SOK! ERBAKAN'DAN SONRA APO'DA ATATURKCU ULUSALCI CIKTI!
http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=27595
|
Teröristbaşı Öcalan da ulusalcı çıktı!
Adalet ve Kalkınma Partisi’ni iktidardan uzaklaştırmayı ve Köşk’e kendilerine yakın bir cumhurbaşkanını çıkarmayı hedefleyen ulusalcı hareketin şimdi ilginç bir destekçisi daha var: İmralı’daki Abdullah Öcalan. |
|
Türkiye’de
‘ulusalcılık’ ortak paydasında yapılan cumhuriyet mitinglerinde atılan slogan ve
yapılan konuşmalara benzer söylemlerin terör örgütü PKK’yı kendi tabanı olarak
gören Demokratik Toplum Partisi (DTP) yöneticilerinden de gelmesi ilginç bir
ironinin ortaya çıkmasına sebep oldu. Öyle ki, İmralı’da tutuklu bulunan
teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın açıklamalarına bakılarak, “Ulusalcılığı Öcalan
mı başlattı?” sorusu bile sorulmaya başlandı. Aslında ortaya atılan tezler ve
yapılan yorumlar yersiz de değil. PKK ile ulusalcılık çizgisinin en azından
destek anlamında yollarının kesiştiği bir süreç söz konusu çünkü…
Bu yolda ilk resmî açıklama DTP eşbaşkanı Aysel Tuğluk’tan geldi. İki hafta önce
Radikal gazetesinin eki Radikal-2’de yayımlanan “Sevr travması ve Kürtlerin
empatisi” başlıklı yazısında, “Türk halkının ortak bilincinde Sevr ve büyük
kurtarıcı imgesi (Atatürk kastediliyor) çok güçlü bir enerjiyle ortaya çıkmaya
başladı” cümlesini kullanan Tuğluk, sorunların aşılması için Kemalist aydınlara
büyük işlerin düştüğünün altını çizdi. Tuğluk’un Misak-ı Millî ile ilgili
düşünceleri ise oldukça dikkat çekiciydi: “Sevr korkularının objesi Kürtler
olmamalıdır. Komşu ülkede yaşananlar (K. Irak konu ediliyor) Türkiye’deki
gerçeklikle örtüşmüyor. Zaten başka bir boyutta bakılırsa orası da Misak-ı Millî
sınırlarındadır. Bu işgalci bir yaklaşım değil, samimi ve gönüllü bir
kucaklaşama olacaktır.”
‘ULUSALCI ÖCALAN ‘ TÜRKİYE’NİN SATILDIĞINI İLERİ SÜRÜYOR
Bayrak mitinglerinde atılan ‘emperyalist güçlere hayır’ sloganına benzer söylemi
Tuğluk da dile getiriyor: “Çözüm için emperyalist müdahaleye gerek görmeden ve
gerçeklik dışı olmayan açılımlarla çözüm arayışı gereklidir.” DTP’nin öteki
eşbaşkanı Ahmet Türk de mitinglerde ön plana çıkan Çağdaş Yaşamı Destekleme
Derneği Başkanı (ÇYDD) Türkan Saylan’ın çizgisini beğendiklerini vurgulayarak,
“Türkan Saylan’ın söylemlerini her zaman önemsiyoruz.” dedi. Geçmişte Saylan’ın
PKK’ya destek olduğu ileri sürülmüştü. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Üsküdar
Şube Başkan Yardımcılığı’ndan istifa eden Asuman Özdemir, Saylan’ı bölücü
hareketleri desteklemek ve öldürülen teröristlerin yakınlarına burs vermekle
suçlamıştı.
Aslında Aysel Tuğluk’un yazısı Abdullah Öcalan’ın daha önce yaptığı
açıklamaların biraz değiştirilmiş haliydi sanki. Öcalan’ın açıklamaları
Tuğluk’un makalesinden 23 gün önce 4 Mayıs tarihinde terör örgütü PKK’ya
yakınlığı ile bilinen Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlandı. “Toplumsal
savaş gelişir” başlığıyla yayımlanan Öcalan’ın açıklamalarında Musul ve
Kerkük’ün Misak-ı Millî sınırları içinde olduğunun altı çizilirken “Demokratik
Cumhuriyet” tezi üzerinde duruluyor. Öcalan’ın uzun açıklaması Tuğluk’un
yazısına göre biraz daha keskin cümleler içeriyor. Öcalan mitinglerdeki
söylemleri biraz daha netleştirerek ön plana çıkarıyor. Geçmişte Türkiye’nin
Avrupa Birliği’ne girmesi gerektiğini öne süren Öcalan, bu açıklamasında tam bir
AB karşıtlığına girişmiş. Türkiye’nin AB ile bir bağlılık anlaşması yaptığını
ileri süren Öcalan, Türkiye’ye gelen yabancı sermayenin karşısında olduğunu ve
bunun doğru bir durum olmadığını vurguluyor: “Türkiye, ekonomisini yabancılara
açmakla Düyun-u Umumiye döneminden 4 kat daha fazla borçlanmış durumda. Mustafa
Kemal olsa böyle mi yapardı. Arazilerin yabancılara peşkeş çekildiği söyleniyor
ama bununla kalsa iyi, bütün Türkiye satılıyor.”
