APO
TURKIYEYI ABD YE KARSI OLMAYA CAGIRDI !
|
PKK lideri Apo, Türkiye'yi
ABD`ye karşı ayağa kalkmaya
çağırdı!
Kendisinin Amerika ve Avrupa tarafından kullanıldığını öne
süren PKK lideri Apo, "iç savaş çıkarsa kendimizi kan gölünde
buluruz" dedi.
Bugün-yarın öldürüleceğini iddia eden PKK lideri, Türkiye'yi ve
dünyayı şok edecek açıklamalarda bulundu. Bu açıklamaları
kesmeden veriyoruz.
"Pkk dediğimiz örgüt iki bin kişiyi geçmeyen bir kadroya sahip.
Ne benim, ne örgütümün parası yok. Eğer olsaydı, dağlarda yaşar
mıydım? Eğer örgütümün parası olsaydı 100 dolar aylığı beklerler
miydik? Dağda ve örgütlenmede kullandığımız silah, teçhizat,
gıda ve bütün ihtiyaçlar, haberimiz dahi olmadan gelir ve
helikopterlerden atılırdı.
Dağdaki iki bin Kürt ve bir avuç Ermeni, özünde temiz, herkes
gibi bir vatan ve millet sevgisi güden ama cahil, okumamış,
okutulmamış, kandırılmış, Doğu'da elli çocuklu ailelerden en
başı boş kalanlardan ibarettir. Bunlar ne siyaset bilirler, ne
savaş. Bunların yapabileceği tek şey, "yapın" dediğinizde bomba
atıp kaçmaktır.
PKK ile bir savaş çıkacak olsa, kimse korkmasın. PKK'nın,
Türkiye'nin karşısında durmaya değil, karşısına çıkmaya hali
yoktur! Zaten Türkiye'nin gerçek düşmanı PKK değildir! PKK
sinektir.
Bütün dünya, demokrasi ve insan hakları diye PKK'yı savunacak ve
Kurtuluş savaşında kaybettiklerini geri almayı deneyecektir. Bu
savaşı üstlenen, Irak'ta olduğu gibi ve hala Türkiye'nin varlık
belgesi niteliğinde olan Lozan antlaşmasını tanımayan ABD'dir.
Şunu da belirteyim ki, ABD başkanı Bush, bir menfaat
imparatorluğun uşağıdır. Efendileri o kıtada değildir.
Bir vatandaş çıkıp "Ben Kürt'üm. PKK benim hakkımı savunuyor
ise Ermeni'lerin ne işi var aralarında?" desin istedim ama
olmadı. Belki de demiştir. Türkiye'de ki bu medya sayesinde
bu tür saptamaları duymanız veya duysanız dahi dikkate
alabilmeniz mümkün değildir!
Ne uyuşturu ile para kazanırız biz, ne kaçakçılık ile. Bizlere
bu 100'er dolar maaşı ödeyenlerin elindedir bütün bu sermaye.
Bizden istenen, bazı dönemlerde uyuşturucunun hamallığını
yapmaktır. Ve PKK'lıların özgürlük savaşı dedikleri şey;
aslında, onlara 100'er dolar maaş ödeyenlerin imparatorluğunu
korumak ve genişletmektir. Bu imparatorluğun jeepli, lüks
arabalı uşakları Şemdinli'de sahneye çıkmışlardır. Onlar ne
Kürt'leri, ne insan hakkını savunamazlar.
Devletin yönetimine talip olan ve hiç bir faydası olmadığı halde
senelerce iktidar koltuğunda bulunmak isteyenler, sandığınız ama
aslında gördüğünüz gibi millete hizmet etmek gayesinde
değillerdir! Herkes, şu andan itibaren dikkatli olmalıdır!.
Bundan otuz küsür yıl önce bir araya geldiğim adamlar, "Sizlerin
böyle aç-sefil yaşamasının nedeni devlettir" dediler.
Çocukları 100 dolarla, beni de başkanlıkla kandırdılar. İlk
başta siyasi dediler. "Siyasi yollarla arayacağız hakkımızı"
dediler ama bize tuzak kuranlar, gizlice adamlarımızı
öldürenler, bizi eyleme sürükleyenler de onlardır.
Biz Kürt devleti istemek için kurmadık örgütü. Dediğim gibi,
bizler de, bir çok Türk vatandaşı gibi 100 dolara muhtaçtık ve
devletten hak istiyorduk. Ekmek istiyorduk.
