BUYUKTURAN PARTISI BASKANI HAKKI DEDELER "TEKRAR CUMA GUNLERI TATIL OLSUN!"
 

Atatürk attığı bir çok imza ve aldığı bazı kararlar sonrasında  kahrolmuş, yıkılmış ve isyan etmiştir. Şimdi içimizdeki kanı bozukların, Atatürk’ün kahrola, ola attığı imzalara araştırmadan, bilerek veya bilmeyerek; bizi sürüklemeleri ayan ve beyan manidardır..

AB ilk dayatmasını

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'e yaptı:

"Müslümanların Mubarek saydığı Cuma gününü tatil olmaktan çıkartıp, Hıristiyanlığın kutsal günü olan Pazar gününü tatil yapacaksınız!"

GAZİ PAŞAMIZ’A AB ÜLKELERİ NASIL KAHPELİK YAPTILAR BUYURUN OKUYUN

Hakkı DEDELER

Tekrar ediyorum, aleyhimizde serdedilen mütaleat yanlıştır. Bu hakikat tarihen ve mantıken sabittir. Bu hususu yalnız garba değil, hatta vatandaşlarımıza da ehemmiyetli bir surette ihtar etmek lüzumunu hissediyorum. Çünkü nadirattan olmakla beraber teessüfle işitiyoruz ki; milletin tarihini okumamış veya hissi milliden mahrum kalmış olması lâzım gelen bazı şahıslar, ecnebilerin aleyhimizde serdettikleri ithamatı reddetmekten başka vatanlarını, milletlerini kabahatli göstermekten çekinmiyorlar. Hâla bugün, sultani mektebinin salonlarını aleyhimizde konferans verdirmek için ecnebilere küşade bulunduranlar var, bu gibilere lânet!” olsun

İçimizdeki satılmış, milletin tarihini bilmeyen, veya milli hislerden mahrum kalmış olası kimselerin, ihtilaller neticesinde, ülkemizin kaldırım taşlarına yerleştirilmiş olması, bizleri haklı olarak yazarken ürkütmektedir. Bilhassa benim şahsıma karşı, yapılan resmi makamlardaki densizlerin kurdukları komplolar karşısında, Allah’tan başka hiçbir güvencem olmadığını bir kez daha idrak etmiş bulunuyorum. Yani, eğer bu yazıyı yazıyorsam, hala ellerime kelepçe takılmamışsa; O karanlık alçakların izin verdiği müddete kadar, ipim çekilene kadar yazacağım ve özgür kalacağım ayan ve beyan ortadadır. İstedikleri zaman benim ipimi en aşağılayıcı, en madara edici bir şekilde iftira ve komplolarla gerçekleştireceklerdir. Bunu yaparken de, benim vatanım ve milletim için şehit düşecek kadar Milliyetçi, ülkücü, Büyük Turan Sevdalısı olmamın gerekçelerini kara kutularda gizleyeceklerdir. Bu yazımı onlarca yerli ve yabancı istihbarat elemanının okuduğunu, bir o kadar da içimizdeki kanı bozukların son noktasına kadar arşivlerinde sakladıklarını biliyorum. Bu güne kadar hiçbir yazımı belgesiz yazmadım. Belgesiz konuşana ve yazana ‘şarlatan’  diyorlar değil mi?.. İçimizdeki bir takım kanı bozuklar ve CHP’nin bugünkü kurmay takımı, Atatürk’ün attığı her imzaya sahip çıkmamızı istiyorlar. Necip Milletimizin inançlarına Amerikanın ve AB ülkelerinin gem vurmasını bile Atatürk’e mal eden soyu bozukların zaman ve mekan, ‘deve bir akçe olmaz, bin akçe satın al’  kıssaları konusunda cahil ve cühela olduklarını görüyoruz. Atatürk’ü sevmek, Atatürk’e sevdalanmak, ancak O’nu okuyup, O’nun hislerini kavramakla olur. Atatürk attığı bir çok imzada kahrolmuş, yıkılmış ve isyan etmiştir. Şimdi içimizdeki kanı bozukların, Atatürk’ün kahrola, ola attığı imzalara bizi sürüklemeleri ayan ve beyan manidardır..

