" diye
konuştu.”
Görüldüğü gibi Atasagun ve yardımcısı bir taraftan başta MHP olmak üzere
iktidarı sinirlendirmiş, diğer yandan askerleri zor durumda bırakan
açıklamaları, MGK öncesi manşetlere taşımayı başarmışlardı.”
Batı basını ise Müsteşarın önce Genelkurmay adına konuşup, bir gün içinde
düzeltme yaptığı görüşleri düzeltmeyi hiç dikkate almayarak verdi.
Reuters ve Associated Press Haber Ajansları, International Herald Tribune,
Washington Post, New York Times, Guardian gibi gazeteler, müsteşar haberine
geniş yer verdi. ABD ve İngiliz basını Müsteşarı destekleyen geniş haberlere yer
verirken Alman basını bu konuda kısa haberlerle yetindi.
Reuters, açıklamayı abonelerine "Alışılmadık bir brifing" vurgusuyla duyurdu.
Reuters'in haberi şöyle: "üç parti koalisyon hükümetinde zaten gerilim yaratmış
olan bir konuda yapılacak liberal yorumların sert tartışmalara yol açmasına
kesin gözüyle bakılıyor. MHP üyesi olan Savunma Bakanı Sabahattin çakmakoğlu'nun
ilk tepkisi soğuk oldu. çakmakoğlu muhabirlere ?Bu görüşler MİT müsteşarının
kişisel görüşleri olabilir ama devlet için bağlayıcı olduğunu sanmıyorum' dedi.
1960'tan beri üç defa hükümet devirmiş olan güçlü ordu, Türkiye'deki 12 milyon
Kürde tavizler verilmesine, bu türden hareketlerin ülkenin parçalanmasına yol
açacağı korkusundan dolayı, kesinlikel karşı."
Haberde ayrıca, MİT, "açık görüşlü" olarak övüldü ve "MİT, ülkede güçlü bir
kuvvet. MİT aynı zamanda geleneksel olarak gizlilikten yana ve tutucu olmasına
rağmen son aylarda daha açık bir görüntü ouşturmak için bazı adımlar attı"
dendi.
Şenkal Atasagun'un Genelkurmay adına konuşup sonradan bu ifadeyi düzeltmesine
yer vermeyen Reuters, bu ayrılığa, Oktay Ekşi'nin yorumuna gönderme yaparak
değindi: "Milliyet, Atasagun'un Kürtçe yayın konusunda ordunun da kendi
görüşlerini paylaştığını söylediğini yazdı. Ama Oktay Ekşi, Atasagun'un
değerlendirmelerini eleştirdi ve Genelkurmay'ın bu husustaki itirazlarının
bilindiğini söyledi."
TARTIŞMA DIŞI REFORM ÖNERİLERİ
Associated Press haber ajansı ise, Atasagun'un, Abdullah öcalan hakkındaki,
"asılmamasını istedik", "Kürtleri kazanmak için kendi dillerinde ulaşmak
zorundayız" gibi görüşlerine özetledikten sonra, Başbakan Bülent Ecevit'in
desteğine geniş ver yerdi. Ecevit'in Atasagun'la aynı doğrultudaki açıklamaları
ardından ise, Avrupa Birliği'nin de Türkiye'nin üyeliği için aynı koşulları
istediğine dikkat çekildi.
Guardian gazetesinde Chris Morris imzasıyla çıkan yorumun konusu da MİT
müsteşarının açıklamasıydı. üstelik Morris, 29 Kasım tarihli yazısında,
müsteşar-genelkurmay ayrılığını dile getirdi, ancak onun da kalemi, Atasagun'un
düzeltmesini vermeye yetmedi. Yazıdaki ilgili bölüm şöyle:
"Casus şefinin, ordunun da kendisiyle aynı görüşleri paylaştığını söylediği
yazıldı, fakat önde gelen generallerdennn Kürterin kültürel taleplerinin
karşılanması yönünde destek veren herhangi bir resmi açıklama hiçbir zaman
yapılmadı. Askeriye, PKK'ya tavize benzer herhangi birşeye karşı koyacağını
açıkça belirtti."
Guardian yazarı, müsteşarın çıkışını ise şöyle değerlendirmiş: "Türkiye ile
Avrupa arasındaki ilişkilere hiçbir zaman kolay olmayacak, ama son zamanlara
kadar tümüyle tartışma dışı olan reform önerileri hakkında gerçek bir tartışma
sürüyor."
