ALLAH MI ATATURK MU?
 

http://www.ensonhaber.com/news_detail.php?id=50622

Yabancı böyle yorumladı: Allah mı Atatürk mü?
Yabancı böyle yorumladı: Allah mı Atatürk mü?
BU HABER BAŞKA YERDE YOK!
17 Mayıs 2007 Perşembe 13:15
İsviçre’de yayınlanan NEUE ZÜRCHER ZEITUNG gazetesinde yer alan yorumda,  Türkiye'de İslamcılarla Laikler arasındaki mücadeleye dikkat çekiliyor.
 
           Türk ordusunun ılımlı İslamcı Abdullah Gül'ün
cumhurbaşkanlığı adaylığına karşı müdahale tehdidinden
bu yana Türkiye huzura kavuşamadı. Laikler bu konuda
illa da liberal fikirleri temsil etmiyor.
 
 
     Dayanağı olan bir açıklama arayışı, anlaşılır bir durum;
Türkiye'de olan bitenler, yaygın kanıları allak bullak ediyor.
Bir yanda aralarında birçok kadının, gencin, iyi eğitimli ve
Avrupai orta sınıfın temsilcilerinin olduğu yüz binlerce kişi,
ülkeyi son yıllarda daha önce hiç kimsenin yapamadığı kadar
Avrupa yolunda ilerleten bir hükümeti protesto ediyor. Bir
yanda laik Cumhuriyet'in çökeceği korkusu orduyu darbe
tehdidinde bulunmaya sevk ediyor. Generaller tehdide bahane
olarak okulda ilahi okunmasını ve Kur'an yarışmalarını
gösteriyorlar.
 
     En Önemlisi Atatürk
 
     Prof. Türkan Saylan, Türk kızlarının okula gönderilmesine
çalışan ve bu nedenle Türkiye sınırları dışına taşan bir saygı
gören Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin Başkanı. Türkan
Saylan Ankara, İstanbul ve son olarak da 13 Mayıs'ta yapılan
"Cumhuriyet Mitingleri"yle milyonları AKP Hükümetine karşı
harekete geçirenlerden biri. Türkan Saylan şu anda Avrupa'daki
şaşkınlığın ne kadar büyük olduğunu hissetmiş olmalı, zira
geçen hafta ortasında AB'ye açık bir mektup yazdı. Saylan
bu mektupta, Avrupa'nın Türkiye'ye karşı politikasının
muhasebesini yapıyor ve Avrupa'ya Türk ulusunun görüşünü
anlatıyor.
 
     Türkan Saylan mektubunda, "Türkiye Cumhuriyeti halkı
bazı konularda oldukça hassas... En önemli Atatürk. Köy veya
kentli, 7'sinde veya 70'inde; alt yahut üst düzeyden herkes
bu ülkenin yaratıcısı olan, reformlar yapmış ve laik düzeni
kurmuş bu büyük insana istisnasız saygı duyar ve içtenlikle
sever. Sadece bölücüler ve radikal dincilerle çok az aydın
farklı düşünür" diyor ve şöyle devam ediyor: "Şimdi Avrupa
Birliği yetkilileri de Atatürk'ü eleştirirlerse, zaten pamuk
ipliğine bağlı olan ilişkilerimize zarar veririler." Saylan'a
göre, Avrupa'nın ordunun siyasete etkisine dair eleştirileri
de aynı etkiyi yaratıyor. Saylan, Türkiye'de halkı ve orduyu
birbirine bağlayan saygı ve sevginin ne kadar güçlü olduğunu
ne Avrupalıların, ne de ABD'nin tahayyül edebileceğini yazıyor.
 
     Orta Sınıf Nerede?
 
     Bununla her tür siyasi özgürlüğün çerçevesi sınırlanmış
mı oluyor? İstanbullu liberal düşünür Murat Belge, sosyalist
veya liberal demokratlar - Atatürk'ün fikirleriyle pek ortak
yanı olmayan siyasi tasarılar ne olacak diye soruyor. Bunlara
II.Dünya Savaşı'ndan sonra AB'de siyasi düşüncenin önemli bir
kısmını belirleyen çoğulculuk ve antimilitarizm, ferdiyetçilik
ve açık toplum düşünceleri ilave edilebilir.
 
     Mitingleri düzenleyenler için bu tür fikirlerin pek
ağırlığı yok. Onların konuşmalarında söz konusu olan "ulusal
birlik", "yurt dışının yeni sömürgeci nüfuzu", "anavatanın
bölünmesi" ve tabi "dini reaksiyon". Bunlar, ordunun da
açıklamalarında kullandıklarının aynısı ve büyük bir tabuyu
oluşturan yapı taşları. Bu tabu, Cumhuriyet'in kurucusu olan
ve giderek daha da yüceleştirilen Atatürk'un mirasıyla haklı
çıkarılıyor. ADD Yönetim Kurulu üyesi Ali Ercan, Ankara'daki
mitingde Anıtkabir'deki ölü devlet adamına "Ulu lider Kemal
Atatürk..." şeklinde doğrudan hitap ederek: "...bizden
ayrıldığından bu yana 24.992 gün geçti. Bugün utanç ve
üzüntüyle huzundayız" dedi.
 
     Perihan Mağden, köşe yazısında alayla "Keşke ben de
Kemalist Dininin bir mensubu olsaydım. Her daim vesayet
altında bir çocuk gibi yaşasaydım" diyor ve devam ediyor:
"O zaman Anıtkabir'in mermerlerine başımı dayar, bi yandan
mermerleri öperken iki yandan 'Çok yalnızım Atam!' derdim.
Mozoleden ses gelirdi: "Yalnız değilsin! Kendini benim
vekilim telakki eden Büyükanıt Paşan, kendini benim
partimin başı kabul eden Baykal amcan, senin gibi
hissseden yüz binlerce demokrasi özürlü kardeşin var."
 
     Mağden gibi birçok liberal aydın da AKP'nin islami
tehlike yarattığını düşünmüyor. Bunlardan 500'ü hafta
başında ordunun darbe tehdidine karşı bir bildiri yayımladı.
Bildiride, "Laik Cumhuriyet'in ordunun muhtıralarıyla değil,
daha fazla demokrasiyle güçlendirileceğine inanıyoruz"
deniyor. Böylesine açık kelimeleri şimdiye kadar ne muhalefet,
ne de İzmir'de bir savaş gemisinin mürettebatına tezahüratta
bulunan miting katılımcıları kullandı. Zira 500 akademisyenin
bildirisinde talep edilen daha fazla demokrasi, gösteri
yapan laik orta sınıfın sorunlarını çözmüyor. Daha fazla
demokrasinin hedefi, şimdiye kadar haksızlığa uğramış
kesimlerin -yani dindar Anadolu'nun ve Kürtlerin- siyasi
entegrasyonu. Bu kesimler ideal laik Türk imajına hemen
uymayan, yine de ekonomik, kültürel ve de siyasi olarak
kendilerini giderek daha fazla hissettiren gruplar.

 

Ensonhaber- ÖZEL

 

ANA SAYFA