KUR'AN DAN BAHSEDIYOR DIYE
ATATURK'UN SOZLERINI BILE
SANSURLEMISLER!
Kültür Bakanlığı'nın Çanakkale Zaferi'nin 90.
yıldönümü dolayısıyla yayınladığı, " Destan ve Abide" adlı
prestij kitabı nda, Atatürk'ün Ruşen Eşref'e verdiği mülakattan
bir paragraf da yer alıyor.
Atatürk, mülakatın o bölümünde, Çanakkale Savaşı'nı kazandıran
ruhtan bahsetmekte..
Atatürk'ün Ruşen Eşref'e verdiği
mülakatın orijinal metni şöyle: "Biz ferdi kahramanlık sahneleriyle meşgul
olmuyoruz. Yalnız size Bombasırtı vak'asını anlatmadan geçemeyeceğim. Mütekabil
siperler arasında mesafemiz sekiz metre, yani ölüm muhakkak. Birinci
siperdekiler, hiçbiri kurtulamamacasına kâmilen düşüyor, ikincidekiler onların
yerine gidiyor. Fakat ne kadar şayanı gıpta bir itidal ve tevekkülle biliyor
musunuz! Ölenleri görüyor, üç dakika kadar sonra öleceğini biliyor, hiç ufak bir
fütur bile göstermiyor; sarsılmak yok! Okumak bilenler ,
ellerinde Kur'anı Kerim Cennet'egirmeyehazırlanıyorlar
, Bilmeyenler Kelimei Şehadet çekerek
yürüyorlar. Bu Türk askerlerindeki ruh kuvvetini gösteren şayanı hayret ve
tebrik bir misaldir.
Emin olmalısınız ki Çanakkale Muharebesi'ni kazandıran bu yüksek ruhtur!."
(Ruşen Eşref Ünaydın'ın" Anafartalar Kumandanı
Mustafa Kemal ile mülakat" adlı
kitabından)

http://www.haber3.com/haber.php?haber_id=171381&comments=all
Ulu
önder M. Kemal Atatürk'ün bugüne kadar iki görüşünün çarpıtıldığını öne sürdü.İşte Can Dündar'ın Milliyet gazetesindeki köşe yazısı
Atatürk'ün sansürlenen görüşleri
Atatürk'e ilişkin olarak 2 önemli çarpıtma yapılıyor.
Biri Batılılaşma konusunda...
Diğeri din konusunda...
İlki, Atatürk'ün hedef olarak Avrupa'yı göstermediği iddiasına dayanıyor.
İkincisi, -dünkü Vakit gazetesinde bir örneğini gördüğümüz gibi- ısrarla
Atatürk'ü dua ederken, sarıklı mebuslarla ya da peçe içindeki Latife Hanım'la
gösterip cumhuriyetin temelinde bir din motifi arıyor.
Bu 2 konuda 2 belge hatırlatacağım.
* * *
İlk belge, 29 Ekim günü Mustafa Kemal Paşa'nın Fransız yazarı Maurice
Pernot'ya verdiği demeç... Paşa, o gün Revue Des Deux Mondes için Meclis
Başkanı sıfatıyla verdiği son demecinde şöyle diyor:
"Osmanlı İmparatorluğu, Batı'ya karşı elde ettiğimiz başarılardan çok
gururlanarak kendisini Avrupa uluslarına bağlayan bağları kestiği gün düşüşe
başlamıştır. Bu bir hataydı. Bunu tekrar etmeyeceğiz. Bizim vücutlarımız
Doğu'da ise de düşüncelerimiz Batı'ya dönüktür. Memleketimizi çağdaşlaştırmak
istiyoruz. Bütün çalışmalarımız Türkiye'de çağdaş, bu sebeple Batılı bir
hükümet oluşturmaktır. Uygarlığa girmek arzu edip de Batı'ya yönelmemiş millet
hangisidir?"
* * *
Din meselesine gelince...
İlk Meclis'in dualarla açıldığı ve cumhuriyete oy veren milletvekilleri
arasında 100 kadar din adamı olduğu doğru... Ancak böyledir diye cumhuriyetin
kökeninde ve Atatürk'ün düşünce evreninde din motifleri aramak nafile uğraş.
Afet İnan cumhuriyetin ilanından 6 yıl sonra Yurt Bilgisi dersleri vermeye
başlamıştı. Okutacağı kitabı Kemal Paşa'ya gösterdi. Gazi beğenmedi. Yeni bir
Medeni Bilgiler kitabı yazdırdı.
Kitap, 1931'de Afet İnan imzasıyla çıktı; ortaokul ve liselerde okutuldu. İşte
Kemal Paşa'nın el yazısıyla kaleme aldığı o notların "Millet" bölümünden
satırlar:
* * *
"Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi.
Arapların dinini kabul ettikten sonra bu din Arapların (..) Türklerle birleşip
bir millet teşkil etmelerine hiçbir tesir etmedi. Bilakis Türk milletinin
milli rabıtalarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. (..)
"Türk milleti birçok asırlar, (..) bir kelimesinin manasını bilmediği halde
Kur'an'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndü. (..)
"Türk milletini Allah için, Peygamber için topraklarını, menfaatlerini,
benliğini unutturacak, Allah'la mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve
yorgunluk beşiğinde uyuttular. (..)
"... din hissi, dünyanın acısı duyulan tokadıyla derhal Türk milletinin
vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri, Türk düşmanları olan Arap çöllerine
gitti. (..) Artık Türk, cenneti değil, (..) son Türk ellerinin müdafaa ve
muhafazasını düşünüyordu. İşte dinin, din hissinin Türk milletinde bıraktığı
hatıra..."
* * *
Yeterince açık değil mi?
Nasıl oluyor da din konusundaki görüşleri bu kadar net olan bir lider hâlâ
yanlış yorumlanıyor?
Yukarıdaki satırların çoğu, Türk Tarih Kurumu tarafından 1969 ve 1988'de
basılan "Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk'ün El Yazıları" kitabında
yer almıyor da ondan...
İnanması zor; ama kendi kurduğu kurum, Atatürk'ün notlarını sansür ederek
yayımladı.
"Medeni Bilgiler"i geçenlerde yeniden basan Örgün Yayınevi, Türk Tarih
Kurumu'ndan bir özürle yeni baskı beklediklerini yazmış.
Atatürk'ün okullarda okutulsun diye kaleme aldığı kitabının bile sansür
edildiği bir ülkede yaşıyoruz.
Düşünce özgürlüğü mü dediniz?
Milliyet
Can DÜNDAR
can.dundar@e-kolay.net