| |
|
COUSTEAU'NUN FAKSI!
Kaptan Cousteau hiç Musluman olmamış. http://www.islamiyetgercekleri.org/cousteauvearmstrong.htm
Bazı müslümanlar, 1997 yılında vefat eden ünlü deniz araştırmacısı Jaques Yves Cousteau'nun Kuran'da yazılı bulunan bir ayeti görünce müslüman olduğunu iddia etmişlerdir. Onlara göre, "Cebelitarık boğazında tatlı su ile tuzlu suyun birbirine karışmadığını" bilen Cousteau, Kuran'daki Rahman Suresininin 19.ayetini görmüş de, "1400 yıl önce yazılan bu kitap bu gerçeği nasıl bilebilir?" diye düşünüp, bu büyük(!) gerçek sayesinde müslümanlığı kabul etmiş... (Rahman 19: İki denizi salıverdi, birbirine kavuşuyorlar,(20)Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.(21)Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?"
Bu iddia'nın gerçekle ilgisi yoktur. Kaptan Cousteau (Kusto), müslüman olmamıştır. 1997 yılında vefat eden Kaptan Kusto, Paris'teki Notrdam Katedrali'nde yapılan Hristiyan töreni ile defnedilmiştir. cenazesi, bir Cami'den cenaze namazı ile kaldırılmamıştır.
Kaptan Kusto'nun müslüman olduğu yalanına en güzel cevap Kapton Kusto'nun Vakfından gelmiştir. Aşağıda bir fotokopisini bulacağınız yazıyla, Vakıf, Kaptan Kusto'nun hiçbir zaman müslüman olmadığını açıklamaktadır:
Muhammed'den yüzlerce yıl önce yaşamış olan çeşitli denizci ve balıkçı toplumlar, denizler, nehirler ve gölleri dolaştıkça, bunların suları arasındaki farkları elbette ki gözlemlemişlerdi. Bazılarının suyunun diğerine göre daha tuzlui daha acı ya da tatlı olduğunu biliyorlardı. Yağ ile suyun tam karışmasının mümkün olmadığını bilenler gibi, farklı coğrafi bölgelerdeki farklı kaynaklardan çıkan ve biriken suların birbirleriyle asla tam karışmadığını bilen bu toplumlardan kaynaklanan bilgileri, Muhammed ve arkadaşları hazırladıkları Kuran'a koydular. Durum, bundan ibarettir.
KONU ILE ILGILI BASKA BIR HABER....
http://www.imedya.com/asp/haberdetay.asp?a=157208 dan
alintidir.
Denizaltı araştırmaları ile ünlü Fransız bilim adamı Kaptan
Jacques Cousteau denizlerdeki su engelleri ile ilgili yaptığı araştırmaların
sonucunu şöyle anlatmaktadır: "Bazı araştırmacıların farklı deniz kütlelerini
birbirinden ayıran engellerin bulunduğuna dair ileri sürdükleri görüşleri
inceliyorduk. çalışmalar sonucunda gördük ki, Akdeniz'in kendine has tuzluluğu
ve yoğunluğu var. Aynı zamanda kendine has canlıları barındırıyor. Sonra Atlas
Okyanusu'ndaki su kütlesini inceledik ve Akdeniz'den tamamen farklı olduğunu
gördük. Halbuki Cebeli Tarık Boğazı'nda birleşen bu iki denizin tuzluluk,
yoğunluk ve sahip olduğu hayatiyet açısından eşit veya eşite yakın olması
gerekiyordu. Oysa ki bu iki deniz, birbirine yakın kısımlarda bile ayrı yapılara
sahiptiler. Bunun üzerine yapmış olduğumuz araştırmalarda bizi şaşkına çeviren
bir durumla karşılaştık. çünkü bu iki denizin karışmasına birleşme noktasında
bulunan harika bir su perdesi engel oluyordu. Aynı türden bir su engeli 1962
yılında Alman bilim adamları tarafından Aden Körfezi ile Kızıldeniz'in
birleştiği Mendep Boğazı'nda da bulunmuştu. Daha sonraki incelemelerimizde
farklı yapıdaki bütün denizlerin birleşme noktalarında aynı engelin bulunduğuna
tanıklık ettik."
Kaptan Cousteau'yu şaşırtan bu durum, denizlerin birleşmesine rağmen suların
karışmaması, Kuran'da 14 asır önceden söylenmiştir. çıplak gözle algılanamayan
ve suyun algılanan özelliklerine ters gibi gözüken bu özellik, ilk olarak Arap
Yarımadası'nın denizcilikle ilgisi olmayan insanlarına açıklanmıştır.
Birleşen denizlerin karışmaması ile ilgili bu olgu, Allah'ın Evren'deki
çeşitliliği mükemmel planlamasının bir örneğidir. Evren'in neresine bakarsak
bakalım insanların yüzlerinden, kelebeklerin, çiçeklerin yüz binlerce çeşidine
kadar Allah'ın harika ve çok çeşitli sanatlarına tanıklık etmekteyiz.
Denizler altındaki hayatın çeşitliliğinde Kuran'ın dikkat çektiği özelliğin
önemli bir yeri vardır. "Yüzey gerilimi" adı verilen fiziksel özellik sayesinde
komşu denizlerin suları karışmamaktadır. Böylece komşu denizler farklı yoğunluk,
farklı tuz oranı ve farklı yapılar arz etmektedir. Bu farklı ortamlar, farklı
canlıların yaşaması için elverişli ortamlar oluşturmaktadır. Bu sayede denizaltı
yaşamı balıklardan, bitki örtülerine ve mikro canlılara kadar daha da büyük bir
çeşitliliğe sahip olmaktadır.Güçlü dalgalar, kuvvetli akımlar suya bu özelliğini
kaybettirmemekte, denizlerin altındaki engel bunlara rağmen görevlerini yerine
getirmektedir.
Kuran'ın dikkat çektiği denizlerdeki bu özellik, hem Peygamberimiz'in döneminde
bilinmeyen bir bilgiyi açıklamakla mucize oluşturmakta, hem de Allah'ın her şeyi
nasıl ince bir planla ayarladığına dikkatimizi çekmektedir.
*Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ard arda
gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın
yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı
orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun
eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten
ayetler vardır. (BAKARA SURESİ / 164)
Denizi de sizin emrinize veren O'dur, ondan taze et yemektesiniz ve giyiminizde
ondan süs-eşyaları çıkarmaktasınız. Gemilerin onda (suları) yara yara akıp
gittiğini görüyorsun. (Bütün bunlar) O'nun fazlından aramanız ve şükretmeniz
içindir. (NAHL SURESİ / 14)
İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da
tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir
engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur. (FURKAN SURESİ / 53)
İki deniz bir değildir. Şu, tatlı, susuzluğu keser ve içimi kolay; şu da, tuzlu
ve acıdır. Ancak her birinden taze et yersiniz ve takınmakta olduğunuz süs
eşyalarını çıkarırsınız. O'nun fazlından aramanız ve umulur ki şükretmeniz için
gemilerin onda (denizde) suları yara yara akıp gittiğini görürsün. (FATIR SURESİ
/ 12)
Allah; kendi emriyle gemiler akıp gitsin ve O'nun fazlından ararsınız diye,
sizin için denize boyun eğdirdi. Umulur ki şükredersiniz. (CASİYE SURESİ / 12)