AYTUNC
ALTINDAG "KGB SUBE AC DEDI KABUL ETTIM"
'KGB şube açmamı teklif etti, ben de açtım!'
Tartışmalı yazar Aytunç Altındal ilk kez konuştu. Tarihin tozlu sayfalarına ilişkin çarpıcı iddialarda bulunan Altındal, 'gizli' dünyayı yorumladı.
Peki Altındal kimdi?
KGB ajanımıydı, yoksa komplo teorileri uzmanı mı?
|
|
KGB
ajanlığından dinci olduğuna kadar hakkında pekçok şey söylendi. Bir kesime göre
komplo teorileri uzmanı. Kimilerine göre de sayılı terör uzmanlarından biri.
Ekranlardaki tartışma programlarının gözdesi. Marks'ın gizli örgüt üyesi
olmasından tutun da, İhsan Sabri Çağlayangil'in Dan Brown'ın "Da Vinci Şifresi"
kitabıyla gündeme getirdiği Gül ve Haç cemiyeti örgütünün üyesi olduğuna kadar
pek çok akıl almaz iddiayı belgelediğini söylüyor.
Peki Aytunç Altındal kim aslında?
* Aytunç
Altındal 1973 yılında 7.5 yıl hapse mahkum oldu ve yurtdışına kaçtı. Bir şiir
kitabı neden oldu bu mahkumiyete değil mi?
Evet. Partizan
adlı kitabım. Sadece şiirlerim vardı.
* Komünizm
propagandası ve orduya hakaretten mahkum oldun. Ne biçim şiirlerdi?..
O günlerde öyleydi. 10 yıl sürdü o dava. Bir gece, ertesi sabahki duruşmada
tutuklanacağımı öğrendim. Aynı gece yurtdışına kaçmaya karar verdim. O akşam kız
arkadaşımla buluştum. "Önce benim sana bir haberim var" dedi. "Eyvah hamilesin,
bebek bekliyorsun ama ben bu akşam gidiyorum, bebek kız olacak adını Emine koy"
dedim ve gittim. Emine doğduktan sonra her ikisini de Paris'e çağırdım, orada
gördüm.
* O kızla
evlendin mi?
Dokuz sene
sonra.
* Cezan ne
oldu?
O maddeler
kalktı. 141-142-163 ve 312'den yargılanmıştım.
* Bunların toplamı mı 312 ediyor?
Dalga geçme.
"Vatanı için savaşmayan generallerin omzundaki yıldızlar Amerikan dolarıdır"
gibi bir şey yazmıştım. Orduya hakaret saydılar. "Yoldaş" kelimesi de komünizm
propagandası oldu. Sulhi Dönmezer bilirkişiydi. Onun raporuyla mahkum oldum.
* Sulhi
Dönmezer rahmetli oldu.
Toprağı bol
olsun. Ama bu gerçeği değiştirmiyor...
Çakal
Carlos'la bağlantı!
Aytunç Altındal'ın Teşvikiye'deki bürosunda bunları konuşurken kapı çalınıyor ve
bir kurye, bir paket getiriyor. Paketi açarken aramızdaki diyalog şöyle
gelişiyor:
* Ne bunlar?
Gizli belgeler mi?
Yok canım
kitap. Bak şu kitaba. Adı ne?
* "Devrimci
İslam." Yazarı da Ramirez Sanchez Carlos. Yani Çakal Carlos mu?
Tabii. Bak bu
adam yüzünden başıma ne geldi. "Marksist Yaklaşımla Türkiye'de Kadın" diye bir
kitabım vardı. 1975 yılında İsviçre'deyim. Kitabın Almanca'sını bir Alman
yayınevi basacak. Adı da "Rote Stern Verlag" yani "Kızıl Bayrak Yayınları."
* Yayınevini bulmuşsun...