Öcalan’ın ulusalcı hareketle ilgili geçmişte de görüşleri bulunuyor. Öcalan,
2000 yılında yazdığı “20. yüzyıldan 21. yüzyıla Kürtler” başlıklı yazısında ve
sonraki açıklamalarında “Demokratik Cumhuriyet” tezini ortaya atıyor ve
Türkiye’nin emperyalist güçler tarafından saldırıya maruz kaldığının altını
çiziyor. Öcalan bunun için Kemalist bir düşünceye dayalı ulusalcı bir harekete
ihtiyaç olduğunu söylüyor ve dış güçlerin Türkiye’yi imha ve işgal planlarının
olduğu tezini savunuyor. Öcalan yazılarında Kürt meselesinin “Demokratik
Cumhuriyet” tezi içinde çözüleceğini ve ulusal bir anlayışla şekilleneceğini
söylüyor. Ancak Öcalan gidilen yolda Kemalist düşüncenin hiçbir şekilde ihmal
edilmemesi gerektiğini de önemli bir ayrıntı olarak açıklamalarının ana
omurgasına oturtuyor.
Öcalan’ın uzun süreden beri ulusalcı çizgide açıklamalar yaptığını dile getiren
Serbesti Dergisi Yazı İşleri Sorumlusu Ümit Fırat’a göre, bu yaklaşım onun doğal
yapısının gereği: “Öcalan hep Kemalist olmaya çalıştı. Bu yolda açıklamalar
yaptı, düşüncelerini yaymaya gayret etti. Aysel Tuğluk onun sesi olmuş durumda;
düşüncelerini o açıklıyor artık. Aysel olmazsa Doğan Erbaş olurdu. Zaten bu
açıklamalarla Öcalan ve yandaşlarının Türkiye’de son zamanların modası olan
ulusalcı cepheden cevaz alma gayreti de var. Bu çizgide bir yaklaşım
sergiliyorlar. Açıkçası bu açıklamalara ben çok şaşırmadım.”
PKK MİTİNGLERDE BAYRAK SALLADI MI?
Etnik Kürt siyasetine yön veren ve terörü destekleyen yöneticilerin, liderlerin
ulusalcı açıklamalarının sadece sözde kalmadığı da ortaya çıktı. Bunun bir
talimata dönüştüğü belirtiliyor. Örgüt üzerindeki etkisi giderek azalan PKK’nın
Kandil’deki ismi Murat Karayılan’ın, yandaşlarının mitinglere katılması için bir
bildiri yayımladığı ileri sürülüyor. Bildiride kendilerine sempati duyan
herkesin meydanlara gidip slogan atmasını istedikleri belirtiliyor. Karayılan’a
göre, meydanlara gidilmesi Türkiye’nin demokratikleşmesine yarar sağlıyor.
Karayılan, Öcalan’ın açıklamalarına da atıfta bulunarak “Demokratik Cumhuriyet”
düşüncesinin sağlanması için bu mitinglere katılınması halinde başlayacak
sürecin Kürt sorununun çözümüne katkı sağlayacağını ileri sürüyor. PKK’nın
silahlı kanadı Halk Savunma Güçleri (HPG) sorumlusu Suriyeli Fehman Hüseyin’in
bildiriyi eleştirdiği ve buna karşınlık silahlı mücadele talimatı verdiği öne
sürülüyor. Dağda başlayan “Ulusalcılar” ve “PKK’lı” kavgasının halen sürdüğü
aktarılıyor.
Kürt-Der Başkanı İbrahim Güçlü, PKK’nın uzantısı olan DTP’nin çizgisini
değiştirdiğine ve öteki Kürt partilerini “bölücülük” ile suçladığına dikkat
çekiyor. Güçlü’ye göre Kemalist Kürtler görevlendirildi: “DTP’ye göre KADEP ve
HAK-PAR Barzani’yi desteklediği için bölücülük yapıyor. Burada birtakım güçler
devreye girdi. Yapılan açıklamalarda da bu ortaya çıkıyor zaten. Öcalan’ın
temsil ettiği Kemalist Kürtler faaliyette. Kendi düşünceleriyle çelişseler bile
yeni argümanları olan ulusalcılığı savunuyorlar. Bu görüşlerle bombaların
patlaması da gösteriyor ki, iki tarafın derin güçleri ortak hareket ediyor. Hem
ulusalcı hem bombacı olunmaz ki... Ancak yapılanlar ve söylenen sözler hep aynı
kaynaktan çıkıyor.”