MGK’DAN BEKLENEN REFLEKS
MGK sanki Atasagun’un istediği kıvama gelmişçesine zehir zemberek bir açıklama
ile Batı dünyasını uyardı. Uluslararası çevrelerde MGK’nın bu açıklaması,
Türkiye’nin AB ile arasındaki uçurumu biraz daha derinleştirmesi olarak
değerlendirildi. MİT müsteşarı ve yardımcısı, Türkiye’nin rotasında çok ciddi
bir darbeye sebebiyet vermişti.
Şenkal Atasagun’un bu çarpıcı açıklamaları yaptığı günlerde MGK’nın yapılacak
toplantısı kadar çarpıcı başkaca bazı tesadüfler daha vardı..
Mesela…
Mesela; aynı günlerde, yani MİT müsteşarı ve yardımcısının ‘Apo’yu artık asmamız
gerekmiyor, besleyerek, örgütünü bölelim’ dediği günlerde, Aptullah öcalan’ın
uçuş rotasını çizen CIA’nın ortadoğu masası şefi David Adolph Korn da
Türkiye’deydi. Medya ‘Apo asılsın-asılmasın, Kürtçe TV olsun-olmasın
tartışmasını yaparken Korn, 30 kasım akşamı saat 22.30’da Ankara Expresi’nin 1.
vagonu 11 numarasında Ankara’ya doğru yola çıkmıştı..
Korn’un bir özelliği Apo’nun özellikle Beka’dan Rusya’ya, oradan İtalya ve
nihayet yakalandığı noktaya kadar olan tüm uçuş rotasını çizen kişi olmasıydı.
Ve malum olduğu üzere, Atasagun ve ekibe de Apo’yu yakalayarak tarihe geçen ekip
olarak tarihe geçtiler..
İlginç olan bir başka ayrıntı ise, Apo’nun asılmasını siyaseten çok isteyen MHP
Lideri’ni ikna için Ocak ayının ilk günlerinde başbakanlık konutunun
merdivenlerinde yine önemli bir isim görülecekti: Şenkal Atasagun!!!
Atasagun ne demişti gazetecilere: “Apo’yu getiren de biziz, astırmayan da!!!”
ANILAR…ANILAR…
Şimdi isterseniz elimize bir kitap alıp beraber okumaya başlayalım. Kitabın ismi
Siluetini Sevdiğimin memleketi. Yazarı Faruk Bildirici. İşte size bir pasaj:
“öcalan, binanın önüne yerleştirilen Mercedes minibüsteki C-4 patladığı sırada
telefonla konuşuyordu. Telefon konuşması da MİT'in Yenimahalle'deki merkezinden
dinleniyordu. Patlamadan sonra telefon konuşması kesildi.
MİT'te kısa süreli bir sevinç yaşandı.
Fakat zafer havası uzun sürmedi, çünkü patlamanın şaşkınlığını atlatan öcalan
yeniden konuşmaya başlamıştı. öcalan'ın kurtulmasının nedeni, üç tarafı çelikle
kaplı minibüsün gereğinden daha uzağa ve yanlış açıyla park edilmesiydi….”
Bu operasyon 6 Mayıs 1996 yılında Apo'ya karşı Şam'da gerçekleştirilen bir
operasyon... Düzenleyen ise kahramanımız Atasagun. Belki size başarısız gibi
görülen bir operasyon gibi gelebilir ama, tarih tozlu yapraklarını üst üste
dizdiği zaman puzzle’ın parçaları birleşince, neden bilinerek ıskalandığını
annlamakta gecikmiyoruz. Bu konunun ilgililerine editorunuz soruyor:
Apo bomba patlarken acaba kiminle konuşuyordu?
Sizce kiminle telefonla konuşmaya dalmıştı ki, araç dolusu C-4’ün patlaması bile
onu yerinden kımıldatmadı. Neydi bu suikasti olağan gösteren şey?
Daha sonra MİT’ten yetiştirilen gazetecilere yazdırılacak kitaplarda (BKZ Tuncay
özkan’ın Operasyon isimli kitabı) bu tür ayrıntılar unutulacaktı!
Apo’ya karşı bu kadar merhametli olan bir MİT müsteşarı başka birilerine ,
mesela çeçen lidere karşı daha farklı hisler besliyor.
Nasıl mı?