Tam o hafta
Stern dergisinde bir kapak. "Komünistlerin Almanya'daki gizli hücresi ortaya
çıkarıldı" diye. O hücre, kitabı çıkaracağım yayıneviymiş. Perde arkasındaki
sahibi de kimmiş? İşte bu meşhur Carlos.
* O zaman
sen de kaçaksın, Carlos da...
Sana başka bir
macera anlatayım. 1989'da İsviçre'de Mordüs Vivendi isimli bir kültür merkezi ve
yayınevi kurmuştum. KGB bunun bir şubesini Moskova'da açmamı teklif etti.
* Neden KGB?
Glasnost
dönemi. Dışarı açılıyorlar. Beni Rusya'nın kültür danışmanı yaptılar.
* İşin içinde yine gizli örgütler filan var mı?
Aklını oraya
taktın. Modüs Vivendi'yi aynı konseptle Moskova'da kurdular. Amerika'nın ünlü 24
ressamının sergisini açacağım. Zürih havaalanında Amerikalılar'la buluştuk,
Moskova'ya uçacağız. Amerikalılar yanıma hiç tanımadığım bir kadın verdiler.
Sylvia Marten diye bir hanım. Daha önce Richard Gere'la berabermiş.
* Güzel bir
şey olması lazım.
Hoş bir hanım.
Getirdiler, tanıştım. Belli ki bir misyon taşıyor.
* KGB bunu bilmiyor mu?
Herkes
biliyor. KGB ve CIA zaten kardeş kuruluş. Bir parantez açayım. Ağca için "KGB
ajanıdır" dediler. CIA, "değildir" açıklaması yaptı. Ağca, CIA'nın üstüne
kalınca bu defa KGB onları akladı. Aralarında paslaşıyorlar.
* Sana göre
Ağca kimin adamıydı?
Vatikan'ın
içinden bir grup tarafından kiralanmıştı.
* Yani Papa'yı Vatikan mı öldürtmek istedi?
Önceki Papa
Jean Paul 1'i de Vatikan'ın öldürdüğü belli.
* Sen bunları nereden biliyorsun?
Biz biliriz.
Boşver nereden bildiğimizi.
* Nerede
bunun belgeleri?
Ben bunları
hep yazdım. Tekzip gelmedi.
* Koskoca
Vatikan, Papa'yı biz öldürmedik diye Aytunç'a tezkip mi gönderecek?
Herkese cevap
veriyor, bana da verseydi. Boş ver, eğlenceli kısmına gelelim. Bu Sylvia,
Moskova'daki açılış gecesinde votkaları arka arkaya içince 500 davetlinin önünde
sarhoş olup striptiz yapmaya başladı. Bizim Büyükelçi Vural İnan'da orada.
* Striptiz
yapan CIA ajanı. Neden yapmış?
Ben de bunu
Amerikalılar'a sordum. "Onun misyonu oydu" dediler. Rezalet çıkaracakmış.
* Pek akla
yakın gelmiyor.
Bunların hepsi
şov. Şimdi asıl konuya gelelim. Benim iddiam şu: Dünyada toplumlar için üst
tasarımları yapan bazı gruplar ve bu tasarımları uygulayan hükümetler var. Bu
üst tasarımcıların, istekleri çerçevesinde hayat yönlendiriliyor.
"Newton da
büyücüydü"
* Ben anladığımı söyleyeyim, mesela bazı güçlü örgütler var, Tapınak
Şövalyeleri, Gül ve Haç Kardeşliği, İlluminati gibi ve bunlar yüzyıllardır
yaşamlarımızı yönlediriyorlar...
Aynen öyle.
* Bunu Dan
Brown da söylüyor.
Ben yıllardır
söylüyorum.
* Ama o
senden daha zengin oldu...
Biz Türk'üz
oğlum. Bizi kolay dinlemezler. Ben Isaac Newton'un hiç bilinmeyen...
* Bir keşfini bulduğunu söylemeyeceksin herhalde.