Terör örgütü PKK ve yandaşları arasında mitinglerden dolayı hizipleşmelerin
başladığı ve gruplar arasındaki çizgilerin daha da belirginleştiği de ileri
sürülüyor. Kürdistanlı Devrimciler, Ulusalcılar ve PKK’lılardan oluşan üç klik
birbirini suçluyor. Kavgalar “Kürt meselesine ihanet edildiği” düsturu üzerinde
yoğunlaşıyor. Kürdistanlı Devrimciler daha çok Kuzey Irak’taki oluşumu
destekliyor ve bu oluşumun Kürtlere gelecek vadettiği, Kürtlerin Mesut Barzani
ve Celal Talabani’nin himayesinde birleşmesi gerektiği tezini savunuyor. Hatta
bu grup PKK’nın da derhal silahlarıyla birlikte Peşmerge güçlerine katılmasını
öneriyor. PKK’nın içindeki Ulusalcılar Grubu ise Öcalan’ın “Demokratik
Cumhuriyet” tezini savunuyor ve Türkiye’nin bütünlüğünden yana görüş
belirtiyorlar. Bu grup, yabancı sermayeyi, Türkiye’nin AB’ye girmesini ve
“dinci” olarak tabir edilen bir partinin iktidar olmasını istemiyor. Bunun için
Türkiye’de başlayan ulusalcı dalgalanmayı destekliyor ve yandaşlarının da bu
oluşuma destek vermesini istiyor, Kürt meselesinin ancak sol Kemalist bir
düşünceye sahip iktidarlar tarafından çözüleceğine inanıyor.
Ancak PKK’nın Ulusalcılar Grubu çözümü her zaman meydanlarda görmüyor. Grubun
anlayışına göre gerektiğinde eylemlerin de devreye sokulmalı, hatta bunu bir koz
olarak kullanmak gerek. Zaten Öcalan “Demokratik Cumhuriyet” tezinin sonuna her
zaman ‘eylem’ kelimesini bir tehdit olarak yerleştirmeyi ihmal etmiyor.
PKK’lılar Grubu tamamen silahlı mücadeleyi benimsiyor. Ancak bazen Ulusalcılar
ile hareket etme imkânı bulunuyor. PKK’lılar Grubu, PKK-Devrimci Çizgi Grubu ve
Kürdistan Özgürlük Şahinleri(TAK) ile aynı kaynaktan besleniyor.
MİTİNGLERE KATILAN KÜRTLERİN ORANI NÜFUSTAKİ ORANLARINDAN
ÇOK YÜKSEK
Cumhuriyet mitinglerinin düzenleyicilerinden olan İşçi Partisi Genel Başkanı
Doğu Perinçek, bütün halkı kucaklayan bir politika yürüttüklerini söylüyor.
Perinçek, 9 Haziran’da Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda düzenlenecek mitingin
Tandoğan, Çağlayan ve Gündoğdu mitinglerinin devamı niteliğinde olacağını iddia
ediyor.
-Partinizin amblemindeki Vietnam yıldızındaki Sosyalistlerin rengi olan sarıyı
beyaza dönüştürmenizin bir anlamı var mı?
Kızıl zemin üzerindeki sarı yıldızı beyaza dönüştürdük. Halktan böyle bir talep
geldi, biz de Türk bayrağının renklerine uyan bu isteği uygun bulduk ve yıldızın
rengini beyaza dönüştürdük. Amblemimizde bir değişiklik olmayacak.
-DTP Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, Kuzey Irak’ın Misak-ı Millî sınırları içinde
olduğunu söyledi. DTP’nin sizinle aynı çizgiye gelmesini nasıl karşılıyorsunuz?
Hayır… Bizim çizgimiz bu değil. Bunun içinde federasyon hayali var. Kuzey
Irak’ta oluşan Kürt yapısını tanıyıp sonra da Türkiye ile Kuzey Kürtlerini
birleştirmenin basamakları döşeniyor. Bu açıklamalar ve yorumlar bunun içindir.
Bu daha çok Mehmet Ağar ile Devlet Bahçeli çizgisine yakın ve onlarla aynı
tutumu içeriyor. İkisi de federasyon planını kabul ediyor. Kuzey Irak Misak-ı
Millî’nin bir parçası demekte tuzak var. Kuzey Irak’ı alacağım dediğin zaman
Amerika diyor ki; birleşin federasyon olsun. Önce Diyarbakır merkez yapılacak,
daha sonra kuzeye bağlanan bir federasyon planı bu. Ama bu olamaz.
Olamayacaktır…
-Cumhuriyet mitinglerine PKK yandaşlarının katıldığı söyleniyor. Bu görüşü kabul
ediyor musunuz?
PKK’lıları bilemem. Ama Kürtler mitinglerimize katıldı, katılacaklar. Kürtler
Türkiye’nin yurttaşlarıdır. Bizimle hiçbir farkları yoktur. Mitinglerimizde
Kürtler vardı. Hatta Türkiye’deki Kürt nüfusu yüzdesinin çok üstündeki oranda
Kürt, cumhuriyet mitinglerine katıldı. Bizimle aynı görüşü dile getirdiler. 9
Haziran’da Diyarbakır’da Tandoğan, Çağlayan ve Gündoğdu’daki mitinglerin devamı
yapılacaktır. Buraya da Kürt yurttaşlarımız katılacak. Bizim yapacağımız
hamleler birleşmeyi sağlar.