Alevilik
İslamiyet'in içinde değil
Alevilik mezhep değildir. Aleviliğin dini de aşan özelliği vardır.
Bir felsefe, yaşam biçimidir. İslam'dan etkilense de, kadın konusunda
ilgisi yoktur
Alevilerin gerçek adı Kızılbaş'tır. Kızılbaşlık, 1850'lerde
'Alevilik' oldu. Çünkü öyle rencide edildi ki, önderler Aleviliği
korumak için isim değiştirdi
Başbakan bizimle görüşmüyor bile. Belediye başkanıyken
Karacaahmet'te olan cemevimizi yıkmaya çok uğraştı. AKP'nin zihniyeti
Alevileri yok sayıyor
10/10/2005 (10282 kişi okudu)
NEŞE DÜZEL (E-mektup
|
Arşivi)
NEDEN? Kazım Genç
Türkiye, AB'yle müzakerelerde yıllarca yok saydığı sorunlarının
aslında var olduğunu bir kez daha görecek. Türkiye'nin en ciddi ve en
gizli sorunlarından biri olan Alevilik de, şikâyetlerine bir çözüm
bulunması isteğiyle yakında gündeme geliyor zaten. Üç ayrı dernek ve
vakıf tarafından temsil edilen Aleviler, 17 Kasım'da çıkacak 2005
İlerleme Raporu öncesinde AB yetkilileriyle görüşüyorlar ve daha da
görüşecekler. Şikâyetlerini ve isteklerini onlara iletecekler. Alevi
dernekleri, Aleviliğin dini konumu konusunda aralarında anlaşamasalar da
(bir bölümü Aleviliği Müslümanlığın parçası görürken, bir bölümü
Aleviliği Müslümanlıktan ayrı görüyor), bu derneklerin, Alevilere
uygulanan ayırımcılık konusunda aralarında görüş ayrılığı yok. Bugün, 81
vali arasında bir tek Alevi bulunmadığı gibi, devletin 400 genel
müdüründen biri bile Alevi değil. Devlet içindeki bu ayrımcılığın yanı
sıra, Alevilerin ibadethanelerini açmalarına da zorluk çıkarılıyor. Hacı
olmak için gittikleri Hacı Bektaş Veli dergâhı müze statüsünde
tutuluyor. Okullarda çocuklarına Sünnilik öğretiliyor. Bunları ve AB'ye
neler ileteceklerini Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Başkanı, Alevi
ve Bektaşi Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi Kazım Genç'le konuştuk.
Aleviler Avrupa Birliği'yle görüşmelere başlamış. AB'yle hangi
konuları görüşüyorlar?
Biz geçen sene İlerleme Raporu yayımlanmadan önce de AB yetkilileriyle
görüştük. Geçen yıl onlara sıkıntılarımızı anlatmıştık. Alevilerin
asimile
edilmesinin önüne geçilmesi gerektiğini söylemiştik. Türkiye'de Diyanet
diye bir devlet kurumunun bulunduğunu, okullarda zorunlu din dersi
okutulduğunu anlatmıştık. Bu yıl da sorunlarımızın hâlâ çözülmediğini
söyleyeceğiz. Geçen sene ekimde, 'Cemevleri Alevilerin ibadet yeridir'
diye 6 bin imza toplamıştık. Bunu Avrupa Parlamentosu'na iletmiştik.
Şimdi de okullardaki zorunlu din dersinin kaldırılması için bir milyon
imza topladık. Bu imzaları Cumhurbaşkanı'na, TBMM Başkanı'na ve Avrupa
Parlamentosu'na vereceğiz.
Alevilerin AB'den başka beklentileri nedir?
Biz, azınlık lafı telaffuz edilmeden bireysel hak ve özgürlüklerimizi
istiyoruz. 2004 yılı İlerleme Raporu Kürtleri ve Alevileri azınlık
olarak niteledi. Aleviler kendisini azınlık olarak görmüyor. Kendisini
ulusal kurtuluş mücadelesini veren taraf ve Cumhuriyet'in kurucu unsuru
olarak görüyor. AKP hükümeti ise Alevileri yok sayıyor.
Alevilerin Türkiye'de yok sayılması AKP hükümetiyle mi başladı?