Hayır, okült
çalışmalarını yayınladım. "Meğer Newton büyücüymüş" diye Amerikalı Newton
uzmanları bile şaştı kaldı.
* Senin bunları kafandan yazıp uydurmadığını nasıl anlayacağım? Newton'un el
yazılarını bulmadın herhalde?
Hayır,
ölümünden 10 yıl sonra 50 adet basılmasını istediği el yazmaları var. O
kitaplardan birinin tıpkı basımını yaptım.
* Ve o 50
kitaptan bir tanesini bile kimse bulamamış...
Newton, Mason
localarının başındaki insan. Sadece bu locaların liderlerine verilmesi için
hazırlamış bunu. Biri elime geçti. Anlatmak istediğim şu: Demokrasi, insan
hakları gibi kavramlar bile birer üst tasarım.
* Mesela
Yeşiller de mi Gül ve Haç kardeşliğinin tasarımından doğmuş?
Hayır ama
Yeşiller'in kurucusu dünyanın en büyük faşistlerinden biri. Hitler'in örnek
aldığı adam. Guido von List.
* Sosyalizm
de mi bir üst tasarım şimdi?
Marx'ın
kendisi komünist parti üyesi değil ama bir gizli örgüte üye olmuş. Hadi bakalım
yaz bunu Türkiye'de olay olsun. Sana bir de belge göstereceğim.
* Tabii
göstereceksin çünkü Marx'a sormamız mümkün değil. Hangi örgütmüş bu?
"League Of The
Just" Hakk Ligası, Hak Birliği diye Türkçeleştirebiliriz. Bu da İlluminati'nin
İslami kanadının bir örgütü.
* Yani
dolayısıyla Karl Marx da İlluminati'nin tasarımcılarından biri?
İlluminati
çizgisinin getirdiği Hakk Ligası örgütünün.
* Sonunda
Marx'ı da İlluminati uzantısının elemanı yaptık? İlluminati, Güller ve Haç
Kardeşliği, Türkiye'ye kadar uzanıyor diyorsun...
Tabii. Mesela
1963 yılında Cemal Birik diye bir kişi Türkiye'de Gül ve Haç şövalyeliğine
getirildi. Onu önerenler de Profesör Hazım Atıf Kuyucak ve eski Dışişleri Bakara
İhsan Sabri Çağlayangil.
* Onlar da
Gül ve Haç üyesi demek.
Evet. Ve
Masonlar aslında.
Zengin mi değil mi?
* Merak ettiğim bir şey var. Sen Türkiye'den kaçıp Paris'e gittin yıllar önce. Sonra nasıl zengin oldun?
Zengin
olduğumu kim söyledi?
* İsviçre'de o yayınevini, kültür merkezini kurmak az iş mi?
Ailemden kalan
araziler satıldı.
* Orası
tamam da sonra ne oldu? İsviçreli eşinin ailesinin bir bankası vardı değil mi?
Avrupa'nın en
eski bankasıdır. Onun da yardımı oldu. Çok köklü bir ailedir. Ailenin bir kolu
da ünlü Dupond'lar.
* Peki Sovyetler'le bu ilişkilerin kökeni ne?
60'lı
yıllardan beri vardı.
* CIA ajanı olup olmadığın konusunda da şüpheler var mı?
Doğu
Perinçek'in Aydınlık gazetesine göre KGB'nin Türkiye temsilcisiydim. Sonra
Sovyet sistemi çökünce CIA ajanı olduk mecburen. Bu arada Fethullah Gülen de
beni MOSSAD ajanı ilan etti.
* Peki
MİT'çi dediler mi?
Yok ama bir
sivil paşa dediler. Aslında ben VİS üyesiyim.
* VİS nedir?
Venezüella
istihbarat servisi. Onun Türkiye'deki adamıyım. Çünkü en güzel kadınlar orada.
Çad ve Somali de boşta. İstersen seni onlardan birine aldırayım.
* Kalsın. Neden korumayla geziyorsun?