Anlatalım da inanmayın:
önce yine bir ayrıntı:
Tarih 4 haziran 20001. Hürriyet’in washington muhabiri Kasım Cindemir “Müthiş
İtiraflar” başlığıyla tam olarak “manipülatif” bir habere imza atarak kafkas
Vakfı’nı bile inandıracak düzmece safsatalar zinciri hazırladı. Bu istihbarat
örgütlerinin yıllardan beri kullandığı bildik bir dezenformasyondan başka bir
şey değildi. Zeka düzeyi düşük bu yanıltmacayı hemen ortaya çıkarmak isteriz.
önce Kasım’ın haberini okuyalım: “ABD'nin süper gizli servisi NSA'nın dinleme
faaliyetlerini Hürriyet'e anlatan eski ajan Wayne Madsen'e göre çeçen lider
Cahar Dudayev'in nerede olduğunu da NSA'nın tespit ettiğini söyledi ve hatta
bulunduğu yerin koordinatlarının ABD tarafından Moskova'ya verildiğini söyledi.
Madsen, Dudayev'in öldürülmesinde NSA'nın üstlendiği rolü şöyle anlattı:
‘Dudayev Refah Partisi’nin verdiği uydu telefonu kullanıyordu. NSA yerini ve
koordinatlarını belirledi ve Başkan Clinton'a bildirdi. Bill Clinton, Moskova'da
idi. Boris Yeltsin'in yeniden seçilmesini istiyordu. çeçen lider Cahar
Dudayev'in yerini ve koordinatlarını Yeltsin'e bildirdi. Ruslar, Dudayev'i hemen
öldürdü. Boris Yeltsin de Clinton da yeniden seçildi. Aslında, Başkan Clinton'ın
yaptığı yasalara aykırıdır”
Aklı başında her dünyalı, bu satırlardaki bilgisizliği ve cahilliği
anlayabilir..
En iyisi biz yengeç metodu takip ederek, tersten okuyarak gerçeği arayalım..
HEDİYELER VE RUS AŞKI
Rus gizli servisleri, çeçen direnişinin içine sızmakta çok zarlanıyorlardı.
çeçenler bir tek ülkeye peşin bir içtenlik ve güven ile bağlıydılar: Türkiye!
üstelik iktidarda çeçen direnişini koşulsuz destekeyen bir hükümet vardı:
Refahyol.
Rusya, çeçen direnişi hakkındaki sınırlı istihbari kaynaklarını ancak Türk
istihbaratı içindeki gönül dostlarıyla çoğaltabiliyordu. Bunun için de
gençliğinde “Sovyet Masası” bölümünde çalışmış üst rütbeli istihbarıtçılara sık
sık müracaat ediyordu.
çeçen Direnişi’nin sembol ismi Cehar Dudayev’in refuze edilmesi gerektiği
konusunda ABD-Rus ve Türk istihbarat servisinin Rus hayranı isimleri anlaşınca
ABD’den getirtilen NEC marka uydu telefonu bir şekilde çeçen liderine
ulaştırılmalıydı. Bunun için hiçbir şeyden habersiz bir budala Başbakan
kullanıldı: Erbakan. Türk Başbakanı çeçen lidere İmmarsat-M uydu telefonu
armağan ederken, kurulan kumpastan habersizdi. Uzaktan olayı kontrol içinde
izleyen kontr/espiyonaj uzmanı Atasagun’dan başka Türkiye’nin de ortağı olduğu
bu uydu sisteminin 100 metre hata ile koordinat verdiğini bilen yoktu. MİT’in
Türk istihbaratına, buradan da Türk Başbakanı’na ulaştırdığı uydu telefon
muhataba verildikten sonra aktif hale geçince, Marryland Eyaleti’ndeki Signet
super Computer merkezine akan bilgilerle Cehar Dudayev’in 24 saat izlenme süreci
başladı. Aynı anda Aptullah öcalan’da da kullanılmıştı bu sistem. Nitekim
ABD'nin süper gizli servisi NSA'nın dinleme faaliyetlerini yürüten eski ajan
Wayne Madsen'e göre Abdullah öcalan'ın ‘çok geveze ve aptal’ olduğu için
kendisini ele vermişti.
PKK'nın başının, Suriye'den çıktıktan sonra Kenya'da yakalanıncaya kadar NSA
tarafından izlendiğini söyleyen Madsen, ‘öcalan, çok geveze biri, cep
telefonundan konuşmadan edemezdi ve biz de nerede olduğunu hemen belirlerdik.