Tabii ki AKP'yle başlamadı. Aleviler Osmanlı'da da, Cumhuriyet döneminde
de asimile edildiler, yok sayıldılar. Eskiden hükümetler, başbakanlar,
bizim için gene hiçbir şey yapmazlardı ama bizimle görüşürlerdi. Bu
hükümet ve Başbakan bizimle görüşmüyor bile. Erdoğan İstanbul Belediye
Başkanı'yken bizim Karacaahmet'teki cemevimizi yıkmak için çok uğraştı.
Çünkü onların temsil ettiği düşünce Aleviliği yok sayıyor. 'Alevi'nin
kestiği yenmez, Aleviler yıkanmaz, pistirler, Alevi'nin altı hayvan,
üstü insandır, Aleviler yemeğin içine tükürür, Alevi öldüren doğrudan
cennete gider' yaklaşımının ağır bastığı zihniyetin temsilcisi bunlar.
Biz, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak bir araştırma yaptık.
Hangi konuyu araştırdınız?
Anadolu genelinde 1000 Alevi'ye 'Alevi olmaktan ötürü ne tür sorunlar,
somut olaylar yaşadınız' diye sorduk. Ortaya söylediğim sonuçlar çıktı.
Anadolu'da Alevilere, bu iftiralarla ve önyargılarla bakılıyor işte.
Oysa Atatürk, Erzurum ve Sivas kongrelerinden sonra Cemalettin
Çelebi'yle görüşmüş ve Alevilerin ulusal kurtuluş mücadelesine desteğini
almıştı. Nitekim Cemalettin Çelebi, Atatürk'ün başkanlığındaki ilk
Meclis'te başkanvekili oldu. Ancak daha sonra Alevilerin inançları,
ibadet yerleri yok sayıldı ve hâlâ yok sayılıyor. Türkiye 81 ildir Neşe
hanım... Aralarında bir tane Alevi vali bulamazsınız. Bir tek Çankırı
Valisi vardı. CHP'den aday oldu. Yargı kararıyla geri dönünceye kadar
akla karayı seçti. Devlette 400 genel müdürlük var. Bunların arasında da
bir tane Alevi bulamazsınız. AKP'nin 356 milletvekili var. Tek bir Alevi
yok. Milli Eğitim ve STK'dan sonra üçüncü büyük kadrolu, 1.3
katrilyonluk bütçeli Diyanet'te 100 bin kişi var. Burada da Aleviler
yok.
Alevilerin çok acılardan geçtiğini, kendilerini saklamak zorunda
kaldıklarını biliyoruz. Aleviler özel bir statü istiyorlar mı?
Biz özel yurttaş değil eşit yurttaş olmak istiyoruz. Hiçbir yurttaştan
ne bir adım ileride ne de bir adım geride. Alevilerin 81 validen 20
valilik, hükümet kurulurken üç bakanlık gibi kamusal alanla ilgili bir
talepleri asla yok. Alevilerin tek bir talebi var. Alevi inancı ve
kültürüyle, cemevimizle, ibadetimizle, bu ülkede hiçbir ayırımcılığa
uğramadan yaşamak istiyoruz biz. Hacı Bektaş Veli bizim ser çeşmemizdir,
yani kutsal çeşmemizdir. Burada Hacı Bektaş dergâhı vardır. Bir
külliyedir bu, içinde dergâh ve cemevi vardır. Tekkeler ve zaviyeler
kapatılırken bu dergâh da kapatıldı. 60'larda ise müze statüsünde açıldı
ve hemen yanına cami yapıldı. Cami 24 saat hizmet verirken müze
statüsündeki dergâh mesai saatlerinde açık tutuluyor. Bu zulüm değil
midir? Hacı Bektaş dergâhı Alevilerin kâbesidir. Aleviler oraya gitti mi
hacı olurlar.
Müzede mi hacı oluyorsunuz?
Evet. Devlet dergâhımıza müze demiş. İbadethanemizi müze gibi parayla
ziyaret ediyoruz.
Alevilerin en temel sorunları neler Türkiye'de?