"Böyle olmaz" dediler. "Herkes ekmek istiyor. Herkes
aç. Siz ayrıca Kürt halkının da özgürlüğünü isteyeceksiniz ki
dünyada onurlu bir yeriniz olsun. Herşey ekmek demek değil.
Barış demek değil. Devletiniz olmadan ekmeğiniz de olmaz,
barışınız da, onurunuz da" dediler.
Biz kandık. Biz hatalıyız!
Şimdi soruyorum size, onurlu yer neresi? Sokağa çıktığınızda,
Türk olduğunu anladığınız biriyle göz göze gelmekten utanıyor
musunuz? Sinirleniyor musunuz? Öldürmek mi istiyorsunuz yoksa?
Ama onur duyabiliyor musunuz bu önemli?! Bize sunulan, vaat
edilen onurdu!
Kimin onuru var, sizin mi? Devam edelim...
Bahsettiğim imparatorluğun yetkilileri ile karşı karşıya
gelmedim. Hep aracılar ile görüştük, kararlarına uyduk. Nasıl
yapılacağı, neler yapılacağı onlara söyleniyor,.bize
iletiliyordu.
İngiliz Lordlar Kamarası'ndan Lord Avebury
ünvanında ve ayrıca gazeteci olan bu kişi ile yaptığım bir
görüşmeden sonra, bu görüşmenin yayınlanması için 40 bin sterlin
ödediğimiz söylenmiştir ve Türk mahkemelerinde bu bana
sorulmuştur. Bunu ilk duyduğumda inanamamıştım. 40 bin sterlin'i
dağdakilere verseler ne ekmek derdimiz kalırdı, ne dava. Bu
parayı bizim vermemiz mümkün değildir, ki kaç 40 bin sterlin'ler
ödenmiştir ve hala ödenmektedir, biliyoruz, duyuyoruz!.
İngiltere'de ki bu adama ve Türkiye'de ki benzerlerine de parayı
ödeyen bahsettiğim imparatorluktur!
Türk yetkililerince yakalanıp yargılandığım sürece, sürekli
yanımda yabancılar olmuştur ve benim açık konuşmama, doğruyu
söylememe ve daha önemlisi hakimlerin, yetkililerin beni
konuşturmasına, ifade almasına engel olunmuştur!
Şimdi izliyorum, bahsettiğim imparatorlukta getir götür işlerine
bakanlar Türkiye'de belediye başkanı, bir yerlerde devlet
başkanı olmuş. Hatta bir tanesi, vaad edilmiş toprakların
başkanı, onların tanımı ile "imparatorun bir kolu" olarak
açıklanmaktadır. İmparatorluk adına Irak ve çevresinin
yeni lideri/sorumlusu, imparatorluğun bir kolu Barzani'dir.
Türkiye'de ki kolunu ve tüm maşalarını,
Türk'ler de öğrenecektir..
Türkiye'de, cahil ve bir işe yaramaz bir avuç insan kullanılarak
açılan ayrılıkçı kapıdan Barzani girecektir ve Türkiye'de iç
savaş çıkarılacaktır. Bu süreç, PKK'lıların ve Kürtçülerin
yer alacağı son sahnedir. Plan başarıya ulaşır ve Türkiye
bölünürse; Kürdistan denilecek o topraklarda 100 dolarlık
PKK'lıların da, Kürtçülüğün de, ekmek davasının bile sonu
gelecektir. Bunu yapacak olanlar, dün sırtımızı sıvazlayan
menfaat imparatorluğudur. Çünkü onlar; vatanını ve toprağını
seven, ideolojilerine bağlı ve aslında ekmekten başka bir derdi
olmayan insanlara pay vermezler, yaşatmak istemezler!
Bir yıl önce bu zamanlarda, Barzani, imparatorluk bünyesinde
Amerika başkanı Bush ile aynı statüye sahip olmuştur. İki ay
önce ise Barzani, Bush'tan daha üst konuma getirilmiştir.
Barzani; milletinin kanına, canına, toprağına ve aşına karşılık,
imparatorluk kardeşliğini tercih etmiştir! Barzani'nin konumu
her ne kadar Bush'tan üst olsa da; Barzani veren, alan Bush'tur.
Bütün ideolojilerin içi boşaltılmaktadır.