Evet, Sevres’ten Lozan’a Gazi Paşamızın geçmesi kolay olmamıştır.  Bugün de AB görüşmelerinden sonra, Misak-ı Milli hudutlarını muhafaza etmemiz kolay olmayacaktır.

3 İngiliz’den, Amerikalıdan veya bir başka AB ülkesi vatandaşından 2 tanesi öz babasını tanımamaktadır. Eve erkek arkadaşını getirip, kocasıyla tanıştıran AB’li veya Amerikalı kadının doğurduğu soysuz çocuklardan, İngiliz kahpelerinden mertlik ve dürüstlük beklemek, bizi onların bu zelil kültürlerine ortak etmeye çalışan nesepsizlerimizden bizi layıkıyla yönetmelerini beklemek gaflet ve delaletten ibarettir. Bugün Mehmetçiğimiz Doğu ve Güneydoğumuzda 3-5 bin çapulcuyla değil, Amerikalı ve AB’li kancık ananın doğurduğu veledizinalarla savaş vermektedir. Bu da yetmez; içimizdeki kanı bozukların payı daha da büyüktür. Toprağa şehit verdiğimiz her Mehmedimizin kanından içimizdeki nesebi tayip olmayan nesepsizler de sorumludur.

AB görüşmeleri Sevres’ten Lozan’a geçerken başlatılmış ve bu güne gelinmiştir. Biz hiçbir AB görüşmesini asilkan.org olarak gündeme getirmedik. Bundan sonra da getirmeyeceğiz. Zira; bizi AB rüyalarıyla aldatanlar inanın bu Necip Milletin kanını taşımıyorlar. AB görüşmelerinin tarihi bellidir. İlk Görüşmeler Gazi Paşamız tarafından mecburiyet karşısında yapılmaya başlanmıştır. Gazi Paşamız da tavizler vermek zorunda kalmış ve fazla dayanamayıp kahrıdan ölmüş veya öldürülmüştür. Belge mi istiyorsunuz?

Alın size en sahih belge: 31 Kânunuevvel 1919 Harbiye Nazırı Cemal Nutuk Vesika 220

Gazi Mustafa Kemal Atatürk Heyet-i Temsiliye zamanında, Ankara’ya ilk teşriflerinde memleketimizin eşref ve mütehayyizanına irat buyurdukları nutkun suretinden kısa bir bölümü sizlere aktarıyorum. Gerektiği zamanlarda bu nutkun başından ve sonundan da alıntıları sizlere aktaracağım. Hakkı DEDELER  

“….Halbuki bu mütaleat bizim hakkımızda kat’iyyen gayrivarittir. Her ikisi de mahzı iftiradır. Milletimizin kabiliyetsiz olmadığı tarihten ve mantıktan sabittir. Bunun delilini yine ecanibin kendi muamelelerinde bulabiliriz. Avrupa Devletleri mütarekeden evvel ve mütareke anında mütarekename ile, “kendi hududu millisi dahilinde lâyık Türkiye’yi kabul etmişlerdir” aradan bir sene geçmeden nasıl oluyor da bir millet zalim ve kabiliyetsiz oluyor. Ve bundan dolayı hakkı hayattan mahrum edilmek isteniyor. Avrupa devletleri milletimizi evvelce bilmiyorlar mıydı? Wilson Prensiplerini kabul ve mütarekenameyi imza ettikleri zaman altı asırlık bir milletin mahiyeti, kabiliyeti hakkındaki malımatları noksandı da bir iki ay zarfında mı ikmal ettiler? Hakkımızda tatbik edecekleri kararları bilmiyorlardı da sonra mı hatırlarına geldi?

