ALEVI BEKTASI SABETAY YAHUDI ILISKISI
http://www.angelfire.com/wy/yaw/Alevi-Bektasi/alevi-bektasi.html


|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Dün, Büyük âlim Hacı Bektaş-ı Veli’nin hayatından, inancından ve
yaşayışından bahsetmiştim. Bugün de tasavvufta takip ettiği yoldan bahsetmek
istiyorum...
O halde
Türkiye’deki bu ”derin devlet” ya da ”zinde güçler” kimlerdir?
II-
Dönmeler ve Kısa Tarihçesi: 1492 yılında İspanya’daki yahudiler oradan sürüldüler. Onlar da doğuya doğru göç ettiler. Osmanlı Devleti’ne sığındılar. Osmanlı Devleti de onların Balkanlarda çeşitli yerlerde, Selanik’te, Edirne’de, İstanbul’da, Bursa’da, İzmir’de yerleşmelerine izin verdi. Bunlar, Avrupa dillerini biliyor olmaları ve tıp bilgilerine sahip olmalarından dolayı, kâtip, tercüman, hekim ve hekimbaşı gibi sıfatlarla saraya sirayet etmeye başlamışlar, vezirler ve hatta bazen padişaha dahi yakın olmuşlardır. Ayrıca ekonomik alanda da gelişmişlerdir. Osmanlı’nın emanı ile belki de tarih boyunca hiç yaşayamadıkları 400 yıl güven içinde yaşamışlardır. Buna rağmen her zaman yaptıkları gibi Osmanlı’ya ihanetten geri kalmamışlardır. İslâm ümmeti ve devletindeki İslâm’ı anlama ve tatbik hususundaki zaafları istismar ederek Osmanlı Devleti’nin yıkılmasında büyük rol almışlar, hatta Osmanlı’yı yıkmakta kullanılan el olmuşlardır. Sabatay Sevi’ye gelince; o 1626’da İzmir’da doğdu. İspanya’dan Romanya’ya oradan da İzmir’e gelen bir yahudi ailesinin çocuğudur. Bazı yahudi hahamlarından dini eğitim aldı. 31 Mayıs 1665’de mesihliğini ilan etti. 1666’da tutuklanıp sarayda Sadrazam vekili ve kadı’nın huzuruna çıkartıldı. Ölüm korkusundan dolayı padişahın aslen yahudi olan başhekimi Hayatizaden Mustafa Fevzi Efendi’nin telkini ile müslüman olduğunu söyledi. Müslüman kıyafetine girdi ve Mehmet Efendi ismini aldı. 1676’da Arnavutluk’ta öldü. O gizli gizli kendi mezhebini yaydı ve kendisine takriben 200 aile bağlanmış ve onun gibi resmen din değiştirmiştir. Bunlar resmen müslüman milletine dahil olarak fakat aslında ise kendi yahudi inancı ve kimliklerini muhafaza ederek yaşarlar. İşte tarihte ”dönmeler” olarak adlandırılan cemaat böyle doğmuş olmaktadır. Daha sonraki tarihi süreç içinde bunlar üç gruba ayrılırlar. Kapaniler, Karakaşlar, Yakubiler. Daha çok Selanik, İzmir, Edirne ve İstanbul’da yoğunlaşmışlardır. 1900’li yıllarda Selanik’in nüfusu 150 bin civarındadır. Bunun 60 bini yahudi kimlikli 20 bini dönme olmak üzere 80 bini yahudidir. Bugün Türkiye’de takriben 200 bin dönme 100 bin yahudi azınlık kimlikli olmak üzere 300 bin civarında yahudi vardır. Selanik’in, Osmanlı’nın yıkılışı ve T.C. Devleti’nin kuruluşunda büyük rolü olmuştur. Osmanlı’nın yıkılması için çalışan Jön Türkler ve İttihat terakki Partisi, çeşitli mason lojaları, Abdulhamid II’yi 1908’de görevden indiren Hareket Ordusu Selanik’te kurulmuştur. T.C. Devleti’nin kurucusu M. Kemal Selanik’te doğmuş ve bir dönme okulu olan Şemsi Efendi Okulunda okumuş bir dönmedir. Ayrıca Jön Türkler’in liderlerinin hemen hemen tamamı İttihat Terakki Partisi’nin liderlerinin önemli bir kesimi dönmedir.