Bizim üç temel sorunumuz var. Diyanet İşleri Başkanlığı, zorunlu din
dersi ve bu ülkede Aleviliğin kimlik olarak yok sayılması. Aleviler
asimile ediliyor, inançlarını ve kültürlerini yaşamalarına engel
olunuyor. Alevilik Anadolu'nun yasaklı bir inancıdır, kültürüdür. Oysa
binlerce yıl boyunca Anadolu'dan geçmemiş kültür yoktur. Bu kültürlerin
hepsi bir tarafa bırakılarak, resmi ideolojinin 'Tek din Müslümanlık,
tek dil Türkçe, tek ırk Türk' söylemi yerleştirilmeye çalışılıyor. Oysa
tek olan sadece Türkiye'dir. Anadolu'da Süryani, Rum, Ermeni, Laz, Kürt,
Türk pek çok ırk yaşar. Bu ırkların ortak özelliği de hepsinin Türkiye
vatandaşı olmasıdır. Ama bizi yok sayıyorlar.
Sizi nasıl yok sayıyorlar?
Mesela Aleviler 'Müslümandır' deniyor. Böyle bir
şey olabilir mi? Ben değilim diyorum. Benim dinim konusunda sen nasıl
fetva verebilirsin? Ülkeyi yönetenlerin, siyasilerin bu konuda söz hakkı
olmamalı. Laik bir ülkenin yöneticilerinin benim inancıma karışmaya
hakkı yok. Başbakan, 'Alevilik bir inanç değildir. Ali'yi sevmek
Alevilikse, en çok Ali'yi ben seviyorum diyor. Bu bize hakarettir.
Alevilik sadece Ali'yi sevmeye indirgenemez. Bizim ikinci temel
sorunumuz ise cemevleridir. Eskiden imar planı yapılırken okul,
park, bahçe ve cami için yer ayrılırdı. AB'nin zoruyla 2003'te İmar
Kanunu değişti ve caminin yerine 'ibadet yeri ayrılır' cümlesi konuldu.
Ama sorun çözülmedi, biz hâlâ cemevi açamıyoruz.
Niye?
Çünkü 57'nci hükümet döneminde hangi kurumlara bedava elektrik
verileceğine dair bir Bakanlar Kurulu kararı çıkarıldı. İbadethaneler
arasında cami, kilise, sinagog, kilise sayıldı ama cemevi sayılmadı.
Böylece buradan 'cemevi ibadet yeri değildir' sonucu çıkarıldı.
Sultanbeyli'de, Kartal'da cem evi açmak istedik, izin verilmedi.
Sultanbeyli için 11 bin imza topladık.
Otuz metre ötede cami var ama bizim inşaatı emniyet ve belediye
durdurdu. Biz cemevi için arsa istediğimizde, 'Siz de Müslümansınız,
ibadet yeriniz camidir, buyurun gelin camiye' diyorlar. Ne hakla inanç
yerimin cami olduğunu bana zorla öğretmeye çalışıyorsun?
Türkiye'de az sayıda da olsa cem-evi var. Bunları nasıl açabildiniz?
Türkiye'de 87 bin cami, 100 kadar cemevi var. Biz cemevlerimizi kendi
olanaklarımızla yapmaya çalışıyoruz. Diyelim ki Pir Sultan Abdal Kültür
Derneği Alibeyköy Şubesi derneğe bir arsa alıyor. Arsanın üzerine dernek
binasını inşa ediyor. Bir yerine de cem-evi yapıyor. Eskiden ibadetimizi
köyün en büyük odasında korkarak yapardık. Asker basar diye nöbetçi
dikerdik.
Alevilerin nüfusu nedir?
İlk nüfus sayımında cumhuriyetin nüfusu 12 milyondu. Alevilerin sayısı
da 4.5 milyondu. Aleviler nüfusun yüzde 35'ydi. Bugün nüfus sayımı
yapılırken insanlara inancı sorulmuyor. Biz Alevilerin yoğun yaşadıkları
illere ve partilerin oy oranlarına bakarak Alevilerin nüfusunu bugün
20-25 milyon tahmin ediyoruz. AB'nin 2004 raporunda ise bu rakam 12-20
milyondu. Türkiye'de Alevi nüfusun en yoğun olduğu yer Balıkesir'dir. En
çok asimilasyon da oradadır. Alevilerin hepsinin nüfus kâğıdında İslam
diye yazıyor. Laik bir ülkenin nüfus kâğıdında din hanesi olmaz. AB
ülkelerinde din hanesi yok. Ama Türkiye laik değil. Eğer bir ülkenin
anayasasında zorunlu din dersi ve Diyanet İşleri kurumu varsa ve bu rada
tek bir din organize ediliyorsa o ülkenin laik olduğu söylenebilir mi?