Rusya’dan başlayarak, Korfu Adası dahil her noktada dinledik. öcalan'ın
izlenmesinde İsrail'in de katkısı oldu. öcalan, çok aptalca davrandı.
Dinleneceğini bilmesi gerekirdi' demişti hürriyet muhabirine.
Nitekim Dudayev’in öldürülmesinden hemen sonra 6 mayıs 1996 tarihinde öcalan’a
da benzer bir suikast –neredeyse karbon kağıdıyla türetilmiş gibi- düzenlenecek
ve bizzat Atasagun tarafından bu operasyon gazeteci Faruk Bildirici’ye
anlatılacaktı!
National Security Agency Dudayev’in günlük harekatını raporlar halinde CIA’ye
bilidiriyordu. CIA bu bilgileri rutin bir şyekilde MIT’e, MIT’ten Sovyet
sempatizanları vasıtasıyla KGB’ye ulaştırılıyordu. Tarih 21 Nisan 1996’yı
gösterdiği gün Atasagun KGB ile operasyon hazırlıkları üzerinde mutabakata
vardı. Bunun için tek şey gerekiyordu, uyduya sürekli sinyal gönderilmesi için
Dudayev’in telefonunun sürekli meşgul edilmesi. Bu görevi de üst düzey bir
ishibarat görevlisi üstlendi.Sonrası ise haber ajanslarına şöyle düştü: “Cevher
Dudayev'in 21 Nisan'da Gekhi-su koyu yakinlarinda ugradigi bir fuze saldirisinda
sehit edildigi iddia edildi. Rus haber ajansi Tass, Moskova ile gecen yil
yapilan baris gorusmelerinde Cecen heyetinin baskani olan Haci Ahmet
Yerinhanov'a dayandirarak verdigi haberde Dudayev'in olduruldugu one suruldu.
Ancak Rus federal servisi Dudayev'in olduruldugunun henuz dogrulanmadigini
acikladi. Tass, Dudayev'in cesedinin Cecenistan'in baskenti Grozni'ye 30 km
uzakliktaki bir koyde bulundugunu duyurdu. Yerinhanov "Dudayev oldu. Bundan hic
suphe yok. Dudayev yaninda bulunan cok sayida yakin arkadaslariyla birlikte
olduruldu" seklinde konustu. Dudayev'in yardimcilarindan Duglaha Ibrahimov'un da
ayni saldirida oldugu iddia edildi. Interfaks ise, Tass'in haberini yalanlayarak
Dudayev'in olmedigini duyurdu. Interfaks, Dudayev'in sekreteri Sainudi
Khasanov'a dayandirarak verdigi haberde Dudayev'in hayatta oldugunu ve normal
calismasini surdurdugunu acikladi.”
Ve uluslararasi bir haber ajansından: “Dudayev'in, Gekhi-cu Koyu'nde, bir
telefon baglantisi icin bulundugu ve bu sirada öldürüldüğü one suruldu.
Itar-Tass'in haberine gore, beraberindekilerle birlikte, gecen pazar gunu, savci
Muhammed Caniyev'in evine gelen Dudayev, telefon gorusmesi icin baska bir binaya
gecmek uzere, buradan cikti. Ancak o anda baslayan fuze saldirisinda agir
yaralanan Dudayev, ayni gece öldu. Itar-Tass ajansi bir gorgu taniginin, fuze
saldirisi sirasinda, Dudayev'in kaldigi evde uc ceset bulundugunu, bunlardan
birinin de "Moskova'dan gelen ust duzey bir yetkiliye" ait oldugunu kaydetti.
Yetkilinin Dudayev'le gorusme yapmak uzere orada bulunan bir Rus olabilecegi
ifade ediliyor. Ote yandan, Gekhi-cu koyunun uzerinde halen Rus ucaklarinin
uctugu belirtiliyor.”
öykümüz işte bu… liseyi bile “çift dikiş” zar-zor bitiren bir görevlinin,
makamları tırmanmak için, tehlikeli ilişkilere girmesinin ardından, nasıl
uluslararası bir oyuncağa dönüştüğünün çarpıcı,. Sarsıcı hiyayesi. Devamı da var
elbette. Bugün Orta Asya topraklarında Rus istihbarat şebekeleriyle can-ciğer
kuzu sarması öyküleri..
Anlatalım mı?

DUDAYEV'I ATASAGUN OLDURMEDI
Dudayev'in oldurulmesi Atasagun'la ilgisi yok! Turk ordusu perinceklere kaldiysa yaziklar olsun!