Osmanlı’nın yıkılışında İngiliz-Yahudi/dönme işbirliği:
Bu
İngiliz-Yahudi/dönme işbirliği ile Osmanlı yıkılmış ve yine bu işbirlik ile
Laik T.C. Devleti kurulmuştur. Dönmeler, Sabatay Sevi zamanından beri Balkanlarda, Edirne’de, İstanbul ve İzmir’de bazı Bektaşi, Mevlevi, Melaimi, Halveti ve hatta bazı Nakşi tarikatlarına sirayet etmişler. Onların bugünkü çeşitleri adetlerinin mimarı olmuşlardır. Mesela; Bektaşilik’teki ”mum söndü” olayı, Mevlevi’deki çeşitli inanış ve adetler gibi. Cumhuriyetten sonra da genelde tarikat, tekkeler, zaviyeler yasaklandığı halde bu üç tarikata dokunulmamıştır. Ve bazı tarikat şeyhlerine de dokunulmamıştır. Bu tür sirayetler onları bu toplum içinde çok iyi kamufle etmiş toplum onları pek fark edememiştir. Onları kendilerinden sanmışlardır. Mesela, şu anda Ankara’da Bektaşi tarikatının iki önemli dede-babası dönmedir. Mevlevi tarikatı şeyhi dönmedir. Laik T.C. Devleti kurulduğunda Anadolu’da halk yaşlılar, dul kadınlar, sakatlar ve çocuklardan müteşekkil idi. Osmanlı’nın son zamanındaki sürekli savaşlar ve sözde Kurtuluş Savaşı esnasında toplumun gençleri, aydınları, alimleri adeta katledilmiştir. Mesela; M. Kemal’in komutasındaki Anafartalar ve Çanakkale savaşında takriben 500 bin Anadolu toplumunun genci ketledilmiştir. Daha sonra da T.C. Devleti çeşitli katliamlar yapmıştır. Buna ilaveten İslâm’a karşı topyekün savaş ilan edilmiştir. İslâmî kurum, kuruluş ve kavramlara yönelik devrimler ardı ardına gelmiştir. Bunlardan birisi de Harf Devrimi’dir. Bu devrim ile halkın tamamı bir gecede okuma yazma bilmez konuma getirilmiştir. Latin harflerini bilen dönme ve yahudilere meydan tamamen kalmıştır. Onlar bu yeni devremin içerdiği eğitimi hem kendi açtıkları özel okullarda almışlar. Fevziye Liseleri, Işık Lisesi, terakki Lisesi, Robert Koleji, Galatasaray Lisesi v.b. Bu okulları Fransız, Amerika, İngiliz finansörlüğü ile dönmeler açıp yürütmüşlerdir. Hem de Avrupa’ya gidip çeşitli dallarda eğitim almışlardır. Ayrıca Harf Devrimi, bu halkı bütün kültürel, tarihi ve İslâmî kaynaklarından koparmıştır. Toplum kültürel köklerinden kopuk şaşkınlar topluluğuna dönmüş. Bu anda bir kompleks/aşağılık duygusu oluşturmuştur.Böylelikle bu toplumun muallimleri, doçentleri, aydınları, yöneticileri dönmeler olmuştur. Devletin önemli kurumlarında önemli yerlerde özellikle de ordu içinde tamamen onlar hakim olmuştur. Nitekim T.C. Devleti’nin başından bu güne kadar gelen Genel Kurmay Başkanlarının tamamına yakını onlardan olmuştur. Bugün de yine önemli yerlerde olanlar onlardandır. Laik Cumhuriyet Devleti’nin ilk günlerinde çıkan gazete, dergilerin özellikle de harf devriminden sonra çıkan gazete, dergilerin, sanatçıların, sinema, tiyatro sektörünün radyo ve TV’nin tamamı dönmelerin hakimiyetinde Ermeni, Rum azınlıkların elinde olmuştur. Dönme olmayanların çıkardığı gazete ve dergiler bu güne kadar ve bugün de dahil halen cılız ve çok zor şartlar altında yayın sürdürürler.