Aleviler, sadece Sünnilere ait bir Diyanet İşleri olmasını bir
ayrımcılık olarak mı görüyorlar?
Anayasa'nın 136'ncı maddesi, 'Diyanet İşleri Başkanlığı laiklik ilkesi
doğrultusunda bütün görüş ve düşüncelerin dışında kalarak ve milletçe
dayanışma duygusunu amaç edinerek özel kanunda gösterilen görevleri
yerine getirir' diyor. Ama açıyorsun Diyanet Kanunu, 'İslam dini
için...' diye başlıyor. Başka dinlere asla yer yok burada.
Peki Alevilik İslam'ın içinde yer almıyor mu?
Alevilerin bir bölümü İslam olduğunu kabul etmiyor, bir bölümü ise
ediyor. Biz, Aleviliğin İslamiyet'in içinde olmadığını söylüyoruz.
Aleviliği, İslamiyet'ten önce var olan ve İslamiyet'ten farklı kendine
özgü bir olgu olarak görüyoruz. Alevilik, ta Orta Asya'dan şamanizmin
ritüellerini de alarak Anadolu'ya gelen, Musevilik'ten,
Hıristiyanlık'tan ve en geniş anlamda da İslamiyet'ten etkilenen bir
inanç, felsefe, kültür ve yaşam biçimidir.
Aleviler kendilerini Müslümanlığın bir mezhebi olarak mı yoksa ayrı
bir din olarak mı görüyorlar?
Bizim açımızdan Alevilik sadece bir inanç değildir. Bir mezhep ise asla
değildir. Din ve mezhep kalıbı Aleviliği daraltır bize göre. Alevilik
dini aşan özelliklere sahiptir. Bir kültür, bir felsefe bir yaşam
biçimidir. Alevilerin peygamberi de Hazreti Muhammed'dir ve Tanrı,
peygamber ve halife anlamında 'Hak, Muhammed, Ali' üçlüsü, Alevilere
rehberdir, Aleviliğin yüzde 80, 85'i İslam'dan etkilenmiştir ama
kadın-erkek ilişkisi, kadının hakları ve sosyal hayattaki yeri
bakımından Aleviliğin İslam'la ilgisi yoktur. Ben karımla cem-evinde yan
yana durur cemimi yaparım. Bizde çok kadınla evlilik yoktur. Mirasta ve
şahitlikte kadın, erkek eşittir. Bizde dini önder olarak erkek dedeler
olduğu gibi kadın analar vardır.
Bir bölümünüz Aleviliğin İslam'ın içinde olmadığını söylüyor. Bir
bölümünüz de Aleviliğe 'İslam'ın özü, Anadolu Müslümanlığı' diyor.
Aleviler arasında hizipler çıktığını ve anlaşamadıklarını duyuyoruz.
Alevilerin kendi içlerindeki sorunları neler?
Alevilik Anadolu'nun yasaklı bir inancı ve kültürü olarak Tunceli'de,
Sivas'ta, Balıkesir'de hep kendi ortamında birbirinden kopuk olarak
yaşandı. Alevi inancı bizim dedelerimizin beyinlerinde taşıdıkları
bilgilerle bugüne gelebildi. Baskılar ve yasaklar yüzünden Aleviliğin
yazılı ve basılı eseri yok. En eski basılı eser 1856 tarihlidir ve
Meclis kütüphanesindedir. Ondan öncekiler yakılıp yok edildi. Bu yüzden
Aeviler arasındaki farklılıklar doğaldır. Aleviliği on yıldır yüksek
sesle konuşuyoruz biz. Aleviliğin ortak bir noktada buluşabilmesi zaman
alacak. Aleviler, insanın tanrı olduğuna inanırlar. 'En el Hak' derler.