Geçmişe karışmış ve bugün içi boşaltılmış bir çok ideolojiden
sonra, sıra; demokrasi ve insan haklarıdır! Bu
ideolojilerin de dünyadan silinmek istendiğini, gözünü açanlar
rahatlıkla anyabilirler.
Barzani, Talabani, Soros, Bush gibi isimler ve bunlarla
işbirliği yapanlar bu imparatorluğun adamlarıdır. Birinin sağcı
veya solcu, dinci veya dinsiz ve hatta bağımsız görünmesi bu
imparatorluğun belirleyeceği, seçeceği özelliktir. Gerektiğinde
alkolik olanı başkan yaparlar, gerektiğinde gömlek değişeni.
PKK'nın "terör örgütü" ve "devlete karşı gelen bir güç" olarak
tanıtılması veya birilerinin bu adamları özgürlük savaşçısı
olarak nitelemesi imparatorluğun oyunudur ve PKK'yı gerçekten
bilenler için komiktir. PKK taşerondur! Türkiye Cumhuriyeti
silahlı güçlerinden çok hükümetlerin, PKK'yı bitirememesinin
farklı nedenleri vardır(!).
İmparatorluğun bizimle ilgilenen adamları ortadan kaybolduğu
gün, dağdaki bütün teröristlerin işi bitmiştir. Türkiye'de
bitmistir. Bu kadar kolaydır!
Gerçekten o bir avuç aç ve cahili dağda tutabilmek, arada bir
onurlandırmak için ve Türkiye'nin geleceği üzerine dehşet
senaryolarını uygulayabilmek için PKK'nın adı kullanılmaktadır.
İngiliz, Yunan, İtalyan, Ermeni, Rum, Fransa, hatta o dönemler
yine kandırılmış olan Kürt'lere karşı, hiç bir imkanı olmadan
galip gelebilen Türkiye'nin, iki bin PKK'lıyı otuz yıldır yok
edememesini akıllar nasıl alabilir?
Askeriye bütün bu anlattıklarımın farkındadır. Genelkurmay
Başkanı Sayın Hilmi Özkök daha dün, "Türkiye nükleer silah
tehdidi ile karşı karşıyadır" demiştir.
Sorun kendisine. "Nereden gelmektedir bu tehdit? Kim tehdit
etmektedir?" Saddam'ın yıkılan Irak'ında nükleer silah
olmadığı anlaşıldı, Suriye'de, İran'da da olmadığı belli. Peki
kimler de var bu nükleer silahlar? Sorun!
Askeriyeden darbe bekleyenlere, devletin gidişatına el atmasını
isteyenlere, Türkiye'nin gidişatından haklı olarak korkanlara,
bir şey yapılması gerektiğine inananlara bir mesajdır bu.
Askeriyenin böyle bir tehdite karşı durması demek, bir günde
milyonlarca insanın yok olmasını göze almak demektir!
Buna karar verecek olan halktır! Umarız halk, mesajı almıştır!
Türkiye cumhuriyeti, bölünmek veya tamamen yok olmak üzeredir!
Nükleer silah tehditine boyun eğerseniz bölünecek, baş
kaldırırsanız yok olacaksınız denmektedir!
Türkiye'de yıllarca barış içinde yaşayan, eken-biçen, devlet
memuru olan, başbakan olan, her vatandaş ile ayrımsız her hakka
sahip olan insanların, hep beraber çekilen büyük acılar sonunda
rahata kavuştuğu ve kimin hangi milletten olduğunun önemli
olmadığı, sadece insanların ülkü birliği, yani sadece çağdaş
medeniyetin üzerine çıkma yarışında olması gereken Türkiye
Cumhuriyeti'nde; bizi bölmek, savaşa sürüklemek, bizi birlikten
ayırabilecekleri tek noktayı "Doğu'da yaşamak" olarak
kullanabilen bana ve dolayısı ile bütün o menfaat tarikatları
imparatorluğuna alet olmuş Kürt kökenli kardeşlerim! Beni
dinleyin!
Sadece Kürt'ün değil, Laz, Çerkez gibi hiç bir kimsenin
kökeninin sorulmadığı, konuşulmadığı, önemli olmadığı Türkiye
Cumhuriyeti vardı bir dönem! Herkesin hep beraber çalıştığı, hep
beraber kazandığı, doyduğu veya aç kaldığı bir Türkiye vardı!