Türkiye’de büyük holdingler, servet sahipleri, TÜSİAD üyelerinin tamamına
yakını ya yahudi ya da dönmedir. Şu andaki YÖK’ün başkanı Kemal Gürüz, İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu ve önemli üniversitelerin rektörleri dönmedirler. Şu anda parlamentoda yahudi ve dönme milletvekilleri oldukça fazladır. İsrail’in kuruluşu esnasında Türkiye’de aktif rol almışlardır. 1943’de çıkartılan varlık vergisi uygulamaları ile Almanya ve Avrupa’dan Nazi tehdidi ile kaçıp Türkiye’ye gelen ve daha önce Türkiye’de var olan yahudilerin ve bir kısım dönmelerin Filistin’e göç etmeleri sağlanmış ve takriben bu uygulama ile 100 bine yakın yahudi ve dönme Filistin’e Türkiye’den göç etmeye zorlanmıştır. Bu uygulama aynı zamanda Avrupa’dan gelen yahudi göçünü Filistin’e kanalize etmiştir. Bunun dışında İsrail’in kuruluşunda T.C. Devleti’nin ne gibi rol aldığı ayrıca inceleme konusudur.
İsrail
kurulunca da onu ilk tanıyan devletlerin başında T.C. Devleti olmuştur.
Aslen bir dönme olan İsrail’in ikinci Cumhurbaşkanı İzak Ben-Zwi,
Türkiye’den giden Sabataycılardan/dönmelerden olduğu söyleniyor. Nitekim
İsrail Başbakanı Ben Gurion, Dışişleri Bakanı Golda Meir, Dışişleri
Müsteşarı Şimon Peres ve Genel Kurmay Başkanı Zui Zur ile birlikte 28
Ağustos 1958 günüü Türkiye Başbakanı Adnan Menderes ile görüşmek için gizli
bir ziyaret yapmış olması da dikkat çekicidir. Dönmeler yahudi oldukları için aralarında birlik yoktur. Ortak düşmanları ya da maslahatları ortadan kalkınca, kendi aralarında menfaat kavgaları olmaktadır. Bir kısmı İsrail yanlısı politika, bir kısmı ABD yanlısı politika, bir kısmı İngiltere yanlısı politika güdüyor olması dönme oldukları gerçeğini değiştirmez.
Türkiye’de gerçek iktidarın/derin devletin ”dönmelerden” oluşturduğu
gerçeğinin bilinmesi ne ifade eder? Şehulislâm Mustafa Sabri Efendi (1869-1954) bu gerçeği gören aydın müslümanlardandı. Hicret ettiği Mısır’da bu gerçeği anlatmaya çalıştı. Mesela; ”Hilâfet’in İlgasının Arka Planı” isimli eserinde şöyle diyordu: ”Oysa Türkler adına konuşan ve onlar adına iş yapanların ne gerçek Türklerle ne de İslâm’la bir ilgisi vardır. Bilakis onlar hile ve cebirle yönetimi ele geçirmiş, Türk halkının canına, malına ve dinine musallat olmuş ”dönmelerden” başka bir şey değildir. Onların sayesinde bugün Türk halkı fakir, zayıf ve geri kalmıştır. Bazı Arap kardeşlerimizin Türk halkına zorla musallat olan bu dönmelerin yaptıklarını Türk halkına malettiklerini ve Türk milletine düşman olmaya çağırdıklarını görüyoruz.” Müslüman kardeşlerimizin bu hususa dikkat etmeleri, İslâm için can veren Türk milleti ile onlar üzerine musallat olmuş azınlık grubu karıştırmamaları gerekir.”