Halbuki düşününüz Efendiler! Milletimiz ufak bir aşiretten; anavatanda müstakil bir devlet tesis ettikten başka garp âlemine, düşamn içine girdi ve  orada azim müşkülat içinde bir imparatorluk vücuda getirdi. Ve bunu, bu imparatorluğa altı yüz seneden beri kemali şevket ve azametle idame eyledi. Buna muvaffak olan bir millet elbette âli hasaisi siyasiye ve idareye maliktir. Böyle bir vaziyet yalnız kılıç kuvvetiyle vücuda gelemezdi. Cihanın malımudur ki Devleti Osmaniye pek vâsi olan ülkesinde bir hududundan diğer hududuna ordusunu sürati fevkalâde ile ve tamamen mücehhez olarak naklederdi. Ve bu orduyu aylarca ve belki de senelerce hüsnü iaşe ve idare ederdi. Böyle bir hareket yalnız ordu teşkilatının değil, bütün şuabatı idariyenin fevkalâde mükemmeliyetine ve kendilerinin kabiliyeti olduğuna delâlet eder.

Milletimizin zalim olması meselesine gelince, bu da sırf iftiradan, mahzı kizipten ibarettir.

Efendiler, hiçbir millet, milletimizden ziyade ecnebi unsurların itikadat ve âdatına riayet etmemiştir. Hatta denilebilir ki edyanı  saire erbaının dinine ve milletine riayetkâr olan yegâne millet bizim milletimizdir.

Fatih İstanbul’da bulduğu dini ve milli teşkilâtı olduğu gibi bıraktı. Rum Patriği, Bulgar eksarhı ve Ermeni kategigosu gibi Hıristiyan rüesayı diniye haizi imtiyaz oldu. Kendilerine her türlü serbesti bahşedildi.

İstanbul’un fethinden beri, gayrimüslimlerin mazhar bulundukları bu imtiyazatı vasia milletimizin dinen ve siyaseten dünyanın en müsaadekâr ve civanmert bir milleti olduğunu isbat eder en bariz delildir.

Milletimize bu isnatta bulunan muarızlar insaf etsinler de dünyanın en büyük ve medeni milleti olduğunu iddia edenlerden, din-i İslâmı sureti resmiyede tanımayan, İslâmları Pazar gününü yevmi tatil ve mubarek suretinde tanımaya icbar eden ve İslâmların yevmi mahsusu olan Cuma gününü resmen tanımayan milletler olduğunu unutmasınlar.

Memleketimizde yaşayan anasırı gayrimüslimlerin başına ne gelmiş ise, kendilerinin ecnebi entrikalarına kapılarak ve imtiyazlarını suistimal ederek sureti vahşiyanede takip ettikleri iftirak siyaseti neticesidir.

Herhalde Türkiye’de zuhıra gelmiş şayanı arzu olmayan bazı ahval birçok esbap ve mazerete istinat etmektedir. Buna da kat’ olarak arz edebilirim ki, bu ahval, Avrupa devletlerinde irtikap edilmiş bunca itisafattan pek dun bir mertebededir.

Rusyanın Polonyaya karşı bir buçuk asır müddet takip ettiği hunrizane siyaset, Kafkasyada Çerkezlere ve Pogrom namile Musevilere tatbik ettiği mezalim bu meyanda sayılacak misallerdendir.

Tekrar ediyorum, aleyhimizde serdedilen mütaleat yanlıştır. Bu hakikat tarihen ve mantıken sabittir. Bu hususu yalnız garba değil, hatta vatandaşlarımıza da ehemmiyetli bir surette ihtar etmek lüzumunu hissediyorum. Çünkü nadirattan olmakla beraber teessüfle işitiyoruz ki; milletin tarihini okumamış veya hissi milliden mahrum kalmış olması lâzım gelen bazı şahıslar, ecnebilerin aleyhimizde serdettikleri ithamatı reddetmekten başka vatanlarını, milletlerini kabahatli göstermekten çekinmiyorlar. Hâla bugün, sultani mektebinin salonlarını aleyhimizde konferans verdirmek için ecnebilere küşade bulunduranlar var, bu gibilere lânet!” olsun

Gelin, Gazi Paşamızın günün şartlarında istemeden kabul ettiği Pazar gününden vaz geçip, tekrar Mübarek Cuma gününü tatil ve bayram günümüz olarak tekrar kabul edelim desek; bize önce kimler ateş püskürür dersiniz? Hayatında 'Nutuk'tan bir paragraf okumamış sahte Atatürkçü, cahil ve cühelalarımız sıraya girer değil mi? Gazi Paşamız neye 'Lanet' demişti sahi?...

 

ANA SAYFA