Bugün size kalan Türkiye, o Türkiye değil! Her yanınızı, her
kalenizi o tarikat imparatorluğunun uşakları, maşaları sarmış
durumdadır!
Türk ordusunun bireylerine ve Doğu'dan Batı'ya, Kuzey'den
Güney'e bütün Türk milletine seslenmek istiyorum.
Sürekli İmralı'ya gelip benim sağlığımı kontrol ettiklerini,
işkence yapılıp-yapılmadığını incelediklerini söyleyen
avukatlar, bahsettiğim imparatorluğun maşalarıdır. PKK'lılara
sızdırdığım iddia edilen bilgilerden, emirlerden asla haberim
yoktur. Beni yönetenler de, susturanlar da avukatlarımdır. Asla
benim elimden çıkmamış olan emirler dağıtılmıştır.
Yakında Barzani'nin Türkiye'ye gelecek olması ve Genelkurmayın
yaptığı "nükleer tehdit" açıklamaları, savaşın eşiğinde
olduğunuzun göstergesidir.
Vatandaşları arasında hiç bir ayrım yapmayan Türkiye Cumhuriyeti
anayasası, imparatorluğun maşaları ile ayrımcılığa
sürüklenmektedir. Mevcut yasalar ile Türkiye Cumhuriyeti
sınırlarında, etnik milliyetçilik yapmak kadar haksız bir dava
olamaz!
Yakında gerçekleştirmeyi planladıkları iç savaşta;
imparatorluktan haberi dahi olmayan ve yıllardır oynanan onca
oyuna rağmen düşman olmamış çocuklar, kadınlar, yaşlılar, yani
bütün onurlu insan gibi insanlar ölecek, öldürüleceklerdir!
Yetmiş milyonla sahibi olduğunuz bu topraklar ve sizler,
onursuzlara, maşalara, imparatorluğun korunmasına feda
edilecektir!
Birbirinize değil, bir'lik olup menfaat tarikatları
imparatorluğuna ve maşalarına karşı durun, onları vatanınızdan
kovun!"
demedi Öcalan! Diyebilirdi.. Yakında, kendi
adamları öldürecektir O'nu. Kullanım süresi dolmuştur!
(Bu şoku unutmayın!)
Şimdi size, kendini iyi bir vatansever zanneden, ama gerçekte,
kendi vatanında yabancılar tarafından kampa alındığını sanan,
aşağılık duygusuna sürüklenmiş emekli DEVLET GÜVENLİK MAHKEMESİ
Başkanı ve aynı zamanda Apo'yu yargılamış hakimin röpartajından
bir bölüm sunacağız. Belki okumuşsunuzdur. Bu bölümü tekrar
okuyunca, Türkiye'de olmadık davalara giren Avrupa Birliği
temsilcilerinin karşısında, hakimlerimizin ne kadar etkilenip ne
kadar etkilenmeyeceğine siz karar verin! Buyrun;
Gazeteci:
Sayın OKTAY,
yabancı
basında, Apo'yu iyi yargılamamakla eleştiriliyorsunuz. Ne
diyeceksiniz?
Turgut OKYAY. DGM Başkanı:
"Yargılama
aşamasında olacak bir tatsızlık bütün dünyaya haber olacaktı.
Ona gerildim. Stresli geçti benim için. Taraf avukatların
konuşma sürelerine bile çok titiz davrandım. Dünyanın
gözü üzerimizdeydi. Sıkıntılı bir kamp dönemi gibiydi. Birçok
konuyu zorlamamıza rağmen Apo söylemedi. Örneğin Yunanistan'daki
kampları ve detaylarını öğrenemedik. Konuşsa çok bilgi
çıkacaktı.
"
Rica etseydiniz sayın başkan!
Apo beyden(!) ve korktuğunuz kim ise(?) rica etseydiniz de,
yirmi yıl boyunca bir avuç teröristin koca bir devletin temeline
bomba koymasının, binlerce insanımızı öldürmesinin nasıl
gerçekleştiğini öğrenseydik!
PKK lideri Apo'nun, sizin karşınızda ifade ettiği gibi; bir
gazeteciye 40 bin sterlin verecek durumları yok ise, kimin
verdiğini, silahları-bombaları nasıl sağladıklarını
öğrenseydiniz! Bütün bunların kaynağı nereden geliyor? kim
sağlıyor?