Son
günlerde Türkiye’de müslümanlara hitap eden bazı basın organlarında
Türkiye’deki dönme gerçeği anlaşılmaya başlandı elhamdulillah. Bu hayra
vesile olur inşaallah. |
|
Aslan-Geyik-Tavşan |
|||
http://www.sabetay.50g.com/Tarikat/tarikat.html
|
|
|
|
La règion
du Castellum-Aegis Centrum, comprenant le prèfecture de Smyrne et une partie
du prefecture de Magnèsie, est habitèe par une population de plus de 10.000
Juif-Bakhtasis auxquels il faut ajouter 3.000 Juif-Bakhtashis du prèfecture
de Palèo-Castro. Ils y ont èmigrè depuis 1910; ils attendent anxieusement la
libèration de leur Patrie pour regagner leurs foyers. |
|
|
|
|
İzmir
vilayetiyle, Manisa vilâyetinin bir kısmını ihtiva eden Kale-Merkez Ege
bölgesinde 10.000'den fazla Yahudi-Bektaşi nüfusu ikâmet etmektedir ve
bunlara Paleo-Castro (Balıkesir) vilâyetindeki 3.000 Yahudî-Bektaşi'yi de
ilâve etmek lüzum eder. (Onlar) Oraya 1910 yılından itibaren hicret ettiler;
Vatanlarının hürriyete kavuşmasını ve ocaklarına (ortamlarına) geri dönmeyi
sıkıntı içinde bekliyorlar. |
|
|
|||||||||||||||||||||||
|
|
www.akademya.org
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ |
|
|
|
|
|
Bu klan
Sefarad kökenli olup, 2. Beyazit’in fermanı üzerine İspanya’dan Anadolu’ya
göç eden büyük soylardan biridir. Genelde Amasya, Çorum, Sivas ve İç-Doğu
Karadeniz bölgelerine yerleşmişler, bu alanlarda Alevilik içinde
örgütlenmişler ve birçok tekkeyi ele geçirmişlerdir. Kanuni Sultan Süleyman
padişahın güvenini kazanan bu soy hala daha Alevilik içinde hatırı sayılır
bir konuma sahiptir. CEM Vakfı başkanı İzzettin Doğan’a da yakın olan
Nebioğulları Karadeniz bölgesinde de Sunniler’in içine sızmış ve bölge
ticaretinde etkin rol almıştır. Şu anda Türkiye’nin her tarafında, her
alanda etkinlik göstermektedirler. |
|
|
|
|
|
|
|
Tarih ve
Demokrasi Forumu iyi işler yapıyor, sağlam bir ekibi var ve tam yerine
parmak basıyor. İstihbaratları kuvvetli. Birçok şey öğrenebiliyoruz. Dün,
bir usta buradan bir alınti gönderdi, Şevket Mocan ve Nebioğlu ailesiyle
ilgili. Bayağı ilginç. Sarah Aliye Rana da ‘Nebioğu Klanı’ diye bir yazı
yazmış, hayli enteresan ve aydınlatıcı. Ne hikmetse buram buram İslam kokan
bu soyisimler hep sabbataist’in, yahudi’nin, Mason’un, kemalist’in üstünde
kalmış, ziyadesiyle manidar… Tabii ki arif olana… |
|
|
|
|
TEKZİP |
|
|
|
|
|
Kuzguncuk |
||
http://www.sabetay.50g.com/Tarikat/Bektasi/bektasi.html den bektasilik hakkinda yazi.