'Her ne ararsan kendinde ara. Hak Mekke'de, Kâbe'de, Hac'da değil. Bizim
tanrımız insandır, kâbemiz sevgidir' derler. Çok derin bir inanç, kültür
ve felsefedir Alevilik.
Hz. Ali Aleviler için kutsal. 'Alevilik İslam'ın içinde değil'
derken, Ali'yi nereye yerleştiriyorsunuz?
Bakın... Alevilerin gerçek adı Kızılbaş'tır.
Çeşitli politikalar sonucunda Kızılbaşlık ensest ilişkiye varıncaya
kadar o kadar rencide edildi ki, Alevi önderleri 1800'lerde 'Bizim
hakkımız alınıyor, horlanıyoruz, yok sayılıyoruz, katlediliyoruz.
(Düşünün ki, sadece Yavuz Sultan Selim'in talimatıyla 40 bin Alevi
katledildi.) Kendimizi korumalıyız. İsim değişikliği yapalım ve
Kızılbaşlığı kullanmayalım' dediler. Kim var bizi temsil edebilecek diye
sorduklarında da halifeliği elinden alınan, ibadetini yaparken sırtından
bıçaklanıp öldürülen, 12 çocuğu Kerbela'da katledilen, soyu kurutulmak
istenen ve hak için muhalif olan Hazreti Ali'nin de kendileri gibi
olduğunu gördüler ve 'Biz kendimize Ali taraftarları diyelim' dediler.
Böylece baskılar ve katliamlar sonucunda Kızılbaşlık, 1850'lerden
itibaren Alevilik olarak telaffuz edilmeye başladı. Alevilerin Ali'siyle
Muhammed'in Ali'si çok farklıdır. Ali'yi Aleviler mistik güce
büründürmüşlerdir.
AB sürecinde devletin Alevilere tavrında bir değişim oldu mu?
Değişiklik olmadı. Alevileri yok etme hâlâ sürüyor. Bu asimilasyon 12
Eylül'de çok arttı. Alevi köylerine camiler yapılmaya başladı. Çorum'da
cami yapılmayan Alevi köyü kalmadı. Bazı illerin valileri, askeri
görevlileri, karayolları yetkilileri, 'Köyünüze yol istiyorsanız,
köyünüze cami yapılmasına razı olacaksınız' diye köylülerle pazarlık
yaptılar. Çocuklarımıza hâlâ okullarda zorla Sünni İslam'ı öğretiyorlar.
Aleviler, haklarını istediklerinde bir tehlikeyle karşılaşacakları
endişesini taşıyorlar mı?
Tek tek vatandaşlar taşıyor. Tamirat bahanesiyle ramazanda lokantası
kapatılan bir kamu kurumunda çalışan bir yurttaşımız o kurumun başkanına
gitse ve ben Aleviyim. Yemeğimi verin' dese, kapının önüne konur.
Araştırmamızda böyle bir sürü örnek var. 'Gazi olayları'nda altı kişiyi
öldüren polis Aydın Albayrak'a mahkeme bir yıl sekiz ay ceza verdi.
Sonra bu ceza ertelendi. Daha sonra da kamu görevinden mahrumiyet
kaldırıldı ve bu polis görevinin başında şimdi. Alevilere yapılan zulüm
ve baskı budur işte.
Aleviler arasında bağnaz diyebileceğimiz gruplar var mı?
Her inancın radikalleri vardır. Biz sol kimliğimizle şimdi Pir Sultan
Abdal Kültür Derneği'nde hizmet veriyorsak, bu, bizim radikallerin ve
bağnazların Alevi Hizbullahını yaratmalarının önüne geçmek içindir.
Şimdi bu tehlike yok ama 20 yıl sonra çıkmayacağının garantisi olmaz.
Yaşamda her şey etki ve tepkidir. Alevilere baskı yaparsanız, onları
yakarsanız, Aleviler de şiddete yönelirler. Ama şu var. Aleviler,
katliamlara rağmen, Alevilik nedeniyle bugüne dek hiç şiddete
bulaşmadılar. Biz şiddeti reddeden bir inanç ve kültürüz. Bunun devamlı
olmasını diliyorum.