Eğer bütün bu soruların cevabını biliyor ve Türk milletinden
saklıyor iseniz, iki elimiz ahirette dahi yakanızda olacaktır!
Eğer bu soruların öğrenilmesi gerektiğini düşünüyor ve hiç bir
şey yapamıyor-yapmamış iseniz, çıkıp açıklayınız ve Türk
milletine ifade veriniz!
Mahkeme salonunda, şehit edilen Mehmetçik'lerimizi ve Türk
milletini savunan avukatlarımızı "burada PKK propagandası
yapılıyor" demeleri üzerine salondan çıkarmıştınız! Alnınızdan
bu leke çıkacak mı sayın başkan?!
Sizlerin korkması ve emir almanız gerekenler biz Türk
vatandaşlarıyız! Dünyanın gözü değil, dünyanın baskısı
üzerinizde olsa, bu milletin hakkını savunmaktır sizin
vazifeniz! Aksi halde, Irak'ta olduğu gibi, yarın bizi
Amerika'nın veya başka birilerinin çıkarları için
yargılamayacağınızı, feda etmeyeceginizi nereden bilebilirirz?
Sizlere nasıl güvenebiliriz?
Dava burada bitmemiştir sayın başkan ve bütün korkaklar!
Büyük Türk milletinin asil gençleri,
Yukarıda "Apo'dan Şok
Açıklamalar" diye verdiğimiz metin,
Apo'nun ağzından çıkmamıştır! Sanıyoruz, Türk gençliği olarak
vazifelendirilmiş kardeşlerinizin söyledikleri, Apo gibilerin
söyleyeceklerinden daha güvenilirdir.
Genelkurmay başkanı Sayın Org. Hilmi Özkök'e, Türk istiklal ve
cumhuriyetini Türk Silahlı kuvvetleri'nden önce koruması ve
gerektiğinde kurtarması emredilen ATATÜRK'ÜN EMANETÇİSİ TÜRK
GENÇLİĞİ'nin bir bireyi olarak soruyoruz; Bizlerin anladığı
kadarı ile, koruyacak bir Türkiye Cumhuriyeti'miz kalmamıştır.
Geleceğimiz ve cumhuriyetimiz, Ulu Önder'imizin emirleri
doğrultusunda yeniden kurtarılmalıdır.
16 Mart 2006 günü verdiğiniz "nükleer tehdit" mesajı ne
demektir? Tehdit nereden gelmektedir? Amerika işgalinde ki
Irak'tan mı? Yoksa, Amerika ile ortak düşmanımız olması
istenilen İran'dan mı?(!)
Sizinde bildiğiniz gibi biz Türk milleti, bağımsızlığın olmadığı
bir ülkede yaşayamayız. En azından, 1919 yılında bağımsızlık
için akmaya başlayan kanlarımızı, her gün bayrağımızda
gördüğümüz için yaşayamayız artık! Bizi süründürmeyin!
Bizleri, emanetimizde olan kutsal devletimiz ile karşı karşıya
gelir bir duruma düşürmeyin. Biz, askerde öğrettiğiniz gibi; bu
devlet ve bu millet için asker olarak doğduk, asker olarak
yaşıyoruz, onurlu her Türk askeri gibi ölmekten de şeref
duyarız!
Eğer bu ülkenin, milleti ve devleti ile bölünme ihtimali var
ise, Türk milletine gerekli uyarıyı geç kalmadan yapınız. Biz
Türk milleti, ne yapılması gerektiğinin farkındayız.
Hala imparatorluklar ve vaad edilmiş topraklar hayali görenlerin
dillendirdiği "Demokrasi ve İnsan Hakları" laflarının, gerçekte
nasıl olması gerektiğini ve nasıl kullanılacağını çok iyi
biliyoruz.
Türkiye'yi böldürmeyeceğimize, Türk milletini daha fazla
ezdirmeyeceğimize, cumhuriyetimize, Ulu Önder'imizin ilkelerine
sahip çıkacağımıza ve Türk topraklarının hiç bir köşesinde
uşakların yaşamasına müsaade etmeyeceğimize, namusumuz ve
şerefimiz üzerine and içeriz...
"Önemli olan, ülkeyi temelinden yıkan, milleti esir ettiren iç
cephenin susturulmasıdır."
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
Saygılarımızla
Türk Gençliği Hareketi adına
Cem KILIÇ
TürkGençliğiHareketi
|