http://www.angelfire.com/wy/yaw/Alevi-Bektasi/Not/not.html
|
BİRKAÇ TARİKAT BÜYÜĞÜ
1868 Yanbolulu Elhac Ali Turabi Dedebaba'nın Hakk’a yürümesi (p.o.1849) S.19yıl 1871 Ali Celalettin Çelebi'nin Hakk’a yürümesi (doğ.1808) 1874 Selanikli Hacı Hasan Dedebaba'nın Hakk’a yürümesi (p.o.1868) S.6yıl 1878 Feyzullah Çelebi'nin Hakka yürümesi (doğ.1811) 1879 Konyalı Perişan Hafız Ali Dedebaba'nın Hakk’a yürümesi (p.o.1874) S.6yıl Deli Şükrü (Alevi Ozanı) 19. yüzyılda yaşamıştır. Mehmet Ali Paşa'nın Mısır Hidivi olduğu sırada, Kaygusuz Dergâhında Postnişinlik etmiştir. Ayrıca, Deli Şükrü adlarında Kütahyalı ve Selanikli iki halk ozanı daha yaşamıştır. Üçünün şiirlerini de birbirinden ayırmaya olanak yoktur. El-Hacc Abdülgâni Baba: Mücerred Baba’dır. Müverrihler yıllar sonra; 06 Teşrin-i Sâni 1307 tarihinde Yakovalı Ramazan bin Seydi Efendi’nin bir evrakına binaen, kendisinin evli olduğuna hükmetseler de yol oğlu ile bel oğlunu birbirine karıştırarak, yanlış tarihsel sonuçlara ulaşmışlardır. Abdülgâni Baba (H. 1258-M. 1840) tarihinde Postnişin olup (H. 1289 M. 1873) yılında Hakk’a irtihal eylemiştir. O dönemin Pirevi postnişini Selanikli Hacı Hasan Dedebaba’yı (1285-1291) Hacı Bektaş ilçesinde ziyaret etmiş ancak dönüşte hastalanmıştır. ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Melâmi Büyüklerinden Alî Urfî Efendi: Gürice doğumlu olup, 1305/1887’de Selânik’te vefât etmiştir. Mısır’da uzun zaman kalmış alim ve fâzıl bir zâttır. Seyyid Muhammed Nûr’a bağlanıp halife olduktan sonra Selânik’teki evini tekke olarak müridlerine açmıştır. Bu zâtın da manzûm ve mensûr eserleri vardır. Eserlerinden birkaçını şöylece sıralayabiliriz: Seyyid Muhammed Nûr’un Vâridât Şerhi ile Kitabü’r-reşad fi’l-mebdei ve’l-me’âd’ının Arapça aslından tercümeleri, Şerh-i Divanı Niyazi Mısrî, Terceme-i İnsân-ı Kâmil, Şerh-i Gazel-i Üftâde. “Ilgaz Zorlu’nun, “Evet Ben Selânikli’yim” adlı eserinde iddiâ ettiği saçma görüşleri şiddetle reddeder, ilm-i ledün hakkında bilgisi ve zevki olmayan birinin hezeyânı olarak görür, Alî Urfi Ef.’yi hürmetle yâdederiz.” (İnc. a.g.e. sh.45, v.d. 6. baskı, Temmuz 99) ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ NÂZIM & MELÂMÎLİK Nazım’ın diğer eşi Piraye Hanım (Memet Fuat’in annesi) Nazım’dan önce Vedat Örfi ile evliymiş. Vedat Örfi’nin dedesi Ali Örfi Efendi, Selanik’te Melamilik Dergâhı başı olan Ali Örfi Efendi bir Sabetaycı ve yalısını da Sabetaycı cemaate bağışlamış. (Bkz. Ilgaz Zorlu'nun kitabı) Nazım’ın eşlerinden Münevver zaten dayısının kızı ve Münevver Hanım’in ilk eşi Ressam Nurullah Berk. Münevver Hanım, babasından nefret eden Mehmet Nazım'ın yani Nazım Hikmet'in oğlunun da annesi. Polonya vatandaşı olarak öldü. (Burada dikkati çeken Berk ve Berkin soyadları. 99) ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Bir Halifebabaya Göre Mason, Bektaşi ve Melâmî Jöntürkler Merhum Halifebaba Turgut Koca’dan kalan evrak arasında bulunan, kendisinin hazırladığı ‘’İttihat Terakki Üyeleri’’ başlıklı bu listeyi araştırmacıların dikkatine sunuyoruz. MASONLAR : Ali Fuat (Cebesoy), Ağaoğlu Ahmet Bey, Abdurrahman Şeref, Dr.Akil Muhtar (Özden), Abdullah Cevdet, Dr. Bahattin Şakir, Beşir Fuad (İlk pozitivist), Cavit Bey (Maliye Nazırı), Cevat Abbas (Bey), Eşref Sencer Bey (Kuşçubaşı), Edip Servet Bey, Halil (Kut) Paşa, (Enver Paşa’nın amcası), Hüseyin Cahit Yalçın, Halil Şerif Bey, İsmail Canpolat Bey (Dahiliye Nazırı), Kara Kemal Bey, Kazım Nami Duru, Mehmet Reşit, Mahmut Şevket Esendal, Nuri (Kıllıgil) Paşa (Enver Paşa’nın kardeşi), Osmancıklı Nuri, Dr. Nihat Reşat Belgevi, Dr. Rıza Nur, Sait Halim Paşa, Şemsettin Günaltay, Dr. Tevfik Şükrü Bey, Talat Küçük (Muşkara), Prof. Veli Bey, Yusuf Akçura, Hüseyin Kadri Bey, Hüseyin Haşim Sanver, Mithat Paşa, Nuri Bey (Yeni Osmanlıcı). BEKTAŞİLER : Ahmet Rıza Bey (Ayan Reisi), Ahmet Nesimi Bey (Hariciye Nazırı), Ali Haydar Mithat, Ali Şefik İzmirli, Ali Rüştü Hersekli, Ali Rıza Kırımi, Asaf Derviş, Ali Rıza Paşa, Gazi Ahmet Muhtar Paşa, İsmet Fazlı Bey, (Debreli) Behçet Efendi, Esat Paşa (Draç mebusu), Eyüp Sabri (Akgöl Bey), Avlonyalı Ferit Paşa, Selanikli Fazlı Necip, Şeyhulislam Ürgüplü Hayri, Hasan Rıza Paşa (Hudeyce mebusu), Çerkez Hayrettin Paşa (Tunuslu), Hilmi Tunalı Bey, Halil Muvaffak Bey, Şair Hüseyin Sıret, Kimyager Hüseyin, Hasan Tosun Bey, Gümülcineli İsmail Bey, İbrahim Temo, Dr. İsmail İbrahim Efendi (Dobrucalı), Kamil Paşa, Lütfi Fikri Bey (Dersim mebusu), Mahmut Paşa (Çürüksulu), Mithat Şükrü Bey (Bleda), Çorum mebusu Muhiddin Bey, Mahmut Nedim Paşa, Giritli Muharrem, Milaslı Murat Asker, Veteriner Mehmet Bey, Mustafa Ragıp, Mustafa Hayri Ürgüplü, Dr. Nazım Bey, Nabi Bey (Yücekök), Ömer Naci (Muallim Naci), İzmir Valisi - Mebusu Rahmi Bey, Rauf Ahmet Bey (İstanbul mebusu), Dr. Rusuhi Bey, Hariciye Nazırı Rıfat Paşa, Refik Bey (Manyasizade Adliye Nazırı), Dr. Rıfat, Eczacı Raşit Tahsin, Reşat Paşa Matlı, Dr. Refik Nevzat Bey, Recep Peker, Binbaşı Sabri Bey, Sezai Bey (Şurayı Ümmet Redaktörü), Bosnalı Veli Bey, Yakub Cemil Bey, Saffet Lütfü Tozan. MELAMİLER : Ahmet Şükrü (Maarif Vekili), Ali Suavi, Ahmet Vefik Paşa, Ahmet Mithat Efendi, Bezmi Nusret (Kaygusuz), Cemal Paşa, Fevzi Çakmak, Hafız Hakkı Paşa, Hüseyin Avni Paşa, Kadir Efendi (Hoca Mehmet Kadir Nasih), Mustafa Asım Efendi, Mehmet Tahir (Bursalı), Damat Mahmut Paşa, Necmettin Molla (Adliye Nazırı), Naili Efendi (Nakşibendi, Şeyh Abdülkadir’in kardeşi), Ömer Seyfettin, Menemenlizade Rıfat Bey, Miralay Sadık Bey, Sami Paşazade Sezai, Saffet Paşa. MASON + BEKTAŞİLER : Ali Fethi (Okyar), Ahmet Bedevi Kuran (R.K.), Cemal Bardakçı, Enver Paşa, Ethem Ruhi Balkan, Fuat Balkan, Niğde Mebusu Hayri Efendi, İhsan Namık Bey, Kazım Karabekir Paşa, Şeyhülislam Musa Kazım Efendi, Dr. Miralay Mehmet Ali Baba, Mehmet Cemil, Namık Kemal, Rıza Tevfik Bölükbaşı, Salih Cimcoz (İstanbul mebusu), Prens Sabahattin Bey, Talat Paşa, Cemal Paşa, Kara Vasıf Bey,Ziya Paşa, Hakkı Baha Bey. . |