Korumaları ben
istemedim. Devlet verdi.
* Neden?
Necip
Habletimoğlu öldürülünce Doğu Perinçek savcılığa gitmiş, sırada Aytunç Altındal
var demiş. Yugoslavya'dan ve Rusya'dan böyle bilgiler almış.
Vatikan da
onu izliyor!
* Senin Vatikan-Mafya bağlantıları konusunda iddiaların var.
Vatikan'ın
Mafya ve Naziler'le ilişkileri ayrı bir derya. II. Dünya Savaşı sırasında
Vatikan Yahudiler için kılını bile kıpırdatmadı. Çünkü 1929 yılında Mussolini
ile bir anlaşma yaptılar ve Vatikan devletini kurdular. Sonra Hitler'le
anlaştılar ve bütün Katolikler'e kilise vergisi koydurdular. Karşılığında da
Yahudi soykırımına ses çıkarmadılar. Bugün dünyada bir milyar Katolik her yıl
kiliseye vergi ödüyor. Vatikan devleti ise sadece 1011 kişi.
* Bu kadar
büyük rant olunca işin içinde mafya da oluyor tabii...
Mayfa direkt
işin içinde. Bunun en somut örneği İtalya'da P2 Mason Locası skandalında ortaya
çıktı. Mafya ve Vatikan'ın bankaları bu paraları aklıyordu. Bank Ambrossino'nun
müdürü Roberto Calvi, İngiltere'de bir köprünün altına asılmış olarak bulundu.
Yarım saat önce de sekreteri bankanın bulunduğu binanın onuncu katından aşağıya
atılarak öldürüldü.
* Vatikan
seni de öldürmesin Aytunç.
Bir hafta önce
İtalyan Republica gazetesinde benimle ilgili bir yazı vardı. "Vatikan bu adamın
ne yaptığını ilgiyle izliyor" diye yazılmıştı.
'Döndüğüm
filan yok'
* Yıllar sonra dinci olduğun yolunda suçlamalar oldu. "Solcu Aytunç döndü"
dediler.
Öyle dönme
mönme yok. Benim 1962'den bugüne kadar söylediğim şu: Bu memleketin bir dini,
gelenekleri var. "Senin problemin dine küfretmek değil, önce emekçinin haklarını
ön plana çıkar" dedim diye 1965'ten bu yana kötü adam sayıldım. İslam dinine
saygı gösterilirse, Türkiye'de sosyalist hareketin başarıya ulaşacağına
inanıyorum.
* Ama
çıktığın televizyon programlarında tutucu bir insan imajı çiziyorsun. Örneğin
misyonerliğe karşısın. Türk-Ermeni tartışmalarında Ermeni düşmanı gibi
görünüyorsun.
Ben Ermeni
düşmanı değilim. Dışnak ve Hınçak partilerinin düşmanıyım. Bu iki partinin
tüzüklerinin ikinci maddesinde "Amacımıza ulaşmak için şiddet ve terör
uygulayacağız" diyor. Türkiye'nin Ermeni sorunu yok. Bir Ermeni terörü sorunu
var. 20 sene önce sana bir Pontus meselesi çıkacak demiştim. Hatırladın mı?
* Diyelim ki
hatırladım.
Bak bugün bir
Pontus meselesi var Türkiye'nin. Bunu sana 83'te anlattım. Çünkü oralarda
yaşadığım zaman ben bu olayların içindeydim. Kimlerin nasıl planlar yaptıklarını
gördüğün zaman aklın duruyor. Belçika'da, Bizans'ın yeniden kurulması için iki
yılda bir sempozyum düzenlenir. Bizans toplantıları, 40 yıldır yapılıyor.
Kimsenin haberi yok. Ben onlara katıldım.
* Sen hangi
kılıkta karıştın aralarına?
Kılıksız
karıştım canım.
* Ajanlık
filan durumları var mıydı?
Sen istiyorsan öyle olsun